Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Gerçi benden dūr oldı hicrde yār u diyār
Cān u yār içre muḳīm-dil olupdur yare yār
İy ṣanem deyr-i cihānda zülfüñüñ sevdāların
Başuma alduġumı ‘ayb itme kim başuñda var
Tekye-i dehr içre düşdüm ayaġına cümleden
El çeküp ben eyledüm pīr-i muġānı iḫtiyār
Hem-nişīn-i ḫār gördüm ol gül-i ḫandānumı
Her-dem eylersem ‘aceb mi iy göñül zār-ı hezār
Şöyle mest ol ḥaşre dek ayılma Fażlī ger ola
Sāḳi-i maḥbūb destinde şarāb-ı ḫoş-güvār
Günümüz Türkçesiyle
1. Ayrılıkta yâr da diyar (yurt) da benden uzak düştü gerçi; (ama) gönül can ile yâr arasında yerleşmiş, yaraya yâr olmuştur. (Beytin ikinci mısraı kapalıdır.)
2. Ey put (güzel), dünya manastırında zülfünün sevdalarını başıma aldığımı ayıplama; çünkü (o sevda) senin başında da var.
3. Dünya tekkesinde herkesten el çekip pîr-i muganın (meyhaneci pirinin) ayağına düştüm, onu seçtim.
4. O gülen gülümü dikenle yan yana oturur gördüm; ey gönül, her an bülbül gibi inlesem şaşılır mı?
5. Ey Fazlî, sevgili sakinin elinde hoş içimli şarap olursa, öyle sarhoş ol ki mahşere dek ayılma.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; Özkat bu gazeli zengin kafiyeli gazeller arasında sayar. Kafiye "diyār, yār, var, iḫtiyār, hezār, ḫoş-güvār" kelimelerindeki "-ār/-ar" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde altmış dördüncü gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 236b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit ayrılığın getirdiği iki kaybı, yâri ve yurdu birlikte anar; "yār u diyār" ikilisi ses bakımından da birbirine yakındır. İkinci mısrada "yar" (yara) ve "yār" (sevgili) kelimelerinin yan yana gelmesiyle bir cinas kurulur; beytin anlamı tam açık olmamakla birlikte, gönlün sevgiliden uzakta yarasıyla dost olduğu anlaşılır. İkinci beyitte "sevdā" kelimesi hem aşk hem de kara safra, yani siyah renk anlamıyla kullanılır: sevgilinin siyah zülfü başındadır, âşık da o zülfün sevdasını başına almıştır. "Deyr" (manastır) ve "ṣanem" (put) kelimeleri birlikte, aşkı bir başka inancın tapınağına benzeten bilinen bir söyleyişi oluşturur.
Üçüncü beyit rindane bir tercihi anlatır: âşık dünya tekkesinde herkesten el çekmiş ve pîr-i muganın ayağına düşmüştür. Pîr-i mugan, divan şiirinde meyhanenin yaşlı sahibidir ve tasavvufî yorumda mürşidi temsil eder; tekke ile meyhanenin aynı beyitte buluşması bu çift anlamı güçlendirir. Özkat bu beyti hem "ayağına düşmek" hem de "el çekmek" deyimlerinin örnekleri arasında gösterir. Dördüncü beyitte gül-diken-bülbül üçlüsü kurulur: gülün dikenle yan yana durması, sevgilinin rakiple bir arada olmasıdır ve âşık bülbül gibi inler. "Hezār" kelimesi bülbül anlamına gelir ve "zār" (inilti) ile ses bakımından iç içedir. Son beyitte âşık kendine, sevgili sakinin elinden içilecek şarapla mahşere dek ayılmayacak kadar sarhoş olmayı öğütler.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 322, gazel no. 64 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 236b); ayrıca s. 69 (kafiye), s. 90 ve 92 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






