Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilün
‘Āşıḳa nālelerüñ yirini eflāk idegör
Zührenüñ ġayret ile zehresini çāk idegör
Gün gibi ḳadr ile başuñ göge irerse daḫi
Yüzüñi her kişinüñ ayaġına ḫāk idegör
Kār iderse saña ger zehr-i ġamı dīni dūn
Sen ḳanā‘at meyini var aña tiryāk idegör
‘Işḳ bir şāhid imiş ḫalḳ-ı cihān ‘āşıḳdur
Gel beru ‘āşıḳ iseñ sen daḫı idrāk idegör
Dōstuñ ṭālib-i dīdārı iseñ iy ‘āşıḳ
Var yüri ḳalbüñi āyīne gibi pāk idegör
Ṣanma senden ṣaḳına bir oḳın iy şāh-ı cihān
Sen hemān kendüñi şāyeste-i fitrāk idegör
Çekme dünyā ġamını ‘ārif iseñ iy Fażlī
Mey-i yāḳūt ile var cānı feraḥ-nāk idegör
Günümüz Türkçesiyle
1. Âşığa (de ki:) iniltilerinin yerini felekler et (iniltilerin göklere ulaşsın); Zühre'nin ödünü kıskançlıkla patlat.
2. Güneş gibi itibarla başın göğe erse bile yüzünü herkesin ayağına toprak et (alçakgönüllü ol).
3. Alçak dünya sana gam zehrini işletirse, sen hemen kanaat şarabını ona panzehir (tiryak) eyle.
4. Aşk bir güzel imiş, cihan halkı (ona) âşıktır; beri gel, âşıksan sen de (bunu) idrak et.
5. Ey âşık, Dost'un yüzünü görmek istiyorsan git, kalbini ayna gibi temizle.
6. Ey cihan şahı, (âşığın) senin bir okundan sakınacağını sanma; sen yalnız kendini av kayışına (fitrak) layık kıl. (Beyit iki türlü okunabilir: "sakınmak" eski anlamıyla "esirgemek" alınırsa, söz âşığa yöneltilmiş olur: "cihan şahının senden bir okunu esirgeyeceğini sanma; sen yalnız kendini onun av kayışına layık kıl.")
7. Ey Fazlî, ârifsen dünya gamını çekme; git, canını yakut renkli şarapla ferahlat.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "idegör" (et, eyle) kelimesidir; Özkat bu gazeli Türkçe kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "eflāk, çāk, ḫāk, tiryāk, idrāk, pāk, fitrāk, feraḥ-nāk" kelimelerindeki "-āk" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde altmış birinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 235b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, redifteki emir kipiyle baştan sona bir öğüt havası taşır ve aşk ile tasavvuf arasında gidip gelir. İlk beyitte âşığa iniltilerini göklere ulaştırması ve Zühre'nin ödünü patlatması söylenir. Zühre (Venüs yıldızı) divan şiirinde gökyüzünün çalgıcısı olarak anılır; âşığın feryadı onu kıskandıracak kadar güçlü olmalıdır. "Zühre" ile "zehre" (öd) kelimeleri arasında bir ses benzerliği vardır. İkinci beyitte güneş gibi başı göğe ermiş birinin bile yüzünü herkesin ayağına toprak etmesi öğütlenir; göğe ermek ile toprak olmak arasındaki tezat alçakgönüllülüğü anlatır. Özkat bu beyti "başı göğe ermek" deyiminin örneği olarak verir.
Üçüncü beyit tıp dilinden yararlanır: dünya gam zehrini işletirse kanaat şarabı ona tiryak, yani panzehir olur. Dördüncü ve beşinci beyitler tasavvufî bir söyleyişe yönelir: aşk bir güzeldir ve bütün cihan halkı ona âşıktır; Dost'un yüzünü görmek isteyen, kalbini ayna gibi temizlemelidir. Kalbin aynaya benzetilmesi ve cilalanması gereği, tasavvufta gönlü arındırma düşüncesinin bilinen imgesidir. Altıncı beytin anlamı açık değildir; "fitrāk", avcının avını bağladığı eyer kayışıdır ve âşık, sevgilinin okuyla vurulup onun terkisine bağlanacak bir av olarak düşünülür. Son beyitte ârif olanın dünya gamını çekmemesi ve canını yakut renkli şarapla ferahlatması öğütlenir; böylece gazel, rindane bir çağrıyla biter.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 320, gazel no. 61 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 235b); ayrıca s. 43 (deyimler), s. 69 (redifler), s. 91 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






