Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Derd-i dilberden ḫaber-dār olmayan bīmārdur
Dāġ-ı ‘ışḳından dil-efgār olmayan inkārdur
Sāġarumı çekmedür kārı dem-ā-dem ṣūfiyā
Ehl-i ‘ışḳı ṣanma kim sencileyin bī-kārdur
Ruḫlaruñ devrinde dil itmez lebüñden ictināb
Bādeden perhīz vaḳt-i gülde key düşvārdur
Na‘re-i mestānemüz eflāke irişse n’ola
Bezmimüzde çünki sāḳī ol ḳamer-ruḥsārdur
Terk-i ‘ār it vaṣl-ı yāre ṭālib iseñ Fażliyā
Dāyimā men‘-i viṣāl iden belā-yı ‘ārdur
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgili derdinden haberi olmayan (asıl) hastadır; aşkının yarasından gönlü yaralı olmayan (aşkı) inkâr edendir.
2. Ey sofu, (âşığın) işi her an kadehimi çekmektir (içmektir); aşk ehlini senin gibi işsiz güçsüz sanma.
3. Yanaklarının devrinde (gül mevsiminde) gönül dudağından kaçınmaz; gül vaktinde şaraptan perhiz etmek pek güçtür.
4. Sarhoşça nâramız göklere erişse şaşılır mı; çünkü meclisimizde saki o ay yanaklıdır.
5. Ey Fazlî, yâre kavuşmak istiyorsan utanmayı (arı) bırak; kavuşmaya daima engel olan ar belasıdır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dur/-dür" ekidir; Özkat bu gazeli ek redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "bīmār, inkār, bī-kār, düşvār, ruḫsār, ‘ār" kelimelerindeki "-ār" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde altmış yedinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 237a) bulunur. Özkat'ın notuna göre ilk beytin ikinci mısraındaki "dil-efgār" kelimesi nüshada "dil-figār" biçiminde yazılmıştır; iki biçim de "gönlü yaralı" anlamına gelir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, aşkı bilmeyeni hasta sayan bir tersine çevirmeyle açılır: asıl hasta, sevgilinin derdinden habersiz olandır; aşk yarası taşımayan gönül de aşkı inkâr etmiş sayılır. İkinci beyitte sofuya seslenilir ve aşk ehlinin işsiz olmadığı söylenir, çünkü onların işi kadeh çekmektir. "Kār" (iş) ile "bī-kār" (işsiz) arasındaki ilgi, sofunun ibadetiyle âşığın şarabı arasında alaycı bir karşılaştırma kurar. Üçüncü beyitte sevgilinin yanakları gül mevsimine benzetilir; "devr" kelimesi burada hem mevsim, zaman anlamını hem de meclislerde kadehin elden ele dolaşması anlamını çağrıştırır, bu ikinci anlam bizim yorumumuzdur. Gül mevsiminde şaraptan uzak durmanın güçlüğü, divan şiirinde bahar ile işret arasındaki bilinen bağa dayanır.
Dördüncü beyitte meclisin sakisi ay yanaklı sevgili olunca sarhoşların nâraları göklere ulaşır; ay ile gök arasındaki tenasüp bu yükselişi destekler. Son beyit melâmet düşüncesine yaklaşır: kavuşmak isteyen ar ve utanma duygusunu bırakmalıdır, çünkü kavuşmaya engel olan ar belasıdır. Kafiyede "‘ār" kelimesi ilk mısrada "terk-i ‘ār", ikinci mısrada "belā-yı ‘ār" olarak iki kez kullanılır; bu tekrar, gazelin son sözünü vurgular.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 324, gazel no. 67 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 237a); ayrıca s. 68 (redifler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






![Gazel 70 — Ḫaste dil cānından artuḳ lā‘l-i cānān[ın] sever](https://amasya05.com/storage/gallery/1c54740c8cfec9381fbf778479e8c731.jpg)