Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü Fā‘ilātü Mefā‘īlü Fā‘ilün
‘Ālem ribāṭi bir iki günlük ḳonaḳ durur
Ṣanmañ ki ‘ömr ḳāfilesi oturaḳ durur
Görsem yüzüñi cān ramaḳa irdügünde ger
‘Ömrüñ biñ olsa ḥāṣılum ol bir ramaḳ durur
Ḳanlu yaş ile bezm-i maḥabbetde gözlerüm
Gūyā şarāb ile iki ṭolu ayaḳ durur
Sāḳī yanumda tek ṭolu olsun yataḳ hemān
Mey-ḫāne gūşesi baña zībā yataḳ durur
Ma‘cūna virme ‘aḳluñı ṣarf eyle bādeye
Uġrı din[il]se zīra ḥarāmīye ḥaḳ durur
Ḳan aġladı felek görüp aḥvālümi benüm
Vaḳt-i seḥerde ṣanma görinen şafaḳ durur
Kimden ne bāk Fażlī’ye ‘ālemde iy güneş
Kim ṣubḥ gibi alnı açıḳ yüzi aḳ durur
Günümüz Türkçesiyle
1. Dünya kervansarayı bir iki günlük bir konaktır; ömür kervanının oturak (kalıcı) olduğunu sanmayın.
2. Can son nefese (ramak) erdiğinde yüzünü görsem, bin ömrüm olsa (bütün) kazancım o tek nefes olur.
3. Muhabbet meclisinde kanlı yaşla (dolu) gözlerim, sanki şarapla dolu iki kadeh durur.
4. Saki, yanımda yalnız dolu (kadeh) bulunsun, yatak da hemen (orası) olsun; meyhane köşesi bana güzel bir yataktır. (İlk mısraın anlamı tam açık değildir.)
5. Aklını macuna verme, onu şaraba harca; çünkü (macuna) hırsız denilse, haramiye (bu ad) haktır.
6. Halimi görüp felek kan ağladı; seher vaktinde görüneni şafak sanma.
7. Ey güneş, Fazlî'ye dünyada kimden ne korku; o, sabah gibi alnı açık, yüzü aktır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun muzâri bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "durur" kelimesidir; Özkat bu gazeli Türkçe kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ḳonaḳ, oturaḳ, ramaḳ, ayaḳ, yataḳ, ḥaḳ, şafaḳ, aḳ" kelimelerindeki "-aḳ" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde altmış üçüncü gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 236a) bulunur. Beşinci beyitteki "din[il]se" kelimesinde köşeli ayraç içindeki hece Özkat'ın eklemesidir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, dünyanın geçiciliğini anlatan bir beyitle açılır: dünya bir "ribāṭ", yani yol üstündeki kervansaraydır ve ömür kervanı orada ancak bir iki gün konaklar. "Ribāṭ", "ḳonaḳ", "ḳāfile" ve "oturaḳ" kelimeleri yolculuk alanından bir tenasüp kurar. İkinci beyitte "ramaḳ" (son nefes) kelimesi hem kafiyede hem de mısra içinde kullanılır: can son nefese geldiğinde sevgilinin yüzünü görmek, bin ömürden daha değerlidir. Üçüncü beyitte kanlı yaşla dolu gözler, şarapla dolu iki kadehe benzetilir. Dördüncü beyit meyhane köşesini âşığa yatak olarak gösterir; ilk mısraındaki "yataḳ" kelimesi ikinci mısrada kafiye olarak tekrarlanır.
Beşinci beyitte aklı uyuşturan macun ile şarap karşılaştırılır: aklı macuna vermek yerine şaraba harcamak daha iyidir, çünkü aklı çalan macuna hırsız denmesi yerindedir. "Uġrı" (hırsız) ile "ḥarāmī" (yol kesici) kelimeleri bir tenasüp kurar. Altıncı beyitte seher vaktinin kızıllığı, âşığın haline bakıp kan ağlayan feleğin gözyaşı olarak gösterilir; şafağın kızıllığına böyle bir sebep bulunması hüsn-i ta'lil niteliğindedir. Özkat bu beyti "kan ağlamak" deyiminin örnekleri arasında sayar. Son beyitte Fazlî'nin hiç kimseden çekinmesi gerekmediği söylenir, çünkü o sabah gibi "alnı açık, yüzü ak"tır. Özkat bu beyti hem deyimlere ilk örnek verdiği listede hem de "alnı açık yüzü ak" deyiminin örneği olarak anar. Sabahın aydınlığı ile ak yüz arasındaki benzetme deyimi beyte doğal biçimde yerleştirir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 321-322, gazel no. 63 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 236a); ayrıca s. 43 (deyimler), s. 69 (redifler), s. 90 ve 92 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






