Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Fitne destin uzadup zülfüñ çü mekre başlar
Nice miskīn ayaġa düşer kesilür başlar
Mezra‘-ı cānda ṣaçaldan fitne tuḫmın beglerüñ
Lāle-veş baġrumda çaḳdı ḳara ḳara başlar
Görinen ṣanma şafaḳ tā çerḫa dek pür oldı ḫūn
Ġarḳa virüp ‘ālemi çeşmümden aḳan yaşlar
Naḳşı yā Rab ol büt-i ḫūbuñ niçe zībā olur
Her feni yazmaḳda ‘āciz ḳaldılar naḳḳāşlar
Başına ṭaş yaġsa yoluñda şu kim yüz döndere
Başum-içün anı [kim] müftī-i ḥüccet ṭaşlar
Yolum urdı rāh-ı ġamda bir ḥarāmī gözlü yār
Āḫiret ḥaḳḳın ḥelāl eyleñ baña yoldaşlar
Fażliyā ‘ālemde gerçi çoḳ güzel seyr eyledüm
Bir güzelde görmedüm bu resme gözler kaşlar
Günümüz Türkçesiyle
1. Zülfün fitne elini uzatıp hileye başlayınca nice miskin ayağa düşer, başlar kesilir.
2. Beylerin (güzellerin) can tarlasına fitne tohumu saçtığından beri, lale gibi bağrımda kapkara başlar (yaralar) çatladı.
3. Görüneni şafak sanma; gözümden akan yaşlar âlemi suya gark edip göğe dek (her yeri) kanla doldurdu.
4. Ya Rabbi, o güzel putun nakşı ne kadar güzel ki onu resmetmekte nakkaşlar her hünerde aciz kaldılar.
5. Senin yolunda başına taş yağdı diye yüz çeviren kişiyi, başım hakkı için, müftü hüccetle (fetvayla) taşlar.
6. Gam yolunda haramî gözlü bir yâr yolumu kesti; yoldaşlar, ahiret hakkınızı bana helal edin.
7. Ey Fazlî, dünyada gerçi çok güzel seyrettim; ama bir güzelde bu şekilde göz ve kaş görmedim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif çokluk eki "-lar"dır; Özkat bu gazeli ek redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "baş, baş, yaş, naḳḳāş, ṭaş, yoldaş, kaş" kelimelerindeki "-aş" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde altmış altıncı gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 237a) bulunur. Beşinci beyitteki "[kim]" kelimesi Özkat'ın eklemesidir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir cinasla kurulur: ilk mısranın sonundaki "başlar" fiildir ve "başlamak" anlamındadır, ikinci mısranın sonundaki "başlar" ise "baş" kelimesinin çokluğudur; zülf hileye başlayınca başlar kesilir. Bu tespit bizimdir. Özkat bu beyti hem "ayağına düşmek" hem de "el uzatmak" deyimlerinin örnekleri arasında gösterir. Zülfün fitne çıkaran, el uzatan bir zorba gibi düşünülmesi divan şiirinde sık görülür. İkinci beyitte güzeller can tarlasına fitne tohumu saçar ve âşığın bağrında lale gibi kara yaralar açar; lalenin ortasındaki koyu leke, âşığın bağrındaki yara izine benzetilir.
Üçüncü ve dördüncü beyitler Özkat'ın, Fazlî'nin ses benzerliği tespit ettiği farklı dillere ait kelimeleri kafiye yapmasına verdiği örnektir; Özkat bu iki beyti Türkçe-Arapça kafiyeye örnek gösterir: Türkçe "yaş" ile Arapça "naḳḳāş" kafiyelenir. Üçüncü beyitte ufuktaki kızıllık, âşığın gözünden akan kanlı yaşların göğe dek yükselmesiyle açıklanır; şafağın kızıllığına böyle bir sebep gösterilmesi hüsn-i ta'lil niteliğindedir. Dördüncü beyitte sevgilinin güzelliği karşısında nakkaşların aciz kalması anlatılır. Beşinci beyit Özkat'ın "başına taş yağmak" ve "yüz döndürmek" deyimlerine verdiği örneklerdendir: sevgilinin yolunda başına taş yağdı diye yüz çeviren, müftünün fetvasıyla taşlanmayı hak eder. "Ṭaş" ile "ṭaşlar" arasında iştikak vardır. Altıncı beyitte haramî gözlü yâr âşığın yolunu keser; "yol", "rāh", "ḥarāmī" ve "yoldaş" kelimeleri bir tenasüp kurar ve âşık, ölmek üzere olan biri gibi yoldaşlarından hakkını helal etmelerini ister.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 323, gazel no. 66 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 237a); ayrıca s. 68 (redifler), s. 70 (farklı dillerden kafiyeler), s. 90-92 ve 94 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






