Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Geh beni öldürmege müjgānın ol şeh tīr ider
Gāh ḳanum dökmege her ġamzesin şemşīr ider
İtmedi zāyil cefā ḫaṭṭını göñlüñden başum
Müddet ile naḳşı sengī gerçi mā-taġyīr ider
Cūy-ı eşkinden çeküp eṭrāfına dil dāyire
Ol perī ruḫsārı ḫarbü’l-baḥr ile tesḫīr ider
Ṣūretüm bir zer varaḳdur k’anda naḳḳāş-ı belā
Kilk-i müjgānumla miḥnet naḳşını taṣvīr ider
Şi‘r-i şekker-bāruñ iy Fażlī ne ṭūṭīdür senüñ
Ḳanda ise bir şeker-leb vaṣfını taḳrīr ider

Günümüz Türkçesiyle

1. O şah kimi zaman beni öldürmek için kirpiklerini ok eder, kimi zaman kanımı dökmek için her gamzesini kılıç eder.

2. Başım, onun gönlünden cefa yazısını silemedi; gerçi su, zamanla taşın nakşını bile değiştirir. (İkinci mısradaki "mā" kelimesi Arapça "su" anlamıyla okunmuştur.)

3. Gönül, gözyaşı ırmağından onun etrafına bir daire çekip o peri yüzlüyü "ḫarbü'l-baḥr" ile ele geçirmeye çalışır. (Tamlamanın burada neyi anlattığı açık değildir.)

4. Yüzüm (sararmış) bir altın yapraktır ki bela nakkaşı orada kirpiğimin kalemiyle mihnet nakşını resmeder.

5. Ey Fazlî, şeker saçan şiirin ne (güzel) bir papağandır ki nerede olsa bir şeker dudaklının vasfını anlatır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ider" kelimesidir; Özkat bu gazeli Türkçe kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "tīr, şemşīr, taġyīr, tesḫīr, taṣvīr, taḳrīr" kelimelerindeki "-īr" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde altmış sekizinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 237a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk beyit "geh... gāh" (kimi zaman... kimi zaman) yapısıyla kurulur: sevgili kirpiklerini ok, gamzesini kılıç eder. Kirpiğin oka, bakışın kılıca benzetilmesi divan şiirinin en bilinen mazmunlarındandır; Özkat bu beyti "kan dökmek" deyiminin örnekleri arasında sayar. İkinci beyit, zamanla taşı aşındıran su imgesine dayanır: su taşın nakşını bile değiştirir, ama âşığın başı sevgilinin taş gönlündeki cefa yazısını silememiştir. İlk mısradaki "başum" kelimesiyle ikinci mısradaki su imgesi arasında bağ kurmak güçtür; "yaşum" (gözyaşım) okunuşu anlamı daha açık kılardı, ancak bu yalnız bir tahmindir ve metne dokunulmamıştır.

Üçüncü beyit büyü ve tılsım dünyasından alınmış görünür: gönül gözyaşı ırmağından sevgilinin çevresine bir daire çeker ve o peri yüzlüyü ele geçirmeye çalışır. Perilerin daire çizilerek ve okunarak ele geçirildiği inancı "tesḫīr" kelimesiyle anılır; "ḫarbü'l-baḥr" tamlamasının bu beyitte neyi anlattığı ise açık değildir. Dördüncü beyitte âşığın sararmış yüzü bir altın yaprağa, kirpiği bir kaleme, çektiği mihnet de bu yaprağa işlenen bir nakşa benzetilir; "zer varaḳ", "naḳḳāş", "kilk" ve "taṣvīr" kelimeleri kitap sanatlarından bir tenasüp kurar. Son beyit Özkat'ın, Fazlî'nin kendi şiiri üzerine söyledikleri arasında andığı beyittir. Özkat'a göre şair şiirlerini "şeker-bâr" bir "tûtî" olarak nitelendirir. Papağanın şekerle ilişkisi ve şeker dudaklı sevgilinin vasfı, "şekker-bār", "ṭūṭī" ve "şeker-leb" kelimeleri arasında bir tenasüp oluşturur.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 324, gazel no. 68 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 237a); ayrıca s. 41 (şiiri üzerine söyledikleri), s. 69 (redifler), s. 92 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar