Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün
Libās-ı ‘ışḳı ben geydüm anuñ ḥālini benden ṣor
Bir āteş-pīrehendür anı başından geçenden ṣor
Lebüñ acılarını ḫüsrevā ġayra su’āl itme
Ġam-ı şīrīni bilmek ister iseñ kūh-kenden ṣor
Bahār irdi vü gül geldi cihān reşk-i bihişt oldı
Bugün uçmaġuñ evṣāfını gel mürġ-ı çemenden ṣor
Bu dāġ-ı derd ile ṣaḥrā-yı ġamda lāle-veş iy dil
Şehīd-i dāġ-ı ‘ışḳ olduġumı ḳanlu kefenden ṣor
Gözi öldürdügini dirgürür bir sözle ol ‘Īsī
Ne ḥikmetdür anı Fażlī leb-i şekker-şikenden ṣor
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşk elbisesini ben giydim, onun halini benden sor; o ateşten bir gömlektir, onu başından geçenden sor.
2. Ey hükümdar (sevgili), dudağının acılarını başkasına sorma; tatlı gamı (Şirin'in gamını) bilmek istersen dağ delenden (Ferhad'dan) sor.
3. Bahar geldi, gül açtı, dünya cennetin kıskandığı bir yer oldu; bugün cennetin vasıflarını gel çimen kuşundan (bülbülden) sor.
4. Ey gönül, bu dert yarasıyla gam çölünde lale gibi aşk yarasının şehidi olduğumu kanlı kefenden sor.
5. O İsa, gözünün öldürdüğünü bir sözle diriltir; ey Fazlî, bunun ne hikmet olduğunu şeker kıran dudaktan sor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-den ṣor" (-den sor) sözüdür; Özkat bu gazeli ek ve Türkçe kelimeden oluşan ek grubu redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ben, geçen, kūh-ken, çemen, kefen, şeker-şiken" kelimelerindeki "-en" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yetmiş birinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 238a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beyti, bir şeyin gerçeğini onu yaşamış olana sormayı öğütler. İlk beyitte aşk, giyilen bir elbiseye ve ateşten bir gömleğe benzetilir. "Başından geçmek" sözü burada iki anlamlıdır: hem bir şeyi yaşamak hem de gömleğin baştan geçirilerek giyilmesi; bu tevriye bizim tespitimizdir. İkinci beyitte Ferhad ile Şirin hikâyesine telmih vardır: Şirin'e kavuşmak için dağ delen Ferhad, "kūh-ken" (dağ delen) diye anılır ve "ġam-ı şīrīn" sözü hem tatlı gam hem de Şirin'in gamı olarak anlaşılır. Sevgilinin dudağının "acıları" ile "şīrīn" arasındaki tezat da beyte katılır.
Üçüncü beyit bahar tablosudur: gül açmış, dünya cennete taş çıkaracak hale gelmiştir; cennetin vasıflarını bilmek isteyen, çimenlerin kuşu bülbüle sormalıdır. Burada cennet için Türkçe "uçmaḳ" kelimesi kullanılır. Dördüncü beyitte âşık kendini lale gibi aşk şehidi sayar: lalenin kırmızı yaprakları kanlı bir kefene, ortasındaki koyu leke de aşkın açtığı yaraya benzer. Son beyitte sevgili yine İsa'ya benzetilir: gözüyle öldürdüğünü sözüyle diriltir. Bu hikmetin sırrı, "şeker kıran" dudakta, yani söyleyince şekeri bile kıskandıran tatlı sözdedir. Gözün öldürmesi ile dudağın diriltmesi arasındaki tezat beyti taşır.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 326, gazel no. 71 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 238a); ayrıca s. 69 (redifler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar



![Gazel 70 — Ḫaste dil cānından artuḳ lā‘l-i cānān[ın] sever](https://amasya05.com/storage/gallery/1c54740c8cfec9381fbf778479e8c731.jpg)


