Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilün

İy ḳamer ḳulle-i çerḫ olmaz idi pāye saña
Ṣalmasa luṭf ile ol mihr-i cihān sāye saña
Būsesini alımazduñ yalıñuz cān ile sen
Ser daḫı iy dil eger olmasa sermāye saña
Ḫvān-ı şādī senüñ aşuñ degül olma ṭāma‘
İy dil-i ḫaste yeter ni‘met-i ġam vāye saña
Böyle şīrīn neden olduñ meger iy ṭıfl-ı laṭīf
Cān-ı şīrīn yidürür süd yirine dāye saña
Zīnetüñ yoġ ise zāhirde libās ile n’ola
Fażliyā ḥüsn-i kelām oldı çü pīrāye saña

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey ay, o dünya güneşi lütfedip sana gölgesini salmasaydı, felek doruğu senin için bir basamak (rütbe) olmazdı.

2. Ey gönül, sermaye olarak başın da olmasaydı, onun bir öpücüğünü yalnız canla alamazdın.

3. Ey hasta gönül, sevinç sofrası senin aşın değildir, tamah etme; gam nimeti sana azık olarak yeter.

4. Ey latif çocuk, meğer böyle tatlı nasıl oldun? Dadın sana süt yerine tatlı can yedirir.

5. Ey Fazlî, görünüşte elbiseyle bir süsün yoksa ne olur; güzel söz sana süs olmuştur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "saña" kelimesidir; kafiye "pāye, sāye, sermāye, vāye, dāye, pīrāye" kelimelerindeki "-āye" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yedinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 217b) bulunur. Özkat'a göre eksiksiz ulaşan 124 gazelin 83'ü bu gazel gibi beş beyittir; Fazlî uzun (mutavvel) gazel yazmamıştır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin beyitleri, divan gazelinde sık görüldüğü gibi, farklı muhataplara seslenir: ilk beyitte aya, ikinci ve üçüncü beyitte gönle, dördüncü beyitte sevgiliye, son beyitte de şairin kendisine. Onları birleştiren, redifteki "saña" kelimesiyle her beyitte birine bir şeyin verildiğini ya da verilmediğini söyleyen yapıdır.

İlk beyit bir hüsn-i talil (güzel nedenlendirme) örneğidir. Ayın göğün doruğuna çıkması, "dünya güneşi" olan sevgilinin lütfedip ona gölge salmasına bağlanır. Güneşin gölge salması kendi içinde bir paradokstur; ama "sāye ṣalmak" deyimi Osmanlı şiirinde himaye etmek anlamında kullanılır ve Özkat bu beyti "sâye salmak" deyiminin örnekleri arasında sayar. Ayın ışığını güneşten alması düşüncesi de beytin arka planında durur. "Ḳulle" (doruk), "pāye" (basamak, rütbe) ve "çerḫ" (felek) bir tenasüp kurar.

İkinci beyit bir alışveriş dili kullanır: sevgilinin bir öpücüğü yalnız canla satın alınamaz, "ser" (baş) da sermaye olarak gerekir. Üçüncü beyitte gönle sevinç sofrasından umudunu kesmesi, gam nimetiyle yetinmesi söylenir; "ḫvān" (sofra), "aş", "ni‘met" ve "vāye" (azık, nasip) kelimeleri tenasüp oluşturur. Dördüncü beyitte sevgili "ṭıfl-ı laṭīf" (latif çocuk) diye anılır; tatlılığı, dadısının ona süt yerine "cān-ı şīrīn" (tatlı can) yedirmesine bağlanır. "Şīrīn" kelimesi hem sevgilinin tatlılığını hem de "tatlı can" deyimini karşılar. Makta beytinde şair, giyim süsünden yoksunluğunu sözün güzelliğiyle telafi eder; "zīnet", "libās" ve "pīrāye" (süs) kelimeleri yine bir tenasüp içindedir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 287-288, gazel no. 7 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 217b); ayrıca s. 61-62 (gazeller üzerine), s. 93 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar