Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü Mefā‘īlün Fe‘ūlün
Sen serv-ḳade ḳul oldı ṭūbā
طوبي لمن اقتداك طوبي
Kim Ka‘be ḳapuñ ṭavvāf ḳıldı
قد ضاعف ربّه ثوابا
مَنْ حَسَّنَ شَانَهُ رُبَّانُ
من افتخر بفضل آبائه
پا از سرو سر ز پا ندانم
از شوق چو بر سرم زدي پا
Destüñ ṭoludur çü bāde sāḳī
Ṣun destüme cām-ı nāb-ı ṣahbā
اين نيست غزل كه گفت فضلي
قد انزل رُبّه كتابا
با كم نه ز حيلت اعادي
باماست چو همّت احبّا
Latin harfleriyle okunuşu: 1. Sen serv-ḳade ḳul oldı ṭūbā / Ṭūbā li-men iḳtedāke ṭūbā
2. Kim Ka‘be ḳapuñ ṭavvāf ḳıldı / Ḳad żā‘afe rabbuhū s̱evābā
3. Men ḥassene şānehū rubbānu / Men iftaḫara bi-fażli ābā’ihī
4. Pā ez ser ü ser zi-pā nedānem / Ez şevḳ çü ber serem zedī pā
6. Īn nīst ġazel ki goft Fażlī / Ḳad enzele rabbuhū kitābā
7. Bākem ne zi-ḥīlet-i a‘ādī / Bā-māst çü himmet-i eḥibbā
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey servi boylu, Tuba ağacı sana kul oldu; sana uyana müjdeler olsun, müjdeler. (Tuba, cennette bulunduğuna inanılan ağaçtır.)
2. Her kim senin kapını Kâbe gibi tavaf ettiyse Rabbi onun sevabını kat kat artırmıştır.
3. İşini güzel gören kaptandır; atalarının faziletiyle övünen kimse ise... (Birinci mısraı Özkat "Gemisini kurtaran kaptandır" diye çevirir. İkinci mısraın anlamını da soru işaretiyle verir; mısra yarım kalmış bir karşılaştırma gibi durur.)
4. Şevkle başıma ayak bastığın zaman ayağı baştan, başı ayaktan ayıramam. (Özkat'ın çevirisi: "Şevk bana üstünlük sağladığında şaşırırım, ne yapacağımı bilemem." Farsçada baş ile ayağı ayıramamak, şaşırıp kalmak demektir.)
5. Ey saki, elin şarapla dolu olduğuna göre elime o saf, kırmızı şarabın kadehini sun.
6. Fazlî'nin söylediği bu şey gazel değildir; onu Rabbi bir kitap olarak indirmiştir.
7. Düşmanların hilesinden korkum yok; çünkü dostların himmeti bizimledir. (Özkat birinci mısraı "Korkum, hile ile yeniden söylenmesinden değildir" diye çevirir; "اعادي" kelimesini "i‘ādī" (yeniden söyleme) okuduğu anlaşılır. Biz "a‘ādī" (düşmanlar) okuduk.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mef‘ūlü mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır. Özkat bu gazeli Fazlî'nin Türkçe, Arapça ve Farsça olmak üzere üç dilde yazdığı iki mülemma gazelinden biri olarak gösterir. Mülemma, farklı dillerde söylenmiş mısraların bir araya geldiği şiirdir. Gazelde dört mısra Türkçe, beş mısra Arapça, beş mısra Farsçadır. İlk iki beyitte Türkçe mısrayı Arapça mısra izler; üçüncü beyit tamamen Arapça, dördüncü ve yedinci beyitler tamamen Farsça, beşinci beyit tamamen Türkçedir. Kafiye "ṭūbā, s̱evābā, pā, ṣahbā, kitābā, eḥibbā" kelimelerinin sonundaki "-ā" sesiyle kurulur ve Özkat gazeli tam kafiyeli gazeller arasında sayar. Mahlas altıncı beyitte geçer.
Gazel Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 217a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor. Neşir Arapça ve Farsça mısraları Arap harfleriyle verir ve okunuşlarını göstermez, anlamlarını dipnotta bildirir. Özgün metindeki Arap harfli mısralar Özkat'ın yazımıdır. Latin harfli okuma bizimdir; günümüz Türkçesine aktarımda Özkat'ın dipnottaki anlamları esas alınmış, ayrıldığımız yerler parantez içinde gösterilmiştir. Özkat üçüncü beytin ikinci mısraını Farsça diye işaretler; mısradaki "iftaḫara bi-fażli ābā’ihī" söyleyişinin Arapça olduğu tespitimizdir. Üçüncü beytin kafiye yerindeki kelimeler de öteki beyitlerden ayrılır ve beyit, neşirdeki biçimiyle anlamca yarım kalmış görünür.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla gazelin en dikkat çekici buluşunu taşır. "Ṭūbā" kelimesi iki mısrada iki ayrı anlamda kullanılır: Türkçe mısrada cennetteki Tuba ağacının adıdır, Arapça mısrada ise "ne mutlu, müjdeler olsun" anlamındaki ünlemdir. Servi boylu sevgiliye cennet ağacının bile kul olduğu söylenir, ardından ona uyanlara müjde verilir. Aynı kelimenin farklı anlamlarla tekrarı bir cinastır; Arapça mısranın bu kelimeyle hem başlayıp hem bitmesi söyleyişi daha da güçlendirir. Özkat "kul köle olmak" deyimini Fazlî'nin deyimleri arasında bu beyitle örneklendirir.
İkinci beyitte sevgilinin kapısı Kâbe'ye benzetilir ve bu kapıyı tavaf edenin sevabının kat kat artacağı söylenir. Divan şiirinde sevgilinin eşiği sık sık kıble ya da Kâbe olarak anılır. Dördüncü beyitteki Farsça söyleyiş baş ile ayak kelimeleri üzerine kurulmuş bir söz oyunudur: sevgili başına ayak bastığında âşık baş ile ayağı birbirinden ayıramaz. "Ser" ve "pā" kelimeleri iki mısrada dört kez geçer. Beşinci beyit gazelin tek tamamen Türkçe beytidir ve sakiye seslenen bir meyhane beytidir; "dest" (el) kelimesi iki mısrada tekrarlanır.
Altıncı beyit bir övünmedir. Şair, söylediği şiirin sıradan bir gazel olmadığını, onu Rabbinin bir kitap olarak indirdiğini söyler. Arapça mısradaki "ḳad enzele" (indirdi) sözü vahiy için kullanılan bir fiildir; şairin bununla şiirin bir ilham ürünü olduğunu abartarak anlattığı yorumumuzdur. Son beyitte şair, düşmanların hilesinden korkmadığını, çünkü dostların himmetinin kendisiyle olduğunu söyler. Özkat bu mısraı farklı okur ve şairin şiirinin hileyle yeniden söylenmesinden, yani başkalarınca sahiplenilmesinden korkmadığı anlamını verir. Bu okuma da önceki beyitteki övünmeyle uyumludur.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 285-286, gazel no. 4 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 217a; Arapça ve Farsça mısraların anlamları dipnotta); ayrıca s. 62 (mülemma gazeller), s. 69 (kafiye), s. 93 (deyimler) ve s. 108-110 (Arapça ve Farsça unsurlar), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- Rıza Kurtuluş, İskender Pala, "Mülemma‘", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2020. https://islamansiklopedisi.org.tr/mulemma
Çevrimiçi kaynaklar






