Özgün Metin
Vezin: Fe‘ūlün Fe‘ūlün Fe‘ūlün Fe‘ūl
Gülersin ben itdükçe şekvā saña
Gelür gibi ḥālüm temāşā saña
Düş oldı baña görmek uyḫu yüzin
Yüzüñ gördi ṭuş oldı göz tā saña
Ne yirde ki Mecnūn u Leylī dinür
Kifāyetdür ol ya baña ya saña
Güzellerde olur didümse vefā
O söz ġayradur ṣanma şāhā saña
Birūnumda dāġ u derūnumda ġam
Didüm ḥāli pinhān u peydā saña
Yüzüñ şem‘ine yandı pervāne dil
Velī yanduġından ne pervā saña
Cihāndan teberrā idüpdür ḳamu
Çü Fażlī ḳalupdur tevellā saña
Günümüz Türkçesiyle
1. Ben sana şikâyet ettikçe gülersin; hâlim sana seyirlik bir şey gibi gelir.
2. Uykunun yüzünü görmek bana düş oldu; gözüm yüzünü gördü ve o andan beri sana takılıp kaldı. (Beyit "düş" ile "ṭuş" (rast gelme) kelimeleri arasındaki ses benzerliğine dayanır; ikinci mısraın anlamı tam açık değildir.)
3. Mecnun ile Leylâ'nın adı nerede anılsa, o ad ya bana ya sana yeter (Mecnun benim, Leylâ sensin).
4. "Güzellerde vefa olur" dediysem, ey şah, o söz başkası içindir; sana dedim sanma.
5. Dışımda yara izi, içimde gam: hâlimin gizlisini de açığını da sana söyledim.
6. Gönül pervanesi yüzünün mumuna yandı; ama yanmasından sana ne kaygı.
7. Herkes dünyadan uzak durmuştur, çünkü Fazlî (yalnız) sana bağlı kalmıştır. (Beyit, "Fazlî bütün dünyadan uzak durmuştur, çünkü yalnız sana bağlı kalmıştır" diye de okunabilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun mütekarip bahrinden "fe‘ūlün fe‘ūlün fe‘ūlün fe‘ūl" kalıbıyla yazılmıştır. Bu kısa kalıp gazele sade ve akıcı bir söyleyiş verir. Redif "saña" kelimesidir; kafiye "şekvā, temāşā, tā, ya, şāhā, peydā, pervā, tevellā" kelimelerindeki "-ā/-a" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde altıncı gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 217b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Özkat'a göre Fazlî'nin gazellerinde işlenen konuların başında aşk gelir; sevgiliye duyulan özlem, kavuşma isteği ve sevgilinin vefasızlığı bu çerçevede sürekli vurgulanır. Bu gazel de ilgisiz bir sevgiliye yöneltilmiş kısa ve sitemli bir konuşmadır. İlk beyitte sevgili, âşığın şikâyetlerine güler ve onun hâlini bir "temāşā" (seyirlik) gibi izler. Bu kayıtsızlık altıncı beyitte yeniden ortaya çıkar: gönül pervanesi yüzün mumuna yanmıştır, ama yanmasından sevgiliye ne. Mum ile pervane, divan şiirinin en bilinen mazmunlarındandır; burada "pervāne" ile "pervā" (kaygı) kelimeleri arasında bir cinas da kurulur.
İkinci beyit ses oyununa dayanır: "düş" (rüya) ile "ṭuş" (rast gelme, karşılaşma) kelimeleri yakın seslidir. Âşık için uyku bir düş olmuştur, yani uykusuz kalmıştır; göz ise sevgilinin yüzüne rast gelmiştir. Üçüncü beyitte Leylâ ile Mecnun kıssasına telmih vardır: bu adlar nerede anılsa âşık ile sevgiliye yeter. Dördüncü beyit ince bir sitemdir: âşık "güzellerde vefa olur" demişse, bu sözün sevgiliyi kapsamadığını söyler; böylece sevgilinin vefasızlığını övgü kılığında anar.
Beşinci beyit bir leff ü neşr ve tezat örneğidir: "birūn" (dış) ile "derūn" (iç), "pinhān" (gizli) ile "peydā" (açık) karşılaştırılır; dıştaki yara izi açık, içteki gam gizlidir. Son beyitte "teberrā" (uzak durma) ile "tevellā" (bağlanma, dost tutma) dinî dilde birlikte kullanılan iki terimdir ve burada bir tezat kurar. Âşık her şeyden uzaklaşmış, yalnız sevgiliye bağlı kalmıştır.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 287, gazel no. 6 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 217b); ayrıca s. 61-62 (gazeller üzerine) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






