Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü Fā‘ilātü Mefā‘īlü Fā‘ilün
Sāḳī ṣafā ile ki mey-i dil-güşā sürer
Nūş eyleyenler anı beġāyet ṣafā sürer
Sulṭān-ı dehr olan ḳurı ġavġā çeker hemīn
Ẕevḳini milk-i ‘ālemüñ iy dil gedā sürer
Öykündi gün yüzüñe diyü māhı şehrde
Teşhīr idüp sipihr yüzine ḳara sürer
İltür işini başa virür aña devlet el
Her kim ki pāyuña yüzini dāyimā sürer
Fażlī gedā-yı kūyuñ olup ḫāke yüz sürer
Ṣanma bu devleti daḫı bir pādişā sürer
Günümüz Türkçesiyle
1. Saki safa ile gönül açan şarabı sunduğunda, onu içenler pek safa sürer.
2. Ey gönül, dünyanın sultanı olan yalnız boş kavga çeker; dünya mülkünün zevkini dilenci sürer.
3. Ay şehirde senin güneş yüzüne öykündü diye gök onu teşhir edip yüzüne kara sürer.
4. Her kim yüzünü daima ayağına sürerse, devlet ona el verir, işini başarıya ulaştırır.
5. Fazlî, mahallenin dilencisi olup toprağa yüz sürer; bu devleti bir padişahın daha sürdüğünü sanma.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun muzâri bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "sürer" kelimesidir; Özkat bu gazeli Türkçe kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "dil-güşā, ṣafā, gedā, ḳara, dāyimā, pādişā" kelimelerindeki "-ā/-a" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yetmiş dördüncü gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 238b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin asıl oyunu redifteki "sürmek" fiilinin çok anlamlılığıdır: şarap "sürülür", yani sunulur; safa ve zevk "sürülür", yani yaşanır; ayın yüzüne kara "sürülür"; âşık yüzünü sevgilinin ayağına ve toprağa "sürer"; devlet "sürülür". Fiilin her beyitte başka bir anlama kayması, redifi bir söz oyununa dönüştürür; bu tespit bizimdir. İlk beyitte "ṣafā" kelimesi iki mısrada tekrarlanır. İkinci beyit dünya saltanatı ile dervişane yoksulluğu karşılaştırır: dünyanın sultanı boş kavgalarla uğraşırken dünyanın zevkini dilenci sürer; "sulṭān" ile "gedā" arasındaki tezat beyti taşır.
Üçüncü beyit Özkat'ın incelemesinde üç yerde geçer. Özkat beyti hüsn-i ta'lil sanatının örnekleri arasında gösterir: aydaki lekeler, ayın sevgilinin güneş yüzüne öykünmesi yüzünden gökyüzünün onun yüzüne kara sürmesiyle açıklanır. Özkat aynı beyti "kara çalmak (kara sürmek)" ve "yüzü kara" deyimlerinin örnekleri arasında da sayar. Bu imge, yetmiş ikinci gazelin üçüncü beytinde de neredeyse aynı biçimde kullanılmıştır. Dördüncü beyit Özkat'ın "el vermek" deyimine verdiği örneklerdendir: sevgilinin ayağına yüz süren kişiye devlet el verir. Son beyitte bu düşünce şairin kendisine bağlanır: sevgilinin mahallesinde dilenci olup toprağa yüz süren Fazlî, hiçbir padişahın sürmediği bir devlet sürmektedir. Dilenci ile padişahın yer değiştirmesi, ikinci beyitteki tezadı gazelin sonunda yeniden kurar.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 327-328, gazel no. 74 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 238b); ayrıca s. 69 (redifler), s. 84 (söz sanatları), s. 92-94 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






