Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Dil cemālüñ muṣḥafından ḫaṭṭuñı Ḳur’ān oḳur
Ṣūret-i raḥm anda ẓāhir sūre-i Raḥmān oḳur
İtdüġüñce nāle eyler ṣanma ben dil-ḫastenüñ
Başı üzre oḳlaruñ Yāsīn-i ve’l-Ḳur’ān oḳur
Ḫaṭṭ-ı lā‘lüñ vaṣf ider dil ḫalḳa men‘-i ‘ışḳ-içün
Her belālardan emīn olmaġa ḥırz-ı cān oḳur
Derd ṭūmārıdur oḳuñ neyse yazu görelüm
Gönder anı iy ḳaşı yā dil bu şeb mihmān oḳur
Cām māl-ā-māl elinde sāḳi ḥüsnüñ vaṣf ider
Gūyiyā kim Şeyḫ Cāmī’dür Bahāristān oḳur
Ben bahāristān-ı ḥüsnüñ naḳl idersem lāl olur
Gerçi bülbül geh Gülistān u gehī Büstān oḳur
Cem’ile dīvānı taḥḳīḳ ger yazarsa nesḫ ider
Ḫaṭṭuñ evṣāfında Fażlī tāzeler dīvān oḳur

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül, cemalinin mushafından ayva tüylerini Kur'an (diye) okur; orada rahmet sureti görünür, (gönül) Rahmân suresini okur.

2. Ben gönlü hastanın feryat ettiğini sanma; başucumda okların Yâsîn ve'l-Kur'ân okur.

3. Gönül, halkı aşktan alıkoymak için la'l dudağının yazısını vasfeder; her beladan emin olmak için can muskası (hırz-ı can) okur. (Beytin ilk mısraı kapalıdır.)

4. Okun bir dert tomarıdır; ne yazılıysa görelim; ey kaşı yay, onu gönder, gönül bu gece (onu) misafir diye davet eder (okur).

5. Saki ağzına kadar dolu kadeh elinde güzelliğini vasfeder; sanki Şeyh Câmî'dir, Bahâristân okur.

6. Ben senin güzelliğinin bahar bahçesini anlatmaya kalksam dilsiz kalırım; gerçi bülbül kimi zaman Gülistân, kimi zaman Bostân okur.

7. (Fazlî) divanı derleyip tahkik ederek yazarsa (öncekileri) nesheder; Fazlî ayva tüylerinin vasfında yeni yeni divanlar okur. (Beyitte hat türlerinin adlarıyla bir oyun sezilir; anlamı tam açık değildir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "oḳur" kelimesidir; Özkat bu gazeli Türkçe kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "Ḳur’ān, Raḥmān, Ḳur’ān, cān, mihmān, Bahāristān, Büstān, dīvān" kelimelerindeki "-ān" sesiyle kurulur; "Ḳur’ān" ilk ve ikinci beyitlerde iki kez kafiye olur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yetmiş üçüncü gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 238a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, redifteki "okumak" fiilini her beyitte başka bir metne bağlar: Kur'an, Rahmân suresi, Yâsîn, muska, dert tomarı, Bahâristân, Gülistân ve Bostân, divan. Matla Özkat'ın tenasüp sanatına verdiği örneklerdendir. Sevgilinin yüzü bir mushafa, ayva tüyleri de onun yazısına benzetilir; "muṣḥaf", "ḫaṭṭ", "Ḳur’ān" ve "sūre" kelimeleri bir tenasüp kurar. "Ṣūret" (yüz, biçim) ile "sūre" arasında ses yakınlığı, "raḥm" ile "Raḥmān" arasında da iştikak vardır. İkinci beyitte âşığın başucunda okların vızıltısı, ölmek üzere olanın başında okunan Yâsîn'e benzetilir.

Dördüncü beyitte "oḳ" ve "oḳumak" arasında bir ses oyunu kurulur ve "oḳur" kelimesi "davet eder" anlamıyla da okunabilir: sevgilinin oku bir dert tomarıdır, gönül onu bu gece misafir olarak çağırır. Bu çift anlam bizim tespitimizdir. Beşinci ve altıncı beyitler Özkat'ın, Fazlî'nin okuduğu eserlere dair verdiği örnektir. Özkat'a göre Fazlî bu gazelinde İran'ın büyük mutasavvıf ve bilgini Molla Câmî'nin (1414-1492/93) Bahâristân'ını, Sâdî-i Şîrâzî'nin (1213-1292) Bostan ve Gülistan adlı eserlerini zikreder ve bu eserleri okumuş olmalıdır. Özkat Bahâristân'ı Câmî'nin 1487'de Sultan Hüseyin Baykara adına manzum-mensur karışık yazdığı, Sâdî'nin Gülistan'ı örnek alınarak eğlendirirken eğitmek amacıyla kaleme alınmış küçük hikâyelerden oluşan bir eser olarak tanıtır; Bostan'ı 1257'de yazılmış ahlaki-didaktik bir mesnevi, Gülistan'ı da 1258'de yazılmış manzum-mensur karışık bir nasihatname olarak anar.

Bu iki beyitte kitap adları güzellik imgeleriyle iç içe geçer: elindeki "cām" (kadeh) ile sevgilinin güzelliğini anlatan saki, adındaki ses benzerliği yüzünden Câmî'ye benzetilir ve "bahāristān" hem Câmî'nin eserinin adı hem de bahar bahçesi anlamına gelir. Altıncı beyitte bülbülün gül bahçesinde ve bostanda ötmesi, Gülistân ve Bostân okuması olarak anlatılır. Son beyitte ise "taḥḳīḳ", "nesḫ" ve "dīvān" kelimeleri, aynı zamanda hat türlerinin adı olarak (muhakkak, nesih, divanî) bir oyun kuruyor görünür; "ḫaṭṭ" kelimesinin hem ayva tüyü hem de yazı anlamına gelmesi bu oyunu destekler. Bu yorum bizimdir ve beytin anlamı tam açık değildir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 327, gazel no. 73 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 238a); ayrıca s. 69 (redifler), s. 83 (söz sanatları), s. 94-95 (okuduğu eserler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar