Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Her ne şi‘ri kim baña ol serv-ḳāmet söyledür
Rāstī ġāyet bülend olur ḳıyāmet söyledür
Ṭa‘n idersin ‘ışḳ ile dīvāne olan ‘āşıḳa
Zāhidā sen aḥmaḳı bildüm ḥamāḳat söyledür
Leblerüñ emdükçe dil söyler ḥadīs̱-i ‘ışḳuñı
Ādemüñ mey rāz-ı pinhānın tamāmet söyledür
Dōst olduñ düşmene diyü ider şekvā göñül
N’eylesün hey pādişāhum anı ġayret söyledür
İy şeker-leb ṭūṭi gibi Fażlī’yi mir’āt-ı cām
Ẕevḳ ü şevḳ ile virüp biñ dürlü ḥālet söyledür
Günümüz Türkçesiyle
1. O servi boylu bana hangi şiiri söyletirse, doğrusu o şiir pek yüce olur, kıyameti söyletir (koparır).
2. Ey zahit, aşkla divane olan âşığı kınıyorsun; anladım ki sen ahmaksın, (bunu sana) ahmaklık söyletiyor.
3. Dudaklarını emdikçe gönül aşkının sözünü söyler; şarap, insana gizli sırrını tamamen söyletir.
4. Gönül "düşmana dost oldun" diye şikâyet eder; ne yapsın, ey padişahım, ona bunu kıskançlık söyletir.
5. Ey şeker dudaklı, kadeh aynası Fazlî'ye zevk ve şevk verip onu papağan gibi bin türlü hâlden söyletir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "söyledür" (söyletir) kelimesidir; Özkat bu gazeli Türkçe kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ḳāmet, ḳıyāmet, ḥamāḳat, tamāmet, ġayret, ḥālet" kelimelerindeki "-et" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yetmiş beşinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 238b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beyti, birini konuşturan bir gücü anlatır: sevgilinin boyu şaire şiir, ahmaklık zahide kınama, şarap âşığa sır, kıskançlık gönle şikâyet, kadeh aynası da Fazlî'ye bin türlü hâl söyletir. Ettirgen fiilden kurulan redif, bu yüzden her beyitte bir sebep gösterir. İlk beyitte "ḳāmet" (boy) ile "ḳıyāmet" arasında hem ses hem anlam ilgisi vardır: servi boylunun ayağa kalkması bir kıyamettir, onun söylettiği şiir de "kıyamet koparır". "Rāstī" (doğruluk) ve "bülend" (yüce) kelimeleri de servinin doğru ve uzun boyuyla bir tenasüp kurar.
İkinci beyitte zahidin âşığı kınaması, onun kendi ahmaklığına bağlanır; "dīvāne" ile "aḥmaḳ" arasındaki karşıtlık, kimin gerçekten akılsız olduğunu sorgular. Üçüncü beyit, şarabın insana gizli sırrını söylettiği düşüncesine dayanır: sevgilinin dudağını emen gönül aşkının sırrını açığa vurur. Dördüncü beyitte gönül, sevgilinin rakiple dost olmasından yakınır ve bu şikâyet kıskançlığa bağlanır. Son beyitte kadeh, papağana konuşmayı öğreten bir aynaya benzetilir; divan şiirinde papağanın ayna karşısında konuşturulduğu bilinen bir imgedir. "Şeker-leb", "ṭūṭī" ve "mir’āt" kelimeleri bu imge etrafında bir tenasüp oluşturur.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 328, gazel no. 75 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 238b); ayrıca s. 69 (redifler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






