Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Senden ayru içdügüm ṣanma şarāb-ı nābdur
Ḳaṭre ḳaṭre çeşm-i giryāndan aḳan ḫūn-ābdur
Cām-ı gül-gūn ṣanma destümde görinen nesterīn
Giryeden geldi elüme çeşm-i pür-ḫūn-ābdur
Mey degül nūş itdügüm sensüz olur ise sebīl
Ḥaḳ bu kim ol semm-i ḳātil baña zehr-i nābdur
Meclisümde devr iden sāġar degül senden cüdā
Kāse-i sırdur ki pür-ḫūn-ı dil-i bī-tābdur
Bezm-i ġamda Fażliyā çalmaġa miḥnet sāzını
Sīne ḳānūnumdur aña nāḫunum mıżrābdur
Günümüz Türkçesiyle
1. Senden ayrı içtiğimi saf şarap sanma; o, ağlayan gözden damla damla akan kanlı sudur.
2. Elimde görünen nesrini (beyaz yabani gülü) gül renkli kadeh sanma; ağlamaktan elime gelen, kanlı suyla dolu gözdür. (Beyit kapalıdır.)
3. Sensiz içtiğim şey, sebil gibi bedava olsa bile şarap değildir; doğrusu o öldürücü zehir bana saf zehirdir.
4. Senden ayrı meclisimde dönen (elden ele dolaşan) kadeh değildir; takati kalmamış gönlün kanıyla dolu sır kâsesidir.
5. Ey Fazlî, gam meclisinde mihnet sazını çalmak için göğsüm kanunumdur, tırnağım ona mızraptır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dur/-dür" ekidir; Özkat bu gazeli ek redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "nāb, ḫūn-āb, ḫūn-āb, nāb, bī-tāb, mıżrāb" kelimelerindeki "-āb" sesiyle kurulur; "ḫūn-āb" ve "nāb" kafiyeleri ikişer kez kullanılır. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yetmiş altıncı gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 239a) bulunur. Özkat'ın notuna göre ikinci beyitteki "nesterīn" kelimesinde nüshada harflerin noktaları sehven konulmamıştır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, ayrılık meclisinde şarap sanılan her şeyin aslında kan ve gözyaşı olduğunu söyler. Her beyit "ṣanma" (sanma) ya da "degül" (değildir) ile başlayan bir düzeltmeyle ilerler: içilen şarap değil kanlı sudur, elde görünen kadeh değil kanlı gözdür, içilen şey şarap değil zehirdir, dönen kadeh değil gönül kanıyla dolu kâsedir. Bu yapı, olduğu gibi görüneni reddedip asıl durumu söyleyen bir tecahül ve düzeltme oyunudur; adlandırma bizimdir. "Ḫūn-āb" (kanlı su), "ḫūn" ve "pür-ḫūn" kelimeleri gazel boyunca kanı ve gözyaşını bir arada tutar.
İkinci beyitte beyaz yabani gül olan nesrin ile gül renkli kadeh karşı karşıya konur; ancak beytin tam anlamı açık değildir. Üçüncü beyitte "sebīl" kelimesi, bedava dağıtılan su anlamıyla, şarabın bol ve karşılıksız da olsa sevgilisiz içildiğinde zehre dönüştüğünü anlatır; "semm-i ḳātil" ve "zehr-i nāb" aynı anlamı iki tamlamayla tekrarlar. Son beyit musiki terimleriyle kurulur: gam meclisinde mihnet sazını çalmak için âşığın göğsü kanun, tırnağı da mızraptır. Göğsü tırnakla yırtmak yas ve acı belirtisi olarak bilinir; Fazlî bu hareketi bir çalgı çalmaya benzetir. "Bezm", "sāz", "ḳānūn" ve "mıżrāb" kelimeleri bir tenasüp kurar.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 329, gazel no. 76 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 239a); ayrıca s. 68 (redifler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






