Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü Fā‘ilātü Mefā‘īlü Fā‘ilün

Şīrīn ü Kūh-ken ki cihānda ḥikāyedür
İy ḫüsrev[üm] hemān ikimüzden kināyedür
Başum kesüp o devletüm eylerse pāy-māl
Devlet ḳonar başuma benüm ulu pāyedür
Parmaḳlaruñ durur aña iy māh şa‘şa‘a
Mihr-i sipihr-i luṭf ol ay gibi ayedür
Dil ṭıfl-ı nā-resīde-i sulṭān-ı ‘ışḳdur
Kim derd aña māder ü hem dāy-ı dāyedür
Şi‘rüñ hediyye olduġı yārāna Fażliyā
Şükr eyle Fażliyā saña Ḥaḳ’dan hidāyedür

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey hükümdarım (Hüsrev'im), dünyada dillere düşmüş bir hikâye olan Şirin ile Dağ Delen (Ferhad), tam da ikimizi anlatan bir kinayedir.

2. O devletim (mutluluğum olan sevgili) başımı kesip ayak altında çiğnerse, başıma devlet kuşu konar; bu benim için yüce bir rütbedir.

3. Ey ay (yüzlü), ona ışıltı veren senin parmaklarındır; lütuf göğünün güneşi, o ay gibi (parlak) avucundur. (Beyit, avuç içi anlamındaki "aya" kelimesiyle okunduğunda bu anlamı verir.)

4. Gönül, aşk sultanının henüz erginlik çağına ermemiş çocuğudur; dert ona hem annedir hem dadıdır (dadının da dadısıdır).

5. Ey Fazlî, şiirinin dostlara armağan olması (için) şükret, ey Fazlî; bu sana Hak'tan gelen bir hidayettir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun muzâri bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dür" ekidir; Özkat bu gazeli ek redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ḥikāye, kināye, pāye, aye, dāye, hidāye" kelimelerindeki "-āye" sesiyle kurulur. Gazel, Özkat'ın neşrinde seksen birinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 240a) bulunur. İlk beyitteki "ḫüsrev[üm]" sözünün eki vezin gereği Özkat tarafından eklenmiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Gazelin en dikkat çekici yanı son beytidir. Özkat'a göre mahlasını gazellerinin son beytinde kullanan Fazlî'nin çift mahlaslı tek gazeli budur: "Fażliyā" seslenmesi beyitte iki kez, iki mısraın ikisinde de geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk beyit, Fars edebiyatından Türk edebiyatına geçen Hüsrev ü Şirin hikâyesine telmihtir. Hikâyede Ferhad, Şirin'e kavuşmak için dağı deler; bu yüzden "Kūh-ken" (dağ delen) diye anılır. Hüsrev ise Şirin'in sevgilisi olan hükümdardır. Şair sevgiliye "ḫüsrevüm" diye seslenir; kelime hem hükümdar hem de hikâyedeki Hüsrev anlamına geldiği için tevriyelidir. Sevgiliye Hüsrev diye seslenip "Şirin ile Ferhad ikimizi anlatır" demek, beyte ince bir ironi katar; bu tespitimizdir. İkinci beyit, Özkat'ın "başına devlet kuşu konmak" deyiminin örneği olarak gösterdiği beyittir. Âşık, sevgilinin başını kesip ayak altına almasını bir talih sayar; "pāy-māl" (ayak altında çiğnenmiş) ile "pāye" (rütbe) kelimeleri arasında ses ilgisi, "devlet" kelimesinin tekrarında da tekrir sanatı vardır.

Üçüncü beyit kapalıdır. Kafiye kelimesi "ayedür", avuç içi anlamındaki Türkçe "aya" kelimesine "-dür" ekinin gelmesiyle oluşmuş görünür; bu okumayla beyit, sevgilinin avucunu güneşe, parmaklarını da güneşin ışınlarına benzetir. "Ay gibi aya" sözünde ay ile aya arasında bir ses oyunu vardır; bu okuma çıkarımımızdır. Dördüncü beyitte gönül, aşk sultanının küçük çocuğudur; dert onu bir anne ve dadı gibi büyütür. "Ṭıfl" (çocuk), "nā-resīde" (ergin olmamış), "māder" (anne) ve "dāye" (dadı, sütanne) kelimeleri tenasüp kurar. Son beyitte şair, şiirinin dostlar arasında bir armağan gibi dolaşmasını Allah'ın bir lütfu sayar; "hediyye" ile "hidāye" kelimeleri arasındaki ses benzerliği de dikkat çekicidir, bu tespitimizdir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 332, gazel no. 81 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 240a); ayrıca s. 62 (çift mahlas), s. 68 (redifler), s. 86 ve 91 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar