Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün

Cemāl-i Ḥaḳḳ’a envār-ı ruḫuñ bürhān-ı sāṭı‘dür
Cemāl-ullah ḫūr-ı şemşīr-i ġamzeñ naṣṣ-ı ḳāṭı‘dür
Ne kim üstine esbāb-ı melāḥatdan müheyyādur
Cemālüñ milket-i ḥüsn içre şāhum Mıṣr-ı cāmi‘dür
Pelās-ı ġam-libās u ḫūşe-i miḥnet yeter tūşe
Reh-i ‘ışḳa sülūk aña müyesserdür ki ḳāni‘dür
O meh her yirde seyr eyler hemān ancaḳ benüm maḥrūm
Ḳamu menzilde ṭāli‘dür baña gülmez ne ṭāli‘dür
Sebelden sürme-i ‘ışḳ-ile çeşm-i cānı pāk eyle
Cemāl-i yārı seyr it ṣūfiyā her yirde lāmi‘dür
Gözüñ aç ḥüsnidür yārüñ niḳāb-ı ḥüsni iy ġāfil
Ki nūr-ı ḥüsnine mihrüñ yine öz nūrı māni‘dür
Çün aṣluñ ‘ışḳdur Fażlī ḳo maḥv itsün vücūduñ ‘ışḳ
Bilürsin ‘āḳıbet eşyā’ yine aṣlına rāci‘dür

Günümüz Türkçesiyle

1. Yüzünün nurları Hakk'ın cemaline (güzelliğine) parlak bir delildir; gamzenin kılıcının güneşi (parıltısı) da Allah'ın cemaline kesin bir nastır (şüphe götürmez bir delildir).

2. Şahım, güzellik sebeplerinden (malzemesinden) üstüne ne hazırlanmışsa (hepsi sende toplanmıştır); cemalin, güzellik ülkesi içinde her şeyi kendinde toplayan bir şehirdir (Mısır'dır).

3. Gam elbisesi olarak kaba bir aba, azık olarak da mihnet başağı yeter; aşk yoluna girmek, kanaatkâr olana nasip olur.

4. O ay her yerde gezinir, yalnız ben mahrumum; bütün menzillerde doğar, bana gülmez; bu ne talihtir.

5. Ey sofu, can gözünü göz bulanıklığından aşk sürmesiyle temizle; yârin cemalini seyret, (o) her yerde parlamaktadır.

6. Ey gafil, gözünü aç; yârin güzelliğinin peçesi yine kendi güzelliğidir; çünkü güneşin nuruna (görülmesine) engel olan yine kendi nurudur.

7. Ey Fazlî, aslın aşk olduğuna göre bırak, aşk varlığını yok etsin; bilirsin ki sonunda her şey yine aslına döner.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dür" ekidir; Özkat bu gazeli ek redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "sāṭı‘, ḳāṭı‘, cāmi‘, ḳāni‘, ṭāli‘, lāmi‘, māni‘, rāci‘" kelimelerindeki "-āi‘" sesiyle kurulur; kafiye kelimelerinin hepsi Arapça ism-i fâillerdir. Dördüncü beyitte "ṭāli‘" kelimesi iki kez, iki ayrı anlamda kafiye olur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde seksen dördüncü gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 240b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel tasavvufî bir söyleyişe sahiptir: sevgilinin güzelliği, Allah'ın güzelliğinin dünyadaki görünüşü olarak anlatılır. Özkat, Fazlî'nin tasavvufî duygu ve düşüncelerinde Üsküplü Riyâzî ile Halvetî şeyhi Zarîfî Hasan Efendi'nin takipçisi olduğunu, şairin Zarîfî'ye bağlanarak Halvetî tarikatına girdiğini belirtir. İlk beyit delil terimleriyle kurulur: "bürhān-ı sāṭı‘" parlak delil, "naṣṣ-ı ḳāṭı‘" ise dinî hükümde kesin metin demektir. "Ḳāṭı‘" kelimesi hem kesin hem de kesen anlamına geldiği için gamzenin kılıcıyla tevriye oluşturur; "sāṭı‘" (parlayan) da nur ve güneş kelimelerine bağlanır, bu tespitimizdir. İkinci beyitteki "Mıṣr-ı cāmi‘" sözü, her şeyi kendinde toplayan büyük şehir anlamına gelir; "Mıṣr" kelimesi aynı zamanda güzelliğiyle anılan Yusuf'un ülkesi Mısır'ı hatırlatır. Bu ikinci anlam yorumumuzdur.

Üçüncü beyit derviş hayatının sade araçlarını anar: "pelās" kaba yün aba, "tūşe" azıktır; "ḫūşe" ile "tūşe" arasında ses benzerliği vardır. "Sülūk", tarikat yoluna girmek demektir; şair bu yolun kanaatkâr olana açık olduğunu söyler. Dördüncü beyitte sevgili aya benzetilir ve ayın gökteki konak yerleri olan menzillerle ilgili bir söyleyiş kurulur. "Ṭāli‘" kelimesi ilk geçişinde "doğan", ikincisinde "talih" anlamındadır; bu cinas, ayın her yerde doğup âşığa talih olarak gülmemesini tek kelimede birleştirir. Beşinci beyitte "sebel", göze perde inmesine benzer bir göz hastalığıdır; sürme ise göze iyi gelen bir ilaç olarak bilinir. Can gözünün aşk sürmesiyle açılması, Allah'ın güzelliğinin her yerde görülmesi düşüncesine bağlanır.

Altıncı beyit, güneşe kendi ışığı yüzünden bakılamamasından yola çıkar: sevgilinin güzelliğini örten peçe yine o güzelliğin kendisidir. Son beyitte şair kendine seslenir ve varlığının aşkta yok olmasını ister; ikinci mısradaki "her şey sonunda aslına döner" yargısı, Türkçede "her şey aslına rücu eder" sözüyle bilinen düşünceyi hatırlatır. Bu benzerlik tespitimizdir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 333-334, gazel no. 84 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 240b); ayrıca s. 68 (redifler), s. 73 ve 102 (tasavvufî etkiler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar