Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün

Vefādan ‘āşıḳa gerçi saña cānā cefā yeğdür
Ne çāre biz taḥammül idelüm ammā Ḫudā yeğdür
Raḳībüñ midḥatından ḫoş gelür düşnāmı dil-dāruñ
Belā nefrīnden iy māh-ı cihān-ārā du‘ā yeğdür
Baña kūyuñ iti aġyārdan biñ kerre ā‘lādur
Hezārān yāddan ġurbetde bir ḫoş āşnā yeğdür
Cihānda var-iken derdüñ gerekmez baña dermānı
Ṭabībüm derd-mende derdden zīrā devā yeğdür
Yumup göz ḥūrdan ṣūfī yudum el āb-ı Kevs̱er’den
Şarāb-ı cān-fezā vü dilber-i ra‘nā baña yeğdür
Saña biñ ‘ayb ü bir ṭā‘at baña bir fıṣḳ u yüz biñ ‘öẕr
Ki zühd-i bī-riyādan ṣūfi cām-ı bā-ṣafā yeğdür
Ḳo Fażlī gūşe-i mey-ḫānelerde mu‘tekif olsun
Cināndan zāhidā biñ mertebe ol cā baña yeğdür

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey can (sevgili), gerçi senin için âşığa cefa etmek vefadan yeğdir (daha iyidir); ne çare, biz katlanalım, ama (her şeyden) Allah yeğdir.

2. Sevgilinin sövmesi bana rakibin (sana yaptığı) övgüden daha hoş gelir; (yine de) ey dünyayı süsleyen ay, bela getiren bedduadan dua yeğdir. (Nüshada "dua eden yeğdir" biçimindedir.)

3. Bana senin mahallenin köpeği ağyardan (rakiplerden) bin kere üstündür; gurbette binlerce yabancıdan bir hoş tanıdık yeğdir.

4. Dünyada senin derdin varken bana onun dermanı gerekmez; ey hekimim, çünkü dertliye dertten (gelen) deva yeğdir. (Yani derdin kendisi ona devadır.)

5. Ey sofu, huriden göz yumup Kevser suyundan el çektim; bana can artıran şarap ve endamlı güzel yeğdir.

6. (Ey sofu,) sana bin ayıp ile bir ibadet, bana bir günah ile yüz bin özür (düşer); çünkü, ey sofu, riyasız zühtten (bile) saf kadeh yeğdir. (Nüshada "bin ayıp" yerine "bin acayip" vardır.)

7. Bırak, Fazlî meyhanelerin köşesinde itikâfa çekilsin; ey zahit, bana o yer cennetten bin kat yeğdir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "yeğdür" (daha iyidir) kelimesidir; Özkat bu gazeli Türkçe kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "cefā, Ḫudā, du‘ā, āşnā, devā, bā-ṣafā" kelimelerindeki "-ā" sesiyle kurulur; beşinci ve yedinci beyitlerde kafiye "baña" kelimesine düşer. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde seksen üçüncü gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 240a) bulunur. Özkat iki yerde nüshanın okunuşunu düzeltmiştir: ikinci beyitte nüshada "du‘ā-gū yeğdür" (dua eden yeğdir), altıncı beytin ilk mısraında "‘ayb" yerine "‘aceb" yazılıdır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, her beyitte iki şeyi karşılaştırıp birini öbürüne üstün tutan bir dizi yargıdan oluşur; redif olan "yeğdür" kelimesi bu karşılaştırmaları taşır. İlk beyitte sevgili için cefa vefadan yeğdir ve âşık katlanmaktan başka çare görmez. İkinci beyitte sevgilinin sövgüsü rakibin övgüsünden hoş gelir; ikinci mısra ise beddua yerine dua dileyen bir yakarış gibi okunabilir. Üçüncü beyitte sevgilinin mahallesindeki köpek rakiplerden üstündür; köpeğin sevgilinin kapısına bağlılığı divan şiirinde sık kullanılan bir imgedir. "Yād" (yabancı) ile "āşnā" (tanıdık) kelimeleri tezat oluşturur. Dördüncü beyit kapalıdır: "derdden devā" sözü, derdin kendisinin âşığa deva olduğu biçiminde anlaşılabilir; bu yorumumuzdur. Âşığın derdine derman aramaması, divan şiirinde derdin aşkın kanıtı sayılmasıyla ilgilidir.

Beşinci beyitten itibaren gazel sofuya ve zahide seslenir ve rint ile zahit arasındaki bilinen karşıtlığı işler. Özkat beşinci beyti hem "göz yummak" hem "el yumak" (el çekmek) deyimlerinin örnekleri arasında gösterir. Huri ve Kevser cennetin nimetleridir; âşık bunlardan göz yumup el çeker, dünyadaki şarabı ve güzeli yeğler. Altıncı beyitte sofuya bin ayıp ve bir ibadet, âşığa bir günah ve yüz bin özür düşer; "‘ayb" ile "ṭā‘at", "fısḳ" ile "‘öẕr" karşılıklı dizilmiştir. İkinci mısradaki "ṣūfī" ile "bā-ṣafā" kelimeleri arasında ses yakınlığı vardır; bu tespitimizdir. Son beyitte "mu‘tekif" (itikâfa giren) kelimesi dikkat çeker: itikâf, ibadet için camide inzivaya çekilmektir; şair bu dinî terimi meyhane köşesi için kullanarak zahide takılır.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 333, gazel no. 83 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 240a); ayrıca s. 69 (redifler), s. 92 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar