Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Kākülüñ vālāsını boynuñda ḳanum ṣandılar
Sāyeñi yanuñda cism-i nātüvānum ṣandılar
Başına cem‘ oldı ‘uḳāb-ı sipihrüñ zāġ-ı şeb
Aġzına almış hilāli üstüḫᵛānum ṣandılar
Bī-tekellüf ṣarılur boynuma zencīri ṣanup
Ġam diyārında görenler mihr-bānum ṣandılar
Bu fenā bāzārı içre āh-ı āteş-bārumı
Çarḫ-ı aṭlas gibi zer-beft sāye-bānum ṣandılar
Şol ḳadar şerḥ itdüm ol şīrīn-dehānuñ ġuṣṣasın
Ḳıṣṣa-i Ferhād’ı Fażlī dāstānum ṣandılar

Günümüz Türkçesiyle

1. Boynundaki kâkülünün ince ipek tülünü kanım sandılar; yanındaki gölgeni de benim zayıf bedenim sandılar.

2. Gece kargası (karanlık) göğün kartalının başına toplandı; ağzına aldığı hilali benim kemiğim sandılar.

3. (Zincir) hiç çekinmeden boynuma sarılır; gam diyarında (bunu) görenler onu benim şefkatli sevgilim sandılar. (İlk mısradaki "zencīri ṣanup" sözü, "zincir sanılarak" biçiminde de anlaşılabilir.)

4. Bu fânilik pazarında ateş saçan ahımı, atlas gök gibi sırma işlemeli gölgeliğim (otağımın saçağı) sandılar.

5. Ey Fazlî, o tatlı dudaklının (Şirin ağızlının) derdini öyle çok şerh ettim (anlattım) ki, Ferhad'ın hikâyesini benim destanım sandılar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ṣandılar" kelimesidir ve iyelik ekiyle birlikte "-um ṣandılar" biçimini alır; Özkat bu gazeli ek ve Türkçe kelimeden oluşan redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ḳan, nātüvān, üstüḫᵛān, mihr-bān, sāye-bān, dāstān" kelimelerindeki "-ān" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde seksen beşinci gazeldir ve Fazlî divanının bulunduğu Hazine mecmuasında yer almaz; yalnız Pervâne Beg'in Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Bağdat Köşkü 406 numaralı nazire mecmuasında (vr. 187b) bulunur. Özkat metni Hasan Kaya'nın bu mecmua üzerine hazırladığı tezden aktarır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin her beytinde başkalarının bir şeyi yanlışlıkla başka bir şey "sandığı" anlatılır; redifin bu anlamı, beyitleri bir dizi hüsn-i ta‘lîl ve benzetme üzerine kurar. İlk beyitte sevgilinin boynuna düşen kâkül ince bir ipek tül gibidir ve görenler onu âşığın kanı sanır. Türkçede birinin ölümünden sorumlu olmayı anlatan "kanı boynuna" sözü bu imgenin arkasında sezilebilir; bu tespitimizdir. Aynı beyitte sevgilinin yanından ayrılmayan gölgesi, gölge kadar zayıflamış âşığın bedeni sanılır. İkinci beyitte gece bir kargaya, gök bir kartala benzetilir; karganın ağzındaki hilal, âşığın ince ve eğri kemiği sanılır. Divan şiirinde aşk yüzünden kemiğe dönmüş âşık imgesi bilinir; ince hilal bu imgeyle birleşir.

Üçüncü beyitte deliliğin işareti olan zincir âşığın boynuna sarılır ve görenler onu âşığın şefkatli sevgilisi sanır; beyit, zincirle bağlanan Mecnun tasavvurunu çağrıştırır. Bu beyitte "zencīri ṣanup" sözünün dizimi açık değildir; aktarımda iki okumayı birlikte verdik. Dördüncü beyitte âşığın ateş saçan ahı, sırma işlemeli bir gölgeliğe benzetilir. "Aṭlas" kelimesi hem en yüksek gök olan felek-i atlas hem de bir ipek kumaş adıdır; "zer-beft" (sırma işlemeli) ve "sāye-bān" (gölgelik) kelimeleriyle bir tenasüp kurar, "bāzār" kelimesi de bu kumaş dünyasına bağlanır. Son beyitte "şīrīn-dehān" (tatlı ağızlı) sözü Şirin'e telmihtir: âşık sevgilisinin derdini o kadar anlatmıştır ki, Ferhad'ın Şirin'e duyduğu aşkın hikâyesi onun destanı sanılır.

Nazire İlişkisi

Özkat'a göre bu gazel Kemâl Paşa-zâde'nin "Ġamzeñüñ kim ḫançeri zaḫmın dehānum ṣandılar / Şu‘le yaḳdı āteş-i dilden zebānum ṣandılar" matlalı gazeline nazire olarak yazılmıştır; Kemâl Paşa-zâde'nin bu gazeli altı gazelle (iki Zâtî, Hayâlî, Fazlî, Kandî ve Sihrî) tanzir edilmiştir. Özkat, Kemâl Paşa-zâde'yi (1468-1534) Fazlî'nin birer gazeline nazire yazdığı şairler arasında anar. Fazlî modelin veznini, "ṣandılar" redifini ve "-ān" kafiyesini korur. Kemâl Paşa-zâde'nin matlaında âşığın ağzı gamze hançerinin yarası, dili de gönül ateşinden yanan bir alev sanılır; Fazlî ise aynı yanlış sanma kalıbını kâkül, gölge, hilal ve zincir imgelerine taşır.

Fazlî'nin Necâtî'nin bir gazeline yaptığı tahmis de aynı "ṣandılar" redifini taşır; Özkat'ın aktardığı ilk bendin son mısraı "Bu fenā gül-zārınuñ ‘ıyşını ‘ālem ṣandılar" biçimindedir. Fazlî'nin bu gazelin dördüncü beytinde kullandığı "Bu fenā bāzārı içre" sözü, Necâtî'nin bu mısraını hatırlatır. Bu benzerlik tespitimizdir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 334, gazel no. 85 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Bağdat Köşkü 406, vr. 187b); ayrıca s. 69 (redifler), s. 97 (Necâtî tahmisi) ve s. 99-101 (nazireler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
  • Hasan Kaya, Pervâne Beg Nazire Mecmuası (165a-199b): Transkripsiyonlu, Edisyon Kritikli Metin, basılmamış yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2002, s. 142-145 (Özkat'ın aktarımıyla). katalog.marmara.edu.tr