Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün
Külüng-i kūh-ı ‘ışḳı bu deli Ferhād-ḳandan ṣor
Belālar ḳıṣṣasın ya‘nī ki başından geçenden ṣor
Belā-yı ‘ışḳ-ı Şīrīn’i ne bilsün ṣorma Ḫüsrev’den
Eger bilmek murād-ise anı sen kūh-kenden ṣor
Bu dāġ-ı derd ile ṣaḥrā-yı ġamdan lāle-veş iy dil
Şehīd-i ‘ışḳ-ı yār olduġını ḳanlu kefenden ṣor
Bahār irdi gül açıldı cihān cennet mis̱āl olar
İrem bāġınuñ evṣāfın bugün ṣaḥn-ı çemenden ṣor
Ne bilsün Fażliyā zāhid ġubār-ı pāyunuñ ḳadrin
Gözüñ aç tūtiyādur ḫurde ḫurde anı benden ṣor
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşk dağının kazmasını bu deli Ferhad'dan (Ferhad gibi dağ kazandan) sor; belaların hikâyesini, yani başından geçenden sor. ("Ferhād-ḳan" sözünün tam okunuşu açık değildir.)
2. Şirin aşkının belasını Hüsrev ne bilsin, ondan sorma; eğer onu bilmek istiyorsan dağ delenden (Ferhad'dan) sor.
3. Ey gönül, bu dert yarasıyla gam çölünde (açan) lale gibi yârin aşkının şehidi olduğunu kanlı kefenden sor.
4. Bahar geldi, gül açıldı, dünya cennet gibi oldu; İrem bağının vasıflarını bugün çimenlik meydandan sor.
5. Ey Fazlî, zahit senin ayağının tozunun değerini ne bilsin; gözünü aç, (o toz) tutyadır (göz ilacıdır); onu ince ince benden sor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ṣor" fiilidir ve ayrılma ekiyle "-den ṣor" biçimini alır; Özkat bu gazeli ek ve Türkçe kelimeden oluşan redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "Ferhād-ḳan, geçen, kūh-ken, kefen, çemen, ben" kelimelerindeki "-en" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde seksen sekizinci gazeldir ve Hazine mecmuasında yer almaz; yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Revan 1969 numaradaki "Mecmū‘a-i Eş‘ār"da (vr. 154a) bulunur. Özkat bu mecmuayı pek çok şairin şiirlerini içeren, nesihle çift sütun hâlinde yazılmış bir derleme olarak tanıtır ve içinde Fazlî'nin üç gazeli bulunduğunu belirtir. Mecmuada ilk beyitte "külüng-i" yerine "külüngi", son beyitte "ġubār-ı" yerine "ġubārı" yazılıdır; Özkat tamlama ekini metinde göstermiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin redifi, her beyitte bir şeyin onu gerçekten yaşamış olana sorulmasını öğütler. İlk iki beyit Hüsrev ü Şirin hikâyesine telmihtir: Ferhad Şirin için dağı kazmasıyla deler ve "kūh-ken" (dağ delen) diye anılır; Hüsrev ise hükümdardır ve Şirin'e kavuşmuştur. Şair, aşkın belasını Ferhad'ın bildiğini, Hüsrev'in bilmediğini söyler; "külüng" (kazma), "kūh" (dağ) ve "kūh-ken" kelimeleri bir tenasüp kurar. İlk beytin ikinci mısraındaki "başından geçen" sözü, Türkçedeki "başından geçmek" deyimine dayanır. İlk mısradaki "Ferhād-ḳan" sözünü "Ferhad gibi kazan" anlamında okumak mümkündür, ancak bu okuma kesin değildir.
Üçüncü beyitte lale, ortasındaki kara lekesiyle dağlanmış bir yaraya ve kırmızı yapraklarıyla kanlı bir kefene benzetilir; gam çölünde biten lale, aşk şehidinin kanlı kefeniyle birleşir. Dördüncü beyit bir bahar tablosudur: dünya cennet gibi olmuştur ve efsanevi İrem bağının nasıl olduğunu öğrenmek isteyen çimenlere bakmalıdır. Son beyit zahide takılır: zahit, sevgilinin ayağının tozunun değerini bilmez. "Tūtiyā" göz ilacı olarak kullanılan bir maddedir; "gözüñ aç" (gözünü aç) sözü, göze sürülen bu ilaçla bir tenasüp kurar, bu tespitimizdir. Sevgilinin ayağının tozunu göze sürme olarak çekmek, divan şiirinde âşığın alçakgönüllülüğünü anlatan bilinen bir imgedir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 336, gazel no. 88 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Revan 1969, vr. 154a); ayrıca s. 69 (redifler) ve s. 121 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






