Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün

Cihānuñ şāhıyam bir pādişāh-ı kām-rānum var
Ḳulı olmaġ ile ‘ālemde ‘izz-i cāvidānum var
Ġamuñ deyrinde bir ḳalıp durur bī-cān benüm cismüm
Ceres gibi cihānda deprenür ancaḳ zebānum var
Ḳulı olmış durur cümle cihān bir ben degül ancaḳ
Melāḥat taḫt-gāhı üzre bir şāh-ı cihānum var
Büküldi ḳāmetüm ġamdan aġardı mūy-ı jülīdem
Yigitlükde beni pīr eyledi bir nev-cüvānum var
Feżā-yı lā-mekān şeh-bāzıyam zāhid beni ṣanma
Bu cismānī serāda āşiyān ṭutmış mekānum var
Ten-i bī-cānum oldı pür-hevāyī gibi iy Fażlī
Ḥayātumdan es̱er ancaḳ benüm āh u fiġānum var

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünyanın şahıyım; muradına ermiş bir padişahım var; onun kulu olmakla dünyada ebedî bir şerefim var.

2. Gam manastırında bedenim cansız bir kalıp gibi durur; dünyada ancak çan gibi kımıldayan bir dilim var.

3. Bütün dünya onun kulu olmuştur, yalnız ben değil; güzellik tahtı üzerinde bir dünya şahım var.

4. Boyum gamdan büküldü, dağınık saçım ağardı; gençliğimde beni ihtiyarlatan bir taze genç (sevgilim) var.

5. Ey zahit, beni (sıradan biri) sanma; mekânsızlık âleminin şahiniyim; bu bedensel sarayda (yalnızca) yuva tutmuş bir yerim var.

6. Ey Fazlî, cansız bedenim içi hava dolu bir şey gibi oldu; hayatımdan iz olarak yalnız ahım ve figanım var. ("Pür-hevāyī" sözü, havaya yükselip patlayan havai fişeği de düşündürür.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir altı beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "var" kelimesidir ve iyelik ekiyle "-um var" biçimini alır; Özkat bu gazeli ek ve Türkçe kelimeden oluşan redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "kām-rān, cāvidān, zebān, cihān, nev-cüvān, mekān, fiġān" kelimelerindeki "-ān" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte "iy Fażlī" biçiminde geçer. Özkat'a göre Fazlî'nin eksiksiz gazellerinin büyük bölümü beş ya da yedi beyittir; altı beyitlik gazeli yalnız üç tanedir. Gazel, Özkat'ın neşrinde seksen yedinci gazeldir. Hazine mecmuasında yer almaz; Özkat onu Fahir İz'in "Eski Türk Edebiyatında Nazım" adlı antolojisinden aktarır, İz de İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi Türkçe Yazmalar 1724 numaradaki "Mecmū‘a-i Şu‘arā"dan (vr. 147b) almıştır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, kul olmakla şah olmak arasındaki bir tezat üzerine açılır: âşık, kudretli bir padişahın kulu olduğu için kendini dünyanın şahı sayar. Bu padişah üçüncü beyitte "melāḥat taḫt-gāhı üzre bir şāh" (güzellik tahtı üzerinde bir şah) olarak anıldığı için sevgilidir; ancak ilk beyitteki "pādişāh-ı kām-rān" sözü bir hükümdara da işaret edebilir. Bu ikinci okuma yorumumuzdur. İkinci beyit gazelin en ustalıklı beytidir: "deyr" manastır ya da kilise, "ceres" çandır. Âşığın bedeni manastırdaki çan gibi cansız bir kalıptır; kımıldayan tek şey, çanın içinde sallanan "dil" gibi onun dilidir. "Zebān" kelimesi hem insanın dili hem de çanın dili anlamında kullanıldığı için tevriyelidir; bu tespitimizdir.

Dördüncü beyitte gençlik ile ihtiyarlık arasında bir tezat vardır: genç bir sevgili, âşığı gençliğinde ihtiyarlatmıştır; "yigitlük", "pīr" ve "nev-cüvān" kelimeleri bu karşıtlığı kurar. Beşinci beyitte tasavvufî bir söyleyiş belirir: âşığın ruhu "lā-mekān", yani mekânsızlık âleminin şahinidir ve beden onun geçici olarak yuva tuttuğu bir saraydır. "Lā-mekān" ile "mekān" kelimeleri tezat oluşturur. Son beyitte "pür-hevāyī" sözü kapalıdır; kelime içi hava dolu bir şeyi anlatabileceği gibi, havaya yükselip sesle patlayan havai fişeği de düşündürür. İkinci okuma yorumumuzdur; âşığın bedeninden geriye yalnız ah ve figan kalmıştır.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 335-336, gazel no. 87 (İstanbul Üniversitesi Ktp., Türkçe Yazmalar 1724, vr. 147b); ayrıca s. 62 (beyit sayıları) ve s. 69 (redifler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
  • Fahir İz, Eski Türk Edebiyatında Nazım, c. 1, İstanbul 1966, s. 281 (Özkat'ın aktarımıyla).

Çevrimiçi kaynaklar