Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün
Her ārāda bulınur ol cihān-ārāyı bilmezler
Yabanlarda arar ḫalḳ-ı cihān arayıbilmezler
Cihānı yir yüzinde ol şeker-leb zinde eylerken
Felekde ẓannider ḫalḳ-ı cihān ‘Īsā’yı bilmezler
‘Acebdür ḥāl-i yārānuñ muḥabbet ‘arż idüp yāre
Açarlar sīnelerde yāreler yarayı bilmezler
Güzeller ‘āşıḳa meyl ü muḥabbet itmemek olmaz
Velī dilberlere sözin yanup aġlayıbilmezler
Ser-i zülfüñ hevāsın ṣorma her bī-maġza luṭf eyle
Ne bilsün gelmeyenler başına sevdāyı bilmezler
Lebüñ cāmın ne bilsün ṣūfi aġzından ıraġ olsun
İçüp ẕevḳ itmeyenler leẕẕeti ṣaḥbāyı bilmezler
Ne bilsün Fażlī’yi ḥüsn ü kelāma olmayan mālik
Ḳulaġı olmayanlar bülbül-i gūyāyı bilmezler
Günümüz Türkçesiyle
1. O dünyayı süsleyen (sevgili) her arada (her yerde) bulunur, (insanlar) bunu bilmezler; dünya halkı onu yabanlarda (uzak ıssız yerlerde) arar, (yakınlarında) arayamazlar.
2. O şeker dudaklı yeryüzünde dünyayı diriltirken, dünya halkı İsa'yı gökte sanır; (gerçeği) bilmezler.
3. Dostların hâli şaşılacak şeydir: yâre sevgilerini arz edip göğüslerinde yaralar açarlar, (ama) yaranın (çaresini) bilmezler. ("Yarayıbilmezler" sözü "işe yarayamazlar" anlamına da gelir.)
4. Güzellerin âşığa meyletmemesi, sevgi göstermemesi olmaz; ancak (âşıklar) dilberlere sözlerini yanıp ağlayarak anlatamazlar.
5. Lütfet, zülfünün ucunun sevdasını her beyinsize sorma; başına gelmeyenler ne bilsin, sevdayı bilmezler.
6. Sofu senin dudağının kadehini ne bilsin, ağzından ırak olsun; içip zevk etmeyenler şarabın lezzetini bilmezler.
7. Güzellik ve söz sahibi olmayan, Fazlî'yi ne bilsin; kulağı olmayanlar konuşan bülbülü bilmezler.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "bilmezler" kelimesidir ve belirtme ekiyle "-ı bilmezler" biçimini alır; Özkat bu gazeli ek ve Türkçe kelimeden oluşan redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "cihān-ārā, ara, ‘Īsā, yara, aġla, sevdā, ṣaḥbā, gūyā" kelimelerindeki "-ā/-a" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde seksen dokuzuncu gazeldir ve Hazine mecmuasında yer almaz; yalnız Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi 1082 numaradaki "Mecmū‘a-i Eş‘ār"da (vr. 29a) bulunur. Özkat bu küçük boy mecmuanın XVI. yüzyılda istinsah edildiğini ve içinde Fazlî'nin üç gazelinin bulunduğunu belirtir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en dikkat çekici yanı redifin işleyişidir. "Arayıbilmezler" ve "aġlayıbilmezler" kelimeleri hem "arayı bilmezler, ağlayı bilmezler" biçiminde redifin parçası hem de "arayamazlar, ağlayamazlar" anlamında yeterlik fiilidir; üçüncü beyitteki "yarayı bilmezler" de "yarayı (yarayı) bilmezler" ile "yarayamazlar" arasında iki anlamlıdır. Bu çift okuma tespitimizdir. İlk beyitte "ārā" (süsleyen) ile "ara" kelimeleri arasında cinas vardır: dünyayı süsleyen sevgili her arada bulunur, ama insanlar onu uzaklarda arar. İkinci beyitte sevgilinin dudağı, ölüyü dirilten İsa'nın nefesi gibidir; insanlar ise İsa'yı gökte sanır. Üçüncü beyitte "yāre" (yâre), "yāreler" (yaralar) ve "yara" kelimeleri ses bakımından birbirine bağlanır.
Beşinci beyitte "ser" (baş), "bī-maġz" (beyinsiz), "baş" ve "sevdā" kelimeleri tenasüp kurar; sevda hem aşk hem de eski tıpta başa vuran kara safra anlamına geldiği için beyin ve baş kelimeleriyle birleşir. "Başına gelmeyen bilmez" sözü Türkçedeki bilinen bir söyleyişi hatırlatır, bu tespitimizdir. Altıncı beyitteki "aġzından ıraġ olsun" sözü hem gerçek anlamıyla "ağzından uzak olsun" hem de kötü bir şeyden sakınmak için söylenen bir dua kalıbıdır. Son beyit, Özkat'ın Fazlî'nin kendi şiiri üzerine söyledikleri arasında andığı beyittir: Özkat'a göre şiirlerini "şeker-bâr" bir "tûtî", kendini de "bülbül-i gûyâ" olarak niteleyen Fazlî, "hüsn ü kelâm"a sahip olmayanların ve sağırların onu anlamayacağını söyler.
Nazire İlişkisi
Özkat'a göre gazelin bulunduğu mecmuada herhangi bir kayıt olmamasına rağmen, gazelin vezin, kafiye ve redif bakımından Hayâlî'nin "Cihān-ārā cihān içindedür ārāyı bilmezler / O māhīler ki deryā içredür deryāyı bilmezler" matlalı meşhur gazeline nazire olduğu anlaşılmaktadır. Hayâlî (ölümü 1557), Özkat'ın Fazlî'nin birer gazeline nazire yazdığı şairler arasında andığı isimlerdendir. Hayâlî'nin matlaında, dünyayı süsleyenin dünyanın içinde olduğu ve insanların bunu, denizin içindeki balıkların denizi bilmemesi gibi bilmediği söylenir. Fazlî matlaında "cihān-ārā" sözünü ve bu düşünceyi korur, ama onu sevgiliye bağlar; bu karşılaştırma tespitimizdir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 337, gazel no. 89 (Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Ktp. 1082, vr. 29a); ayrıca s. 41-42 (şiiri üzerine söyledikleri), s. 69 (redifler), s. 99 ve 101 (nazireler) ve s. 122 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- Hayâlî Bey Dîvânı, haz. Ali Nihad Tarlan, İstanbul 1945, s. 125 (Özkat'ın aktarımıyla).
Çevrimiçi kaynaklar






