Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Pīşe-i ‘ışḳ içre Ferhād’uñ hemān bir adı var
Kār-ı ‘ışḳı baña ṣor her ṣan‘atuñ üstādı var
Ṭōp-ı āhumdan benüm ṭaşına gelmez hīç żarar
Ḳal‘a-i derd ü belānuñ ne ‘aceb bünyādı var
Ehl-i ḥāl olan çeker meyḫānelere erba‘īn
Pīr-i ‘ışḳuñ ṣūfiyā bu vech ile irşādı var
Ḫalḳ-ı ‘ālem hep senüñ dīvāneñ olmış serverā
Leyli’nüñ Mecnūn’ı Şīrīn’üñ Ferhād’ı var
Vādi-i tende nice ārām ide bu murġ-ı dil
Fażliyā pīr-i ecel gibi anuñ ṣayyādı var
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşk mesleğinde Ferhad'ın yalnızca adı vardır; aşk işini bana sor, her sanatın bir ustası vardır.
2. Ahımın topundan (güllesinden) onun taşına hiç zarar gelmez; dert ve bela kalesinin ne şaşılacak (sağlam) bir temeli var.
3. Ey sofu, hâl ehli olan meyhanelerde kırk günlük çile (erbain) çıkarır; aşk pirinin bu şekilde bir irşadı (yol gösterişi) vardır.
4. Ey ulu (sevgili), dünya halkının hepsi senin divanen olmuş; (zaten) Leylâ'nın Mecnun'u, Şirin'in Ferhad'ı vardır.
5. Ey Fazlî, bu gönül kuşu beden vadisinde nasıl huzur bulsun? Ecel pirine benzer bir avcısı vardır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "var" kelimesidir ve iyelik ekiyle "-ı var" biçimini alır; Özkat bu gazeli ek ve Türkçe kelimeden oluşan redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ad, üstād, bünyād, irşād, Ferhād, ṣayyād" kelimelerindeki "-ād" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde doksanıncı gazeldir ve Hazine mecmuasında yer almaz; yalnız Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi 1082 numaradaki "Mecmū‘a-i Eş‘ār"da (vr. 45b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Gazelden iki mısra tezkirelere de geçmiştir. Özkat'ın belirttiğine göre Kınalızâde Hasan Çelebi ile Gelibolulu Mustafa Âlî, bu gazelin iki mısraından oluşturulmuş bir beyit verirler: "Leyli'nüñ Mecnūn'ı Şīrīn'üñ dilā Ferhād'ı var / Kār-ı ‘ışḳı baña ṣor her ṣan‘atuñ üstādı var". Bu beyit gazelin dördüncü beytinin ikinci mısraı ile ilk beytinin ikinci mısraından oluşur. Tezkirelerdeki mısrada "dilā" (ey gönül) sözü bulunur; mecmua metninde bu söz yoktur ve vezne göre mecmuadaki mısra iki hece eksik kalır. Bu son tespit bizimdir; tezkire okunuşu mısraı remel kalıbına tamamlar.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit, aşkı bir meslek ve sanat olarak anlatır: "pīşe" (meslek), "kār" (iş), "ṣan‘at" ve "üstād" kelimeleri bir tenasüp kurar. Ferhad bir dağ delen, yani taş işçisidir; onun aşkta yalnızca adının bulunduğunu söyleyen şair, aşk işinin asıl ustasının kendisi olduğunu iddia eder. Bu mesleki imgelerin Ferhad'ın taşçılığıyla birleşmesi tespitimizdir. İkinci beyit kuşatma imgeleriyle kurulur: âşığın ahı bir top, dert ve bela da sağlam temelli bir kaledir; "ṭōp", "ḳal‘a", "ṭaş" ve "bünyād" kelimeleri tenasüp oluşturur. Topun kale kuşatmalarındaki yeri, beyitteki imgenin zeminidir.
Üçüncü beyit tasavvuf terimlerini meyhaneye taşır: "erba‘īn", dervişin kırk gün süren çilesi; "pīr" ve "irşād" ise tarikatta yol gösteren şeyh ve onun rehberliğidir. Şair, hâl ehlinin bu çileyi meyhanelerde çıkardığını söyleyerek sofuya takılır. Dördüncü beyitte Leylâ ile Mecnun ve Şirin ile Ferhad hikâyelerine telmih vardır: bütün dünya sevgilinin divanesidir, nitekim her güzelin bir delisi vardır. Son beyitte gönül, beden vadisinde huzur bulamayan bir kuştur; onu avlayacak olan ihtiyar bir avcıya benzeyen ecel, yani ölümdür.
Nazire İlişkisi
Özkat'a göre gazelin bulunduğu mecmuada herhangi bir kayıt olmamasına rağmen, gazelin vezin, kafiye ve redif bakımından Fuzûlî'nin "Mende Mecnūn'dan füzūn ‘āşıḳlıḳ isti‘dādı var / ‘Āşıḳ-ı ṣādıḳ menem Mecnūn'un ancaḳ adı var" matlalı meşhur gazeline nazire olduğu anlaşılmaktadır. Özkat Fuzûlî'yi Fazlî'nin etkilendiği şairler arasında sayar ve Fazlî'nin onun iki gazelini tanzir ettiğini belirtir. Fuzûlî'nin matlaında Mecnun'un yalnızca adının bulunduğu söylenir; Fazlî aynı düşünceyi Ferhad'a uygular ve "hemān bir adı var" sözüyle modelin "ancaḳ adı var" ifadesini karşılar. Bu karşılaştırma tespitimizdir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Fuzûlî Dîvânı, haz. K. Akyüz, S. Beken, S. Yüksel, M. Cumbur, İstanbul 1958, s. 199 (Özkat'ın aktarımıyla).
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, s. 756; Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü'l-Ahbâr'ın Tezkire Kısmı, haz. Mustafa İsen, Ankara 1984, s. 320 (Özkat'ın aktarımıyla).
Akademik çalışmalar
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 338, gazel no. 90 (Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Ktp. 1082, vr. 45b); ayrıca s. 69 (redifler), s. 98 (nazireler) ve s. 122 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






