Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Gösterüp dīnār yāre ṣoḥbete meyyāl ider
Muṭrib anuñ-çün defüñ her laḥẓa arḳasın yeper
Sūzen-i ġamzeñle cānā rişte-i zülfüñ durur
Şehr-i ġurbetde bu ben āvāreye ipler çeker
Günümüz Türkçesiyle
1. (Rakip) yâre altın gösterip onu sohbete meylettirir; çalgıcı bu yüzden her an defin arkasını okşar.
2. Ey can, gamzenin iğnesine geçirilmiş zülfünün ipliği, gurbet şehrinde bu ben serseriyi ipe çeker.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Elimizdeki metin iki beyitten oluşur ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsizdir; Özkat bu gazeli yarım kafiyeli gazeller arasında sayar. Kafiye "ider, yeper, çeker" kelimelerindeki "-er" sesiyle kurulur. Gazel, Özkat'ın neşrinde doksan altıncı gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 238b) bulunur. Özkat onu "rā harfinde kafiyeli eksik gazeller" başlığı altında, son beyitleri eksik olanlar arasında verir; elimizde matla ile bir beyit kalmıştır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Özkat, divanın gazeller bölümünde sayfa noksanlığı yüzünden başı ya da sonu eksik kalan gazelleri, hangi harfle kafiyeliyse o harfin sonunda ayrı bir bölümde toplar ve bu gazellerin şair tarafından yarım bırakılmış olmadığını, mecmualardaki sayfa eksikliklerinden kaynaklandığını belirtir. Ona göre gazeller bölümündeki 153 şiir arasında, kaybolmuş ya da koparılmış varaklar yüzünden tamamı tespit edilemeyen 15 gazel vardır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, Özkat'ın Fazlî'nin şiirlerindeki sosyal hayat izleri arasında uzunca yorumladığı beyittir. Özkat'a göre şair burada eğlence yerlerinde sıkça karşılaşılan bir davranışa işaret eder: rakip, sevgiliyi sohbete meylettirmek için ona altın gösterir; bu yüzden çalgıcı her an defin arkasını okşar. Özkat, zenginliğinden başka bir özelliği olmayanların gözlerine kestirdikleri güzelin dikkatini çekmek için gösteriş yaptıklarını, aldıkları bahşişlerle bu zenginliği önceden keşfetmiş çalgıcıların da bahşişin hesabını yaparak sevinçten deflerinin arkasını okşadıklarını söyler. Ona göre şair, belki de daha iyi ses elde etmek için defin derisini ısıtmaya çalışan çalgıcının bu davranışını güzel bir sebebe bağlamıştır. Bir olayı gerçek sebebi dışında hoş bir sebebe bağlamak, hüsn-i ta‘lîl sanatıdır. Özkat beyitteki "yepmek" (yepemek) fiilini, kökü Türkçenin eski dönemlerine dayanan ve "okşamak" anlamına gelen kelimeler arasında gösterir.
İkinci beyitte dikiş imgeleri kullanılır: "sūzen" (iğne) gamzedir, "rişte" (iplik) zülftür. Gamzenin iğnesine geçirilmiş zülf ipliği, gurbet şehrindeki âşığı "ipe çeker". Özkat bu beyti "ipe çekmek" deyiminin örneği olarak gösterir; deyim, birini asmak anlamına gelir. İğne, iplik ve ip kelimeleri arasındaki tenasüp, deyimin gerçek ve mecaz anlamlarını birlikte işletir; bu tespitimizdir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 341, gazel no. 96 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 238b); ayrıca s. 62 (eksik gazeller), s. 69 (kafiye), s. 81 (sosyal hayat), s. 92 (deyimler), s. 105 (eski Türkçe kelimeler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






