Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Çünki yanuñca ṣalınmaḳ olmadı şemşīr-veş
İy kemān ebrū yiridür ḫāke düşsem tīr-veş
Yā çekerken yār elinde bir leṭāfet gördi kim
Ḳaldı engüştinde çeşmüm lā‘lden zih-gīr-veş
Ḫalḳa ḫalḳa ideli ‘āşıḳlaruñ ḳaddini yār
Ḫalḳ-ı ‘ālem birbirine girdiler zencīr-veş
Menzil-i maḳṣūda irüp isterem olam nişān
Tīrüñüñ budur öñünce varduġum naḫçīr-veş
Ehl-i cennetdür muḳarrer Fażliyā kilīsede
Yār olan Aṣḥāb-ı Kehf-i ‘ışḳ ile Ḳıṭmīr-veş
Günümüz Türkçesiyle
1. Kılıç gibi senin yanında salınmak (bana) nasip olmadı; ey kaşı yay (gibi olan), ok gibi toprağa düşsem yeridir.
2. Yay çekerken yârin elinde bir zarafet gördü; gözüm onun parmağında lal (taşından) bir okçu yüzüğü (zihgir) gibi kaldı.
3. Yâr âşıkların boyunu halka halka (iki büklüm) edeli, dünya halkı zincir halkaları gibi birbirine girdi.
4. Arzu menziline erişip okunun hedefi olmak isterim; okunun önüne av gibi varmamın sebebi budur.
5. Ey Fazlî, aşkın Ashab-ı Kehf'iyle Kıtmîr gibi yâr (dost) olan, kilisede bile olsa, kesinlikle cennet ehlidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif, Farsçada "gibi" anlamına gelen "-veş" ekidir; Özkat bu gazeli Farsça kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "şemşīr, tīr, zih-gīr, zencīr, naḫçīr, Ḳıṭmīr" kelimelerindeki "-īr" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde doksan sekizinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 243a) bulunur. Özkat'ın "şın harfi" bölümünü açan gazeldir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ilk dört beyti okçuluk ve silah imgeleriyle kurulur. İlk beyitte kılıç sevgilinin belinde, onun yanında salınır; âşığa bu nasip olmamıştır ve hedefini bulamayan bir ok gibi toprağa düşmeyi yerinde bulur. "Şemşīr", "kemān", "ebrū" ve "tīr" kelimeleri tenasüp kurar. İkinci beyitte "zih-gīr", okçuların kirişi çekerken parmaklarına taktıkları yüzüktür; âşığın kanlı gözyaşlarından kızarmış gözü, sevgilinin parmağında lal bir zihgire benzer. Üçüncü beyit, Özkat'ın "birbirine girmek" deyiminin örnekleri arasında gösterdiği beyittir: sevgili âşıkların boyunu halka halka bükmüş, insanlar da zincir halkaları gibi birbirine girmiştir. "Ḫalḳa" (halka) ile "ḫalḳ" (halk) arasında cinas vardır; bu tespitimizdir. Dördüncü beyitte âşık, sevgilinin okuna hedef olmak için av gibi onun önüne gider.
Son beyit Kur'an'da Kehf suresinde anlatılan Ashab-ı Kehf kıssasına telmihtir. Mağarada uyuyan gençlere eşlik eden köpek, İslami gelenekte Kıtmîr adıyla anılır ve sadakatin örneği sayılır. Şair, aşkın Ashab-ı Kehf'ine Kıtmîr gibi bağlı olanın, kilisede bile olsa cennetlik olduğunu söyler. "Kilīse" kelimesinin seçilmesi, dinî sınırları aşan bir aşk anlayışını düşündürür; bu yorumumuzdur. Bu gazel ile Özkat'ın neşrinde ardından gelen doksan dokuzuncu gazel aynı vezin, aynı redif ve aynı kafiyeyle yazılmıştır; "tīr", "şemşīr", "naḫçīr", "zencīr" ve "Ḳıṭmīr" kelimeleri iki gazelde de kafiye olur ve ikisi mecmuada aynı yapraktadır. Bu yakınlık tespitimizdir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 342, gazel no. 98 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 243a); ayrıca s. 69 (redifler), s. 91 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






