Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün Mefā‘ilün Fe‘ilün

İy girān-māye gevher-i yemm-i cūd
Ebr-i luṭfuñla ġarḳdur deryā
Ḥüsn-i ḫulḳuñ cihāna müstevlī
Luṭf u cūduñ zamāna müstevfā
Ṭab‘uñ āyīne-i muṣaffādur
Görinür anda ṣūret-i ma‘nā
Olmaz-idi ser-āmed-i ‘ālem
Elüñ altında olmasa ṭuġrā
Lāyıḳ-ı ‘izz ü rif‘at ü iḳbāl
Müsteḥaḳḳ-ı sa‘ādet-i ‘uẓmā
Ẕāt-ı nīkū-ṣıfat u ‘ālī-şān
Eṣlaḥu’llāhi şānühü ebedā
Dilegüm bu Ḫudā’dan iy Fażlī
Ḳadri günden güne ziyāde ola

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey cömertlik denizinin pek değerli incisi, senin lütuf bulutunun yağmuruyla deniz bile suya gark olmuştur.

2. Güzel huyun dünyayı kaplamış, lütfun ve cömertliğin zamanın hakkını eksiksiz vermiştir.

3. Yaratılışın arıtılmış, cilalı bir aynadır; mananın sureti onda görünür.

4. Tuğra senin elinin altında olmasaydı âlemin başında yer almazdı, en seçkini olmazdı.

5. İzzete, yüceliğe ve ikbale layık, en büyük saadete hak kazanmış bir kişisin.

6. İyi sıfatlı ve yüce şanlı zattır; Allah şanını ebediyen yüceltsin.

7. Ey Fazlî, Allah'tan dileğim şudur: onun kadri günden güne artsın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir kıtadır; yalnız beyitlerin ikinci mısraları kafiyelidir (deryā, müstevfā, ma‘nā, ṭuġrā …). Vezin hafif bahrinin "fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Mahlas son beyitte geçer. Özkat bu manzumeyi, birincisi gibi, medhiye türünde yazılmış bir "kıt'a-i kebîre" sayar. Kıta Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 230a) ve Süleymaniye Kütüphanesi Âşir Efendi 314 numaralı mecmuada (vr. 127b) bulunur.

Altıncı beytin ikinci mısraı Arapçadır ve neşirde Arap harfleriyle basılmıştır. Özkat dipnotta bu duanın okunuşunu "Eṣlaḥu'llāhi şānühü ebedā", anlamını da "Allah şanını ebedî eylesin, sonsuza kadar yüceltsin" diye verir; özgün metindeki mısra bu dipnota göre kurulmuştur.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk beyitte memduh cömertlik denizinin incisidir ve lütuf bulutu denizi bile boğacak kadar yağar; deniz, inci ve bulut arasında bir tenasüp, bulutun denizi boğması düşüncesinde de mübalağa vardır. İkinci beyitte "müstevlī" (kaplayan) ile "müstevfā" (tam, eksiksiz) kelimeleri ses bakımından birbirine yakın seçilmiştir; mısralar da birbirine paralel kurulmuştur. Üçüncü beyitte yaratılışı cilalı bir aynaya benzetilir, aynada da "ṣūret-i ma‘nā", yani mananın sureti görünür; suret ile mana arasındaki tezat beytin inceliğidir. Dördüncü beyitteki "el altında" sözünü Özkat, Fazlî'nin kullandığı deyimler arasında sayar. Tuğra fermanların başına çekildiği için "ser-āmed" (başa gelen, seçkin) kelimesiyle birlikte anılması iki anlamlı bir söyleyiş kurar; bu yorum bizimdir.

Tarihî Bağlam

Kıtada övülen kişinin adı geçmez. Özkat, tuğranın memduhun elinin altında olduğunu söyleyen dördüncü beyitten hareketle manzumenin bir devlet büyüğü için yazıldığını belirtir. Tuğra çekmek nişancının işi olduğundan beyit bir nişancıyı akla getirir; ancak bu bizim çıkarımımızdır, kaynakta kim olduğu söylenmez. Kıtanın ne zaman yazıldığı da bilinmez.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 375-376, kıta no. 2 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 230a; Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi 314, vr. 127b); ayrıca s. 64 (kıtalar üzerine), s. 92 (deyimler) ve s. 118-119 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar