Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Cām-ı meyden mest olanlar kendüyi Cem ṣandılar
Cür‘asın tīġ-ı ecel zaḫmına merhem ṣandılar
Bezm-i ġamda sāḳi-i devrānı maḥrem ṣandılar
Bir dem iken devlet-i dünyāyı bir dem ṣandılar
Bu fenā gül-zārınuñ ‘ıyşını ‘ālem ṣandılar
Āb-ı ḥayvān ile ḳılmışlar ezel taḫmīrüñi
Eyledüñ la‘lüñ gibi cānum içinde yirüñi
Çünki naḳşuñda senüñ bulmadılar tezvīrüñi
Ehl-i diller göricek āyīnede taṣvīrüñi
Baġrına baṣmış yatur ‘Īsā’yı Meryem ṣandılar
Çözdi sünbüller benümçün ṭurre-i ṭarrārını
Dökdi bülbüller gözinden eşk-i gevher-bārını
Nāḫun ile pāre pāre ḳıldı gül ruḫsārını
Şol ḳadar zārīlıġ itdüm kim cihān gül-zārını
Ḫān-ḳāh-ı şīven ü eyvān-ı mātem ṣandılar
Dest-i ḳahr ile yaḳasın çekdiler çāk itdiler
Ḳurı yire başını bī-çārenüñ aḳıtdılar
Bād-ı ḫışm ile yüregin oynadup incitdiler
Yire sürdiler yüzin başum gibi acıtdılar
Bilmezem deryā-yı ‘Ummān’ı benüm nem ṣandılar
Bu fenā bezmin felek Fażlī’ye ḳılmışdur maḳām
Kāse-i sırdan içürdi ṭolular anda müdām
Şimdi ḳahr ile felekden almaġ-ıçün intiḳām
Ṣundılar bir cür‘a kim biñ yıl yaşar içen temām
Bu perī-rūlar Necātī bizi ādem ṣandılar
Günümüz Türkçesiyle
1. Şarap kadehiyle sarhoş olanlar kendilerini Cem sandılar; onun yudumunu ecel kılıcının yarasına merhem sandılar; gam meclisinde zamanın sakisini sırdaş sandılar. Dünya devletini, bir an sürerken, uzun bir eğlence zamanı sandılar; bu fani gül bahçesinin eğlencesini koca bir âlem sandılar.
2. Ezelde senin mayanı âb-ı hayatla yoğurmuşlar; lal dudağın gibi canımın içinde yer tuttun; senin nakşında hiçbir sahtelik bulamadılar. Gönül ehli aynada senin suretini görünce onu, bağrına İsa'yı basmış yatan Meryem sandılar.
3. Sünbüller benim için hilekâr perçemlerini çözdü; bülbüller gözlerinden inci saçan yaşlarını döktü; gül, tırnakla yanağını parça parça etti. O kadar inledim ki cihan gül bahçesini bir feryat tekkesi ve matem eyvanı sandılar.
4. Kahır eliyle zavallının yakasını çekip yırttılar; onun başını (kanını) kuru toprağa akıttılar; öfke rüzgârıyla yüreğini oynatıp incittiler. Yüzünü yere sürdüler, başım gibi acıttılar; bilmem, Umman denizini benim gözyaşımın nemi mi sandılar.
5. Felek bu fani mecliste Fazlî'ye yer vermiştir; orada sır kâsesinden ona sürekli dolu dolu içirdi; şimdi felekten intikam almak için (bu güzeller) öyle bir yudum sundular ki içen tam bin yıl yaşar. Ey Necâtî, bu peri yüzlüler bizi insan sandılar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş bentlik bir muhammestir; türü bakımından da bir tahmistir. Tahmis, bir şairin başka bir şairin gazelindeki her beytin önüne üç mısra ekleyerek onu beşer mısralık bentlere dönüştürmesidir. Burada her bendin ilk üç mısraı Fazlî'nin, son iki mısraı Necâtî'nindir. Necâtî'nin gazelinin redifi "ṣandılar", kafiyesi "-em"dir (dem, ‘ālem, Meryem, mātem, nem, ādem). Fazlî'nin eklediği mısralar her bentte Necâtî'nin beytinin ilk mısraıyla kafiyelenir: ilk bentte "ṣandılar", ikinci bentte "-īrüñi" (taḫmīrüñi, yirüñi, tezvīrüñi, taṣvīrüñi), üçüncü bentte "-ārını", dördüncü bentte "-tdılar/-tdiler", son bentte "-ām". Vezin remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır.
Özkat şiiri divanın otuzuncu musammatı olarak yayımlar. Metin, Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi'ndeki 364 numaralı, XVII. yüzyılda istinsah edilmiş şiir mecmuasının 10a varağına dayanır. Özkat'a göre Necâtî'nin gazeli yedi beyittir; Fazlî bunun beş beytini tahmis etmiştir. Özkat, Necâtî'nin beyitlerini Ali Nihat Tarlan'ın neşrettiği Necâtî Beg Divanı ile karşılaştırmış ve farkları dipnotta göstermiştir; örneğin dördüncü bentteki Necâtî mısraı divanda "Yüzine kefler urup yire sürüp acıtdılar" biçimindedir, üçüncü bentteki "gül-zārını" kelimesi de divanda "bünyādını" diye geçer. Dördüncü bendin ikinci mısraında Özkat, anlamca "ḳanını" okumasının daha uygun olduğunu belirtmiş, ancak aynı bentteki "başum" kelimesiyle uyumu yüzünden "başını"yı tercih etmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Necâtî'nin matlaı dünya devletinin geçiciliğini anlatır: insanlar bir an süren dünya saltanatını uzun bir zaman, fani gül bahçesinin eğlencesini koca bir âlem sanmışlardır. Mısradaki "dem" kelimesinin iki kez kullanılması bir cinas kurar; ilki "an", ikincisi uzun süren bir keyif zamanı anlamına yakındır. Fazlî bu düşünceyi şarap ve Cem imgeleriyle hazırlar: kadehle sarhoş olanlar kendilerini, efsanevi kadehin sahibi Cem sanmış, şarap yudumunu ecel yarasına merhem bilmişlerdir.
İkinci bentte Necâtî'nin beyti dikkat çekici bir benzetme taşır: aynada sevgilinin suretini gören gönül ehli, aynayı bağrına İsa'yı basmış Meryem sanar. Fazlî'nin eklediği mısralar bu suretin kusursuzluğunu hazırlar: mayası âb-ı hayatla yoğrulmuştur, nakşında sahtelik yoktur. Üçüncü bentte bütün doğa âşıkla birlikte yas tutar: sünbüller saçlarını çözer, bülbüller ağlar, gül yanağını tırnakla parçalar. Bu, yas âdetlerinin bahçeye taşınmasıdır ve Necâtî'nin "matem eyvanı" benzetmesine zemin hazırlar. Özkat'ın deyimler listesinde "yürek oynatması" deyimi dördüncü bentten örneklenir.
Tarihî Bağlam
Özkat, Fazlî'nin tahmislerini Necâtî, Zâtî ve Âhî'nin gazellerine yaptığını, bu üç şairi seçmesinde üslup ve anlayış bakımından kendisini onlara yakın hissetmesinin rol oynamış olabileceğini söyler. Bu tahmis, nüshada aynı gazele Rahmî'nin yaptığı tahmisin hemen ardından ve "Naẓīre-i Fażlī" başlığıyla yer alır. Özkat bu başlıktan, Fazlî'nin tahmisinin doğrudan Necâtî'nin gazeline yazılmadığı, daha önce yazılmış tahmislere bir nazire olarak kaleme alındığı sonucunu çıkarır. Nüshadaki varak eksikliği yüzünden aynı gazele başka tahmisler yapılıp yapılmadığı bilinmemektedir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 257-258, musammat no. 30 (Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Ktp. 364, vr. 10a); ayrıca s. 58 (tahmisler üzerine), s. 94 (deyimler), s. 97 (Necâtî etkisi) ve s. 121 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- Ali Nihat Tarlan (hzl.), Necâtî Beg Divanı, İstanbul: MEB, 1997, s. 191 (Özkat'ın karşılaştırmasıyla).
Çevrimiçi kaynaklar






