Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
‘Işḳuña baṣdum ḳadem el-ḥamdü-lillāhi’l-kerīm
اهدنا يا ايّها الهادي صراط المستقيم
Aḥsen-i taḳvīmisin Ḥaḳḳ’uñ oḳur ṭab‘-ı selīm
Muṣḥaf-ı ḥüsnüñde ruḫsāruñı cennātü’n-na‘īm
İy cemālüñ āyeti ‘ünvān-ı dīvān-ı ḳadīm
Ḳaşlaruñ ṭuġrası Bi’smillāhi’r-raḥmāni’r-raḥīm
Okunuş (I-2): Ahdinā yā eyyühe'l-hādī ṣırāṭü'l-müstaḳīm. Okuma ve anlam Özkat'ın dipnotundandır (s. 260).
Vādi-i ‘ışḳuñda itdüm gözlerüm yaşını nehr
Yār bildüm ben seni vü mā- ‘adāyı derd ü ḳahr
Ola tiryāk olsa senden ġayrı dilber baña zehr
Yoḳ durur mis̱lüñ velīkin bu ‘aceb iy ḫūn-ı dehr
Seni bu ḥüsn ile görürken sivādan şeyḫ-i şehr
Tevbe ‘arż eyler baña estaġfiru’-llāhi’l-‘aẓīm
Dil virüp yemm-i femine ol lebi peymānenüñ
Alma āhın key ṣaḳın ben ‘āşıḳ-ı dīvānenüñ
Ol elif-veş ḳaddine meyl eyleyüp cānānenüñ
‘Işḳına bel baġlayup ol gözleri mestānenüñ
Lām-ı zülf-i ser-nigūn naḳşına ol dür-dānenüñ
İy raḳīb el ṣunma kim لاتقربو امال اليتيم
Okunuş (III-6): İy raḳīb el ṣunma kim lā-taḳrabu māle'l-yetīm. Okuma ve anlam Özkat'ın dipnotundandır (s. 261).
Ben kime teşbīh idem sen māhı iy ḥūrī-liḳā
Mihr ise ḥüsnüñle farḳı var anuñ beyne’s-semā
Bāġ-ı ‘ālem içre bir gül-ruḫ naẓīr olmaz saña
Yoḳ durur mis̱lüñ cihānda ḥāṣılı hergiz şehā
Nāfe-i Çīnī ṣaçuñdan ḳıṣṣadur ammā Ḫıṭā
Nergis-i şehlā gözüñden nüsḫadur ammā saḳīm
Şāh-ı ‘ışḳam çerḫa dikdüm dūd-ı āhumdan ‘alem
‘Ālem-i ‘ışḳ içre oldum ‘ışḳ ile şāhum ‘alem
Eyleyüp hem-ṣoḥbetüm her rūz u şeb derd ü elem
Bezm-i firḳatde idüp cismüm dem-ā-dem cām-ı Cem
Görseñ iy dilber ki sensüz nice mey ‘ıyş eylerem
Eşk sāḳī āh muṭrib nāle hem-dem ġam nedīm
Sevdi biñ cān ile dil ol dilber-i meh-manẓarı
Kim anuñ mihr-i ruḫına ḫalḳ ḳızġın müşteri
Terk ider āḫir reh-i ‘ışḳında bu cān u seri
Fażlī gibi olup ol şāh-ı cihānuñ çākeri
Ġuṣṣa vü derd-ile pür-nemdür niẓāmī gözleri
Ṭutalı gözde maḳām ol ḳaşları nūn aġzı mīm
Günümüz Türkçesiyle
I. Cömert Allah'a hamd olsun, aşkının yoluna adım attım. Ey doğru yola ileten, bizi doğru yola ilet. Sağlam yaratılışlı kişi seni Hakk'ın "en güzel biçimde" yarattığı varlık diye okur; güzelliğinin Mushaf'ında yanaklarını "nimet cennetleri" diye okur. Ey güzelliğinin âyeti ezelî divanın başlığı olan sevgili, kaşlarının tuğrası "Bismillâhirrahmânirrahîm"dir.
II. Aşkının vadisinde gözlerimin yaşını ırmak ettim; seni sevgili bildim, senden başkasını dert ve kahır bildim. Senden başka bir dilber bana panzehir olsa bile zehir olur. Eşin benzerin yok; ama ey zamanın güzeli (neşirde "ḫūn-ı dehr"), şu tuhaftır: şehrin şeyhi seni bu güzellikle görünce Allah'tan gayrı her şeyden tövbe ettiğini bana bildirir ve "Yüce Allah'tan bağışlanma dilerim" der.
III. Ey rakip, o kadeh dudaklı sevgilinin ağız denizine gönül verip ben divane âşığın ahını alma, iyi sakın. Ben o sevgilinin elif gibi dimdik boyuna meylettim, o sarhoş gözlünün aşkına bel bağladım, o tek incinin baş aşağı lâm harfine benzeyen zülfünün nakşına tutuldum. Ey rakip, el uzatma; çünkü "Yetimin malına yaklaşmayın."
IV. Ey huri yüzlü, ben sen ayı kime benzeteyim? Güneşe gelince, onunla senin güzelliğin arasında yerle gök kadar fark vardır. Dünya bahçesinde gül yanaklı hiç kimse sana denk olmaz; kısacası ey şah, dünyada asla benzerin yoktur. Çin miski senin saçından aktarılmış bir hikâyedir ama Hıtay'dan, yani hatalıdır; şehla nergis senin gözünden çıkarılmış bir nüshadır ama kusurlu ve hastadır.
V. Aşk şahıyım; ahımın dumanından feleğe sancak diktim. Ey şahım, aşk âleminde aşkla nam saldım. Her gün her gece derdi ve elemi sohbet arkadaşım edindim, ayrılık meclisinde bedenimi her an Cem'in kadehi yaptım. Ey dilber, bir görsen sensiz nasıl şarap içip eğlenirim: gözyaşı sakidir, ah çalgıcıdır, inilti arkadaştır, gam nedimdir.
VI. Gönül o ay yüzlü dilberi bin canla sevdi; halk onun güneş yanağına müşteri gibi düşkündür. Gönül sonunda, Fazlî gibi o dünya şahının kulu olup onun aşk yolunda bu canı ve başı terk eder. Kaşları nûn, ağzı mîm olan o sevgili gözde yer tuttuğundan beri gözleri tasa ve dertle nem doludur. (Beşinci mısradaki "niẓāmī" kelimesi kapalıdır; "düzenli, sürekli" diye anlaşılabilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı bentlik bir müseddestir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Müseddes, her bendi altı mısradan oluşan bir musammattır. Bu şiirde ilk bendin altı mısraı kendi arasında "-īm" sesiyle kafiyelidir: kerīm, müstaḳīm, selīm, na‘īm, ḳadīm, raḥīm. Sonraki bentlerde ilk beş mısra kendi arasında kafiyelenir, altıncı mısra ise yine ilk bendin "-īm" kafiyesine döner: ‘aẓīm, yetīm, saḳīm, nedīm, mīm. Böylece bentler birbirine bağlanır. Mustafa Özkat bu şiiri Fazlî'nin müzdeviç tarzdaki ilk müseddesi olarak tanıtır ve aşk konusunda yazıldığını belirtir. Mahlas son bentte geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Özkat şiiri divanın otuz üçüncü musammatı olarak, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmından (vr. 241a) yayımlar. Birinci bendin ikinci mısraı bütünüyle Arapçadır; üçüncü bendin son mısraında ise "İy raḳīb el ṣunma kim" sözünü Arapça bir ibare tamamlar. Neşirde Arapça kısımlar Arap harfleriyle basılmıştır. Özgün metindeki bu kısımlar neşrin basılı sayfasından harfi harfine aktarılmıştır; okunuşlar ve anlamlar Özkat'ın dipnotlarından alınmıştır. Basılı metinde birinci ibare "اهد نا", ikincisi "لاتقربو امال" biçiminde aralıklı dizilmiştir; birincide aralık yalnız dizgiden kaynaklandığı için kelime bitişik yazılmış, ikincisi basıldığı gibi bırakılmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin en belirgin özelliği, sevgilinin güzelliğini Kur'an ve dua diliyle övmesidir. Birinci bent bir okuma sahnesi gibi kurulur: sevgilinin güzelliği bir Mushaf'tır, yanakları cennet, güzelliğinin âyeti ezelî divanın başlığı, kaşları ise Kur'an sûrelerinin başındaki besmeleye benzeyen bir tuğradır. İkinci mısradaki Arapça dua, Fâtiha sûresindeki "Bizi doğru yola ilet" dileğini hatırlatır; üçüncü mısradaki "aḥsen-i taḳvīm" ise Tîn sûresindeki "insanı en güzel biçimde yarattık" sözüne telmihtir. Bu iki bağlantı tespitimizdir. Şair aşk yoluna girişini de "el-ḥamdü lillāh" diyerek bir ibadete başlar gibi anlatır.
İkinci bentte şehrin şeyhi, sevgilinin güzelliği karşısında Allah'tan başka her şeyden, yani "sivā"dan tövbe ettiğini söyler. Şeyhin tövbesi bu güzelliğin karşısında bir yenilgi gibi sunulur; burada zâhid tipine yönelik ince bir alay vardır. Bent "estaġfiru'llāhi'l-‘aẓīm" (Yüce Allah'tan bağışlanma dilerim) sözüyle kapanır.
Üçüncü bentte aşk mazmunları harflerle anlatılır: sevgilinin boyu elif, zülfü baş aşağı duran bir lâm harfidir. Bendi bitiren Arapça ibareyi Özkat "Yetim malına yaklaşmayınız" diye çevirir ve hadis olarak gösterir. Aynı söz Kur'an'da En'âm ve İsrâ sûrelerinde "ve lā taḳrabū māle'l-yetīm" biçiminde geçer; ibarenin bir âyet parçası olduğu tespitimizdir. Bende anlam kazandıran, beşinci mısradaki "dür-dāne" (tek inci) kelimesidir. Divan şiirinde benzersiz inciye "dürr-i yetīm" (yetim inci) denir; sevgili tek bir inci olduğu için o da bir "yetim"dir ve rakibin ona el uzatması yetim malına el uzatmak sayılır. Bu tevriye çıkarımımızdır.
Dördüncü bentte iki tevriye öne çıkar. "Ḫıṭā" kelimesi hem miskin geldiği Hıtay ülkesini hem de "ḫaṭā" (yanlış) kelimesini çağrıştırır: misk sevgilinin saçının kokusunu anlatan bir hikâyedir ama yanlış bir hikâyedir. "Saḳīm" kelimesi de hem "hasta" hem "kusurlu" demektir: nergis sevgilinin gözünden çıkarılmış bir nüshadır ama bozuk bir nüshadır. Divan şiirinde sevgilinin gözü, baygın ve hasta bakışıyla nergise benzetilir. Beşinci bentte "‘alem" kelimesi iki anlamda, hem "sancak" hem "ün, şöhret" anlamında kullanılır ve "‘ālem" ile cinas kurar. Son mısra, ayrılık meclisini bir işret meclisi gibi kurar: gözyaşı saki, ah çalgıcı, inilti arkadaş, gam nedimdir.
Son bentte "müşteri" kelimesi hem alıcı hem de Jüpiter gezegeninin adıdır; güneş yanak ile gezegen adı arasında bir tenasüp kurulur. Bendin son iki mısraı bir harf oyunuyla biter. Sevgilinin kaşları nûn, ağzı mîm harfine benzetilir; bu iki harf yan yana gelince "nem" kelimesi okunur. Sevgili âşığın gözünde yer tuttuğundan beri o göz "pür-nem", yani nem doludur. Bu harf oyunu tespitimizdir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 260-261, musammat no. 33 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 241a); ayrıca s. 58 (müseddesler üzerine) ve s. 90-92 (deyimler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






