Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün

Ḳanadum altına ‘anḳā gibi biñ kūh-sār aldum
İçinde pençe-i ḳahr ile kebg-i dil-figār aldum
Muḥabbet fāḳınuñ gerçi şikārın bī-şümār aldum
‘Adū-yı zāġ elinden bir teẕerv-i şīve-kār aldum
Daḫı ben şāh-bāz-ı ‘ışḳ olaldan bir şikār aldum
Diyār-ı miḥneti Ferhād u Mecnūn yoḳ yire gezdi
Berāt-ı milk-i ‘ışḳı kātib-i ḳudret baña yazdı
Meh-i nev sikke-i ḫūrşīde nāmum tīġ ile ḳazdı
Yine burc-ı bedenden cān sevincinden çıḳayazdı
Nigāruñ göñline girdüm demürden bir ḥiṣār aldum
Dil ü cān ile yārüñ bār-ı ‘ışḳında boyun urdum
Bugün meydān-ı miḥnetde ‘adūnuñ ḳahrına ṭurdum
O yüzi ḫūb-ı ḫūn-rīzüñ cefāsın gerçi çoḳ gördüm
Ṣarup pehlūye tīġuñ zaḫmını şöyle ṣafā sürdüm
Ṣanasın yanuma bir serv-ḳāmet gül-‘iẕār aldum
Ten-i pür-ḫūbı ṭutdum ṣanmañuz dūd-ı siyāhumla
Ṭonandı lāle-zār-ı derd miḥnet bār-gāhumla
Serīr-i ṣadra geçdüm şem‘-veş oddan külāhumla
Melāmet milkini açdum ser-ā-ser tīġ-ı āhumla
Bugün ben şāh-bāz-ı milk-i ‘ışḳum bir diyār aldum
Olup Fażlī gibi ser-geştesi bir māh ruḫsāruñ
Varup dellāl-ı dil bāzār-ı kūyına o dil-dāruñ
Hezārān derd ile iḳrārın aldum [ben] o ‘ayyāruñ
Nuḳūd-ı ṣabr u dil virdüm metā‘-ı derdine yārüñ
Görenler Ẕātiyā cānlar virür bir yādigār aldum

Günümüz Türkçesiyle

1. Anka kuşu gibi kanadımın altına bin dağ aldım; içinde, kahır pençesiyle gönlü yaralı bir keklik yakaladım; sevgi okunun (okun gezinin) avını gerçi sayısız aldım; düşman kargasının elinden cilveli bir sülün kaptım. Ben aşkın doğanı olalı bir av daha aldım.

2. Ferhat ile Mecnun mihnet diyarını boş yere gezdiler; aşk mülkünün beratını kudret kâtibi bana yazdı; yeni ay, güneşin sikkesine adımı kılıçla kazıdı; can sevincinden yine beden burcundan çıkmak üzereydi. Sevgilinin gönlüne girdim, demirden bir hisar aldım.

3. Can ve gönülle yârin aşk yüküne boyun eğdim; bugün mihnet meydanında düşmanın kahrına karşı durdum; o güzel yüzlü kan dökücünün cefasını gerçi çok gördüm; kılıcının yarasını böğrüme sarıp öyle safa sürdüm ki sanki yanıma servi boylu, gül yanaklı birini aldım.

4. Sanmayın ki güzellikle dolu teni kara dumanımla kuşattım; dert lale bahçesi mihnet otağımla donandı; mum gibi ateşten külahımla baş köşedeki tahta geçtim; ahımın kılıcıyla kınama ülkesini baştan başa fethettim. Bugün ben aşk ülkesinin doğanıyım, bir diyar aldım.

5. Fazlî gibi ay yüzlü birinin şaşkını olup, gönlü tellal ederek o gönül alıcının mahallesinin pazarına vardım; binlerce dertle o hilekârdan söz aldım; sabır ve gönül paralarını yârin dert malına verdim. Ey Zâtî, görenlerin uğruna canlar verdiği bir yadigâr aldım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş bentlik bir muhammestir; türü bakımından Zâtî'nin bir gazeline yapılmış bir tahmistir. Tahmiste her bendin ilk üç mısraı tahmis edenin, son iki mısraı gazel sahibinindir; burada da ilk üç mısra Fazlî'nin, son iki mısra Zâtî'nindir. Zâtî'nin gazelinin redifi "aldum", kafiyesi "-ār"dır (şikār, ḥiṣār, gül-‘iẕār, diyār, yādigār). İlk bentte beş mısranın hepsi "-ār aldum" ile biter (kūh-sār, dil-figār, bī-şümār, şīve-kār, şikār). Öteki bentlerde Fazlî'nin mısraları Zâtî'nin beytinin ilk mısraıyla kafiyelenir: "-azdı/-ezdi" (gezdi, yazdı, ḳazdı, çıḳayazdı), "-rdum" (urdum, ṭurdum, gördüm, sürdüm), "-āhumla" (siyāhumla, bār-gāhumla, külāhumla, āhumla) ve "-āruñ" (ruḫsāruñ, dil-dāruñ, ‘ayyāruñ, yārüñ). Vezin hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıdır.

Özkat şiiri divanın otuz birinci musammatı olarak yayımlar. Metin, Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi'ndeki 364 numaralı, XVII. yüzyılda istinsah edilmiş şiir mecmuasının 16a varağına dayanır. Özkat, Zâtî'ye ait mısraları Ali Nihat Tarlan'ın yayımladığı Zâtî Divanı'nın ikinci cildiyle karşılaştırmıştır. Divanda dördüncü bendin Zâtî mısraı "şāh-bāz-ı" yerine "pād-şāh-ı" ile başlar ve "aşk ülkesinin padişahıyım" anlamını verir. Üçüncü bentteki "gördüm" kelimesini nüshadaki "çekdüm" yerine kafiye uyumu için Özkat koymuştur; son bendin dördüncü mısraı ise nüshada "Nuḳūdı ḥayretā virdüm metā‘-ı vaṣlına yārüñ" biçimindedir. Son bentteki "[ben]" kelimesi Özkat'ın vezin için eklediği bir kelimedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Zâtî'nin matlaı bir av sahnesi kurar: aşkın doğanı olan âşık, düşman kargasının elinden cilveli bir sülün kapmıştır. Fazlî bu sahneyi genişletir ve ilk bendi baştan sona av kuşlarıyla doldurur: anka, keklik, karga, sülün ve doğan (şāh-bāz). Bu kelimeler güçlü bir tenasüp oluşturur. Özkat, Fazlî'nin tahmislerinde oldukça başarılı olduğunu söyler ve örnek olarak bu tahmisin ilk bendini alıntılar; "kanadı altına almak" deyimini de bu bentten örnekler.

İkinci bentten sonra imgeler avdan devlete ve savaşa geçer. Aşk mülkünün beratı kudret kâtibince âşığa yazılmış, yeni ay güneşin sikkesine onun adını kazımıştır; sikke ve berat hükümdarlığın alametleridir. Bentin sonunda âşık sevgilinin gönlüne girmiş, demirden bir hisar almıştır. Üçüncü bentte mihnet meydanında düşmanın kahrına karşı durulur; Özkat bu bentteki "boyun urmak" sözünü deyimler arasında sayar. Dördüncü bentte âşık mum gibi ateşten külahıyla baş köşedeki tahta geçer ve ahının kılıcıyla kınama ülkesini fetheder; "ateşten külah" sözü de Özkat'ın deyimler listesinde bu bentten örneklenir. Bu bendin ilk mısraı kapalıdır ve yaklaşık anlamıyla aktarılmıştır.

Son bent bir pazar sahnesidir: "dellāl" (tellal), "bāzār", "nuḳūd" (paralar) ve "metā‘" (mal) kelimeleri bir tenasüp kurar. Âşık sabır ve gönül paralarını verip sevgilinin dert malını satın alır. Zâtî'nin makta beytinde "yādigār" kelimesi, bu alışverişte elde edilen şeyin değerini anlatır.

Tarihî Bağlam

Özkat'a göre Fazlî, şairlik yeteneğinin gelişmesinde ve tanınmasında en büyük payı olan Zâtî'nin öğrencisi olmakla övünür. Özkat, Zâtî'nin Bâkî dahil devrinin pek çok şairinin yetişmesinde söz sahibi olduğunu ve Necâtî'den sonra gelen Osmanlı şairlerinin üstadı sayıldığını belirtir. Fazlî'nin Zâtî'nin gazellerine yazdığı nazireler ile bu tahmis, aralarındaki bu bağın şiirdeki izleridir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 258-259, musammat no. 31 (Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Ktp. 364, vr. 16a); ayrıca s. 58 (tahmisler üzerine), s. 90-92 (deyimler), s. 97-98 (Zâtî etkisi) ve s. 121 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
  • Ali Nihat Tarlan (hzl.), Zâtî Divanı, c. 2, İstanbul: MEB, 1970, s. 476 (Özkat'ın karşılaştırmasıyla).

Çevrimiçi kaynaklar