Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü Mefā‘īlü Mefā‘īlü Fe‘ūlün

Ṣabrum yaḳasın çāk ider isem n’ola her gāh
El irmedi dāmān-ı viṣāline anuñ āh
Egnüme ṣafā cāmesini eyledi kūtāh
Āvāreler [a]parası çıḳ Derzi Memī Şāh
Ḳızdurmaġ içün ütüsini ol dili āhen
Nār-ı ġam-ı ‘ışḳ itdi tenüm gerçi ki külḫen
Iṣınmadı ammā ki baña ṣoġıdı benden
Āvāreler [a]parası çıḳ Derzi Memī Şāh
Āvāre iken ‘ışḳına ol tāze cüvānuñ
Miḳrāż-ı ġamından şu ki yüz döndüre anuñ
Kessin ben isem cāme-i ‘ömrin o ḳabānuñ
Āvāreler [a]parası çıḳ Derzi Memī Şāh
Dāġ ile tenüm eyledi zībā-yı pelengī
Ḳan yaşum ile itdi yüzüm āl-i Firengī
Çaldı yine bir pāreye geçdi baña rengi
Āvāreler [a]parası çıḳ Derzi Memī Şāh
Pehlū-keş ola diyü çü cāme o vefāsuz
Dem olmadı āvāre göñül ola recāsuz
Derdā ki ḳodı ben ḳulın iy Fażlī yaḳasuz
Āvāreler [a]parası çıḳ Derzi Memī Şāh

Günümüz Türkçesiyle

1. Her an sabrımın yakasını yırtsam şaşılır mı; ah, elim onun vuslatının eteğine erişmedi; sırtıma neşe elbisesini kısa biçti. Ey avareleri alıp götüren, çık ortaya, Terzi Memî Şah. (Nakarattaki "[a]parası" sözünün anlamı kesin değildir; "alıp götüren" diye anlaşılmıştır.)

2. O demir yürekli, ütüsünü kızdırmak için aşk gamının ateşiyle tenimi gerçi külhan etti; ama bana ısınmadı, benden soğudu. Ey avareleri alıp götüren, çık ortaya, Terzi Memî Şah.

3. O taze gencin aşkında avare iken, onun gam makasından yüz çeviren ben olursam, o kaftanlı güzel ömrümün elbisesini kessin. Ey avareleri alıp götüren, çık ortaya, Terzi Memî Şah.

4. Yaralarla tenimi kaplan postu gibi benekli ve süslü etti; kanlı gözyaşımla yüzümü Frenk alına boyadı; yine bir parçayı boyadı, rengi bana geçti. Ey avareleri alıp götüren, çık ortaya, Terzi Memî Şah. (Son mısraın anlamı tam açık değildir.)

5. O vefasız elbise gibi bana sarılsın diye avare gönül bir an bile umutsuz olmadı; ey Fazlî, yazık ki ben kulunu yakasız bıraktı. Ey avareleri alıp götüren, çık ortaya, Terzi Memî Şah.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş bentlik bir murabbadır. Her bendin ilk üç mısraı kendi arasında kafiyelidir; dördüncü mısra "Āvāreler [a]parası çıḳ Derzi Memī Şāh" nakaratı olarak her bentte tekrarlanır. İlk bentte nakarat da "-āh" kafiyesini paylaşır (gāh, āh, kūtāh, Şāh). Öteki bentlerin kafiyeleri "-en", "-ānuñ", "-engī" ve "-āsuz"dur. Vezin hezec bahrinin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Mahlas son bentte geçer. Nakarattaki "[a]parası" kelimesinin ilk harfi neşirde yapılmış bir tamamlamadır.

Özkat şiiri divanın onuncu musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 223a) bulunur. Özkat'ın tanıtımına göre mecmuanın bu kısmı 1149 (1736) yılında istinsah edilmiş ve sonradan cilde eklenmiştir; üzerinde "yarım kaldı" kaydı vardır.

Anlam ve Söz Sanatları

Özkat'a göre Fazlî devrinde ünlü olmuş güzeller için övgü niteliğinde murabbalar yazmıştır ve Derzi Memî Şâh adlı güzel için yazdığı murabbalar üç tanedir (10, 12 ve 17. musammatlar). Bu şiir onların ilkidir. Sevgilinin mesleği terzilik olduğu için şiirin bütün imgeleri terzi dükkânından alınır: yaka, etek, elbise, ütü, makas, kumaş, boya, kaftan. İlk bentte âşık sabrının "yakasını" yırtar, eli sevgilinin vuslatının "eteğine" erişmez, sevgili de sırtına neşe "elbisesini" kısa biçmiştir. Özkat "eli ermemek" deyimini bu bentten örnekler. İkinci bentte sevgili ütüsünü kızdırmak için âşığın tenini külhana çevirir; ama kendisi ısınmaz, tersine soğur. Burada ısınmak ile soğumak arasındaki tezat, "ısınmak" fiilinin "birine yakınlık duymak" anlamıyla birleşir.

Üçüncü bentte terzinin makası "gam makası" olur; âşık bu makastan yüz çevirirse sevgilinin ömrünün elbisesini kesmesini ister. Kumaş kesmek ile ömrü kesmek arasındaki ilgi bendin buluşudur. Dördüncü bentte kumaş ve boya imgeleri öne çıkar: âşığın teni yaralarla kaplan postu gibi beneklenmiş, yüzü kanlı gözyaşıyla Frenk alına, yani Avrupa'dan gelen kırmızı kumaşın rengine boyanmıştır. Son bentte avare gönül, sevgilinin bir elbise gibi kendisine sarılmasını umar; ama sevgili onu "yakasız" bırakmıştır. Yakasız kalmak hem eksik dikilmiş bir giysiyi hem de sahipsiz kalmayı düşündürür. Böylece bir meslek adının çağrıştırdığı kelimeler şiirin bütününe yayılır ve şiir esnaf güzellerini anlatan şiirlerin bilinen bir örneğine dönüşür.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 238, musammat no. 10 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 223a); ayrıca s. 57-58 (murabbalar üzerine), s. 92 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar