Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün

Görüp dil bir ṣaçı Leylī nigāruñ oldı meyyāli
‘Aceb Mecnūn’ı olmışdur anuñ bilsem n’ola ḥāli
Eger kimdür dir iseñ ol yüzi gül ruḫleri āli
Güzeller dil-rübālar serveri a‘lā ‘Alī Bālī
Cihānda bī-nihāyetdür egerçi dilber-i zībā
Ḳamusı gül-sitān-ı ḥüsn içinde bir gül-i ra‘nā
İdüp tercīḥ o māhı cümlesinden didiler [baña]
Güzeller dil-rübālar serveri a‘lā ‘Alī Bālī
Daḫı bir ġoncedür tāze cihān bāġında ol dilber
Ḳadi serv ü yañaġı gül ruḫı lāle gözi ‘abher
Bulınmaz arasañ cümle cihānı bir aña beñzer
Güzeller dil-rübālar serveri a‘lā ‘Alī Bālī
Baña ṭa‘n itme olursam cemāli nūrına nāẓır
Muḥammed ümmetisin ṣūfiyā Allah’ı gör ḥāżır
Müselmān ola v’Allahi cemālini gören kāfir
Güzeller dil-rübālar serveri a‘lā ‘Alī Bālī
Ḳadi her dilberüñ gerçi ḳıyāmetdür ‘alāmetdür
Velīkin ol ṣaçı maḥşer ṣanem ġāyet ḳıyāmetdür
Cihān dilberleri içre ol iy Fażlī bir āfetdür
Güzeller dil-rübālar serveri a‘lā ‘Alī Bālī

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül, saçı Leylâ gibi olan bir güzeli görüp ona meyletti; acaba onun Mecnun'u olmuş, hâli ne olur bir bilsem. Kimdir dersen: o gül yüzlü, al yanaklı, güzellerin ve gönül çelenlerin başı, yüce Ali Bâlî. ("A‘lā", yüce, ile "‘Alī" adı arasında ses oyunu vardır.)

2. Dünyada süslü dilberler gerçi sayısızdır, hepsi güzellik gül bahçesinde birer güzel güldür; ama o ayı hepsine tercih edip bana şöyle dediler: güzellerin ve gönül çelenlerin başı, yüce Ali Bâlî.

3. O dilber dünya bahçesinde daha taze bir goncadır; boyu servi, yanağı gül, yüzü lale, gözü nergistir; bütün dünyayı arasan ona benzeyen bir tane bulunmaz. Güzellerin ve gönül çelenlerin başı, yüce Ali Bâlî.

4. Onun yüzünün nuruna bakan biri olursam beni kınama; ey sufi, Muhammed ümmetindensin, Allah'ı hazır bil; vallahi onun güzelliğini gören kâfir Müslüman olur. Güzellerin ve gönül çelenlerin başı, yüce Ali Bâlî.

5. Her dilberin boyu gerçi kıyametin bir alametidir; ama saçı mahşer olan o put tam bir kıyamettir. Ey Fazlî, o, dünya dilberleri arasında bir afettir. Güzellerin ve gönül çelenlerin başı, yüce Ali Bâlî.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş bentlik bir murabbadır. Her bendin ilk üç mısraı kendi arasında kafiyelidir; dördüncü mısra "Güzeller dil-rübālar serveri a‘lā ‘Alī Bālī" nakaratı olarak her bentte tekrarlanır. İlk bentte nakarat da "-āli" kafiyesini paylaşır (meyyāli, ḥāli, āli, Bālī). Öteki bentlerin kafiyeleri "-ā", "-er", "-ır" ve "-etdür"dür. Vezin hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıdır. Mahlas son bentte geçer. İkinci bentteki "[baña]" neşirde yapılmış bir tamamlamadır.

Özkat şiiri divanın on üçüncü musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 224a) bulunur. Özkat'ın tanıtımına göre mecmuanın bu kısmı 1149 (1736) yılında istinsah edilmiş ve sonradan cilde eklenmiştir; üzerinde "yarım kaldı" kaydı vardır.

Anlam ve Söz Sanatları

Özkat, Fazlî'nin devrinde ünlü olmuş güzeller için yazdığı övgü murabbaları arasında Alî Bâlî için yazılan bu şiiri de sayar. Nakarat, güzelin adını bir ses oyunuyla övgüye bağlar: "a‘lā" (en yüce) kelimesi ile "‘Alī" adı aynı kökten gelir ve yan yana kullanılır. Şiirin ilk bendinde Leylâ ile Mecnun kıssasına telmih yapılır: güzelin saçı Leylâ'ya, onu gören gönül Mecnun'a benzetilir. İkinci bentte şair, dünyadaki sayısız güzel arasından bu "ay"ın seçildiğini başkalarının ağzından söyler; böylece övgü bir ortak kanaat gibi sunulur.

Üçüncü bent, divan şiirinin sevgili tasvirinde kullanılan çiçek benzetmelerini bir arada toplar: boy servi, yanak gül, yüz lale, göz nergistir ("‘abher", nergis çiçeğinin bir adıdır). Bu, bir benzetmeler listesiyle güzelin baştan ayağa resmini çizen bir sayma örneğidir. Dördüncü bentte şair zahide, burada "sufi"ye karşı konuşur: güzelin yüzüne bakmasını kınamamasını ister, çünkü onun güzelliğini gören kâfir bile Müslüman olur. Bu, güzelliğin ilahi güzelliğin bir yansıması sayıldığı anlayışa dayanır. Son bentte kıyamet mazmunu işlenir: her güzelin boyu kıyametin bir alametidir, ama saçı "mahşer" olan bu güzel kıyametin kendisidir. Uzun boyun kıyametle, dağınık saçın mahşer kalabalığıyla ilgisi, "ḳıyāmet" kelimesinin "ayağa kalkma" anlamına da dayanır; ayrıca kelimenin günlük dildeki "pek güzel, fitne koparan" anlamı da beyitte hissedilir. Şiirin dili sadedir, benzetmeleri geleneğin bilinen malzemesinden alınmıştır.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 240-241, musammat no. 13 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 224a); ayrıca s. 57-58 (murabbalar üzerine) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar