Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün

O meh kim tekye-i ḥüsnüñ şeh-i ṣāḥib-kemālidür
Güneş yaluñ ışıḳdur ḫidmetinde pāy-mālidür
Göñül abdāldur ‘ışḳında mest ü lāübālīdür
Bugün ol pīr ola mı nev-cüvān Dervīş Bālī’dür
Olup ol nev-cüvānuñ tekye-i ‘ışḳında dil mihmān
Lebi esrārına cān ile oldı vālih ü ḥayrān
Aña tāc u ḳabā terk itdürüp abdāl iden ‘uryān
Bugün ol pīr ola mı nev-cüvān Dervīş Bālī’dür
Geçelden tekye-i ḥüsn içre ol şeh ṣadr-ı ḫūbāne
Işıḳlar gibi ‘āşıḳlar baş açdı girdi meydāne
Bu resme ehl-i ‘ışḳı eyleyen ḥayrān u dīvāne
Bugün ol pīr ola mı nev-cüvān Dervīş Bālī’dür
Ben anı iḫtiyār idüp beni ol eyledi maḳbūl
Ḳılupdur ḥalḳa ḥalḳa dūd-ı āhı boynuma meftūl
Ben abdālı işiginde iden bir boynı baġlu ḳul
Bugün ol pīr ola mı nev-cüvān Dervīş Bālī’dür
Gice gündüz yanan nār-ı ġam ile sīne dāġıdur
Kim anuñ tekye-i ‘ışḳında bir yanar çerāġıdur
Mekānum rūz u şeb Fażlī anuñ ‘ışḳı ocaġıdur
Bugün ol pīr ola mı nev-cüvān Dervīş Bālī’dür

Günümüz Türkçesiyle

1. O ay, güzellik tekkesinin kemal sahibi şeyhidir; güneş onun hizmetinde ayak altında kalmış çıplak bir Işık dervişidir; gönül onun aşkında sarhoş ve kayıtsız bir abdaldır. Bugün o, pîr olası genç Derviş Bâlî'dir. ("Pīr" hem yaşlı hem tarikat şeyhi demektir; "pîr olası", yani uzun ömürlü olsun, bir dua kalıbıdır.)

2. Gönül o gencin aşk tekkesinde konuk oldu, canla onun dudağının sırlarına şaşkın ve hayran kaldı; ona tacını ve kaftanını bıraktırıp onu çıplak bir abdal eden odur. Bugün o, pîr olası genç Derviş Bâlî'dir.

3. O şah güzellik tekkesinde güzellerin baş köşesine geçeli, âşıklar Işık dervişleri gibi baş açıp meydana girdi; aşk ehlini böylece şaşkın ve divane eden odur. Bugün o, pîr olası genç Derviş Bâlî'dir. ("Meydan", tekkede dervişlerin toplandığı yerdir.)

4. Ben onu seçtim, o da beni kabul etti; ahımın dumanını halka halka, büklüm büklüm boynuma doladı; ben abdalı kendi eşiğinde boynu bağlı bir kul eden odur. Bugün o, pîr olası genç Derviş Bâlî'dir.

5. Göğsümdeki yara gece gündüz yanan gam ateşinin dağıdır; o, onun aşk tekkesinde yanan bir kandildir. Ey Fazlî, gece gündüz yerim onun aşkının ocağıdır. Bugün o, pîr olası genç Derviş Bâlî'dir. ("Ocak", hem ateş yeri hem tekke anlamına gelir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş bentlik bir murabbadır. Her bendin ilk üç mısraı kendi arasında kafiyelidir; dördüncü mısra "Bugün ol pīr ola mı nev-cüvān Dervīş Bālī'dür" nakaratı olarak her bentte tekrarlanır. İlk bentte nakarat da "-ālidür" kafiyesini paylaşır. Öteki bentlerin kafiyeleri "-ān", "-āne", "-ūl" ve "-āġıdur"dur. Vezin hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıdır. Mahlas son bentte geçer. Nakarattaki "pīr ola mı" sözü "pîr olası" diye anlaşılmıştır; Fazlî'nin 11. murabbasında aynı dua "pīr olası nev-cüvān" biçiminde geçer.

Özkat şiiri divanın dokuzuncu musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 222b) bulunur. Özkat'ın tanıtımına göre mecmuanın bu kısmı 1149 (1736) yılında istinsah edilmiş ve sonradan cilde eklenmiştir; üzerinde "yarım kaldı" kaydı vardır.

Anlam ve Söz Sanatları

Özkat'a göre Fazlî, devrinde ünlü olmuş güzeller için de övgü niteliğinde murabbalar yazmıştır; bunlar arasında Derviş Bâlî, Derzi Memî Şâh, Berber Hasan Bâlî ve Alî Bâlî gibi adlar geçer. Bu murabba, adı nakaratta anılan Derviş Bâlî adlı genç bir güzel için yazılmıştır. Şiirin bütün imgeleri adındaki "derviş" kelimesinden yola çıkar: sevgili güzellik tekkesinin şeyhidir, gönül onun misafiri ve abdalıdır, âşıklar onun meydanına baş açık girer, şairin göğsündeki yara bu tekkede yanan bir kandil, kendisinin yeri ise o aşkın ocağıdır. Tekke hayatından alınan bu kelimeler ("tekye", "abdāl", "ışıḳ", "tāc u ḳabā", "meydān", "ḥalḳa", "çerāġ", "ocaḳ", "pīr", "mihmān") şiirde bir tenasüp ağı kurar.

Birinci ve üçüncü bentlerde geçen "ışıḳ" kelimesi, baş açık ve yarı çıplak dolaşan bir derviş zümresine verilen addır; şair hem bu anlamı hem de kelimenin "aydınlık" anlamını kullanır: güneş, sevgilinin hizmetinde ayak altında kalmış "yalın ışık"tır. İkinci bentte sevgilinin âşığa "tac u kaba" bıraktırıp onu çıplak bir abdal etmesi, dervişliğe girişte dünya süslerinin terk edilmesine bir göndermedir. Dördüncü bentte "iḫtiyār" (seçmek) ile "maḳbūl" (kabul edilmiş) kelimeleri, bir müridin tarikata girişini anlatan sözlerdir; ahın dumanının "halka halka" boyna dolanması ise hem zikir halkasını hem tutsaklık bağını çağrıştırır. Özkat'ın derlediği deyimler arasında "baş açmak" bu murabbanın üçüncü bendinden, "boynu bağlı" dördüncü bendinden örneklenir. Nakarattaki "pīr" ile "nev-cüvān" (genç) arasında da bir tezat vardır: sevgili hem genç bir güzel hem de bu aşk tekkesinin şeyhidir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 237, musammat no. 9 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 222b); ayrıca s. 57-58 (murabbalar üzerine), s. 91 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar