Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün

Varup dükkānına seyreyleyin ol çihre-i āli
Olup ol pīr olası nev-cüvānuñ cümle meyyāli
Tırāş olup hemān oldum olur baş açıḳ abdāli
İşin başa iletmiş ḫūbdur Berber Ḥasan Bālī
Güzel çoḳdur cinān-ı ḥüsn içinde gerçi mis̱l-i ḥūr
Cefā-pīşe ḳamusı ḥüsn-i bī-hem-tāsına maġrūr
Velīkin şīve fenninde yoġ anuñ gibi bir yüz yur
İşin başa iletmiş ḫūbdur Berber Ḥasan Bālī
Gelüp dükkānına her dilber-i nev-ḥaṭṭ u sīmīn-ten
Tırāş olup aña [her-gāh] ta‘līm-i fenn alur andan
Vefā ḥaṭṭın ḳazıdı rūy-ı ‘ālemden o nāzük-fen
İşin başa iletmiş ḫūbdur Berber Ḥasan Bālī
Tırāş-içün dükānına varan anuñ her āyīne
Naẓar idüp o mihr-i burc-ı ḥüsnüñ yüzi ayına
Gözi anda ḳalur ṣanki görinenleri āyīne
İşin başa iletmiş ḫūbdur Berber Ḥasan Bālī
Dükānına gelür baş baş anuñ meşhūr-ı dilberler
Olup iy Fażlī ol şāha dil ü cān-ile çākerler
Eger ḥışm itse işde tīġuñ işde başımuz derler
İşin başa iletmiş ḫūbdur Berber Ḥasan Bālī

Günümüz Türkçesiyle

1. Gidin, onun dükkânında o yüce yüzü seyredin; o pîr olası gence herkes meftun oldu; ben de tıraş olup hemen onun baş açık abdalı oldum. İşini başa çıkarmış bir güzeldir Berber Hasan Bâlî. ("İşini başa iletmek", bir işi başarmak demektir; berberin işi de baş üzerinedir.)

2. Güzellik cennetlerinde huri gibi güzeller gerçi çoktur; hepsi cefa huylu, eşsiz güzelliklerine mağrurdur; ama cilve sanatında onun gibi bir yüz yoktur. İşini başa çıkarmış bir güzeldir Berber Hasan Bâlî. (Mısra sonundaki "yur" kelimesinin anlamı açık değildir.)

3. Ayva tüyleri yeni çıkmış, gümüş tenli her dilber onun dükkânına gelip tıraş olur ve her zaman ondan sanat öğrenir; o ince sanatlı, vefa çizgisini dünyanın yüzünden kazıdı. İşini başa çıkarmış bir güzeldir Berber Hasan Bâlî. ("Ḫaṭṭ" hem ayva tüyü hem çizgi ve yazı demektir.)

4. Tıraş için dükkânına giden herkes, o güzellik burcunun güneşinin ay yüzüne bakınca, sanki aynada görünenler gibi gözü orada kalır. İşini başa çıkarmış bir güzeldir Berber Hasan Bâlî. ("Āyīne" kelimesi hem ayna hem "her hâlde" anlamındaki "her āyīne" sözünde kullanılmıştır.)

5. Ey Fazlî, ünlü dilberler baş baş onun dükkânına gelir, canla gönülle o şaha kul olup "Kızarsan işte kılıcın, işte başımız" derler. İşini başa çıkarmış bir güzeldir Berber Hasan Bâlî.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş bentlik bir murabbadır. Her bendin ilk üç mısraı kendi arasında kafiyelidir; dördüncü mısra "İşin başa iletmiş ḫūbdur Berber Ḥasan Bālī" nakaratı olarak her bentte tekrarlanır. İlk bentte nakarat da "-āli" kafiyesini paylaşır (āli, meyyāli, abdāli, Bālī). Öteki bentlerin kafiyeleri "-ūr", "-en", "-āyine" ve "-erler"dir. Vezin hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıdır. Mahlas son bentte geçer. Üçüncü bentteki "[her-gāh]" neşirde yapılmış bir tamamlamadır.

Özkat şiiri divanın on birinci musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 223a) bulunur. Özkat'ın tanıtımına göre mecmuanın bu kısmı 1149 (1736) yılında istinsah edilmiş ve sonradan cilde eklenmiştir; üzerinde "yarım kaldı" kaydı vardır.

Anlam ve Söz Sanatları

Özkat, Fazlî'nin devrinde ünlü olmuş güzeller için yazdığı övgü murabbaları arasında Berber Hasan Bâlî için yazılan bu şiiri de sayar. Bir önceki murabbada terzilik nasıl şiirin bütün imgelerini belirliyorsa, burada da berberlik belirler: dükkân, tıraş, ayna, ustura ve baş. Nakarattaki "işini başa iletmek" sözü şiirin ana tevriyesidir: söz hem "işini başarmak" hem de berberin işinin baş üzerinde olması anlamına gelir. Birinci bentte âşık onun dükkânında tıraş olup "baş açık abdal" olur; tıraşlı baş ile dervişlerin baş açıklığı birleştirilir.

Üçüncü bentte "ḫaṭṭ" kelimesiyle bir tevriye yapılır: dükkâna gelen genç dilberlerin yüzünde ayva tüyleri (ḫaṭṭ) yeni çıkmıştır; berber güzel ise "vefa hattını", yani vefanın izini dünyanın yüzünden kazımıştır. Tıraşta yüzü kazımak ile vefayı dünyadan silmek aynı fiille anlatılır. Dördüncü bentte "āyīne" kelimesi hem "her āyīne" (her hâlde) sözünde hem de ayna anlamında kullanılır; tıraş için gelenlerin gözleri, berberin ay yüzüne bakınca aynadaki görüntü gibi orada kalır. "Ayına" ile "āyīne" arasındaki ses benzerliği de bu oyunu destekler. Son bentte dilberler "baş baş", yani birer birer ve başlarıyla dükkâna gelir ve "işte kılıcın, işte başımız" derler; berberin usturası burada sevgilinin kılıcına dönüşür. Şiir, sevgilinin mesleğini her bentte yeni bir buluşla işleyen, esnaf güzellerini anlatan şiirlerin canlı bir örneğidir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 238-239, musammat no. 11 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 223a); ayrıca s. 57-58 (murabbalar üzerine) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar