Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Ṣaḫn-ı gül-zār-ı cihānda verd-i ḫandānum Ḥasan
Bāġ-ı dehr içre ḳadi serv-i ḫırāmānum Ḥasan
Yoluña olsun fedā ‘aḳl u delü cānum Ḥasan
İy melāḥat taḫt-gāhı üzre sulṭānum Ḥasan
Görmeyelden gözlerüm iy māh-ı bī-mihrüm seni
Ḫaste göñlüm göglere irgürdi āh u şīveni
Zehr-i hicrānuñ senüñ āḫir şehīd eyler beni
İy melāḥat taḫt-gāhı üzre sulṭānum Ḥasan
‘Ālem içre bī-nihāyetdür egerçikim güzel
Ḥüsn ile olmaz birisi de saña hergiz bedel
Yūsuf-ı s̱ānī durur dirsem eger ġāyet muḥal
İy melāḥat taḫt-gāhı üzre sulṭānum Ḥasan
Ḫūb-rūlar arasında bir güzel cānānesin
Bilmezem ḥūr u perī mi ya melek cānā nesin
Ḫāl-i ruḫsāruñ gibi ‘ālemde sen bir dānesin
İy melāḥat taḫt-gāhı üzre sulṭānum Ḥasan
Bir güzelsin ‘ālem içre bī-şebeh ü bī-naẓīr
Milket-i ḥüsn ü melāḥatda şeh-i ṣāḥib-serīr
Her gören biñ cān ile olsa ‘aceb midür esīr
İy melāḥat taḫt-gāhı üzre sulṭānum Ḥasan
Tīġ-ı hicrüñ ger Ḥüseyn-āsā beni ide şehīd
Dōstum yüz döndürürsem andan olayın Yezīd
Ḥaḳ Te‘ālā eylesün ‘ömrüñ senüñ her-dem mezīd
İy melāḥat taḫt-gāhı üzre sulṭānum Ḥasan
Fażlī-i bī-çāreyem düşdüm cemālüñden cüdā
Āh u nālem hem-nefes endūhdur maḥrem baña
Merḥamet ḳıl ḥālümi ‘arż eyledüm ben mübtelā
İy melāḥat taḫt-gāhı üzre sulṭānum Ḥasan
Günümüz Türkçesiyle
1. Cihan gül bahçesinin avlusunda gülen gülüm Hasan; dünya bahçesinde salınan servi boylum Hasan; aklım, gönlüm ve canım yoluna feda olsun Hasan. Ey güzellik tahtının üzerindeki sultanım Hasan.
2. Ey sevgisiz ayım, gözlerim seni göremeyeli hasta gönlüm ahını ve feryadını göklere eriştirdi; ayrılığının zehri sonunda beni şehit edecek. Ey güzellik tahtının üzerindeki sultanım Hasan.
3. Dünyada güzel gerçi sayısızdır, ama hiçbiri güzellikte asla sana denk olmaz; sana "ikinci Yusuf" desem, bu son derece imkânsız bir söz olur. Ey güzellik tahtının üzerindeki sultanım Hasan.
4. Güzel yüzlüler arasında güzel bir sevgilisin; bilmem huri misin, peri misin, yoksa melek misin, ey can, nesin; yanağındaki ben gibi dünyada bir tanesin. Ey güzellik tahtının üzerindeki sultanım Hasan.
5. Dünyada benzersiz, eşsiz bir güzelsin; güzellik ve tatlılık ülkesinde taht sahibi bir şahsın; her gören bin canla sana esir olsa şaşılır mı. Ey güzellik tahtının üzerindeki sultanım Hasan.
6. Ayrılık kılıcın beni Hüseyin gibi şehit etse, dostum, ondan yüz çevirirsem Yezid olayım; Yüce Allah ömrünü her an artırsın. Ey güzellik tahtının üzerindeki sultanım Hasan.
7. Ben çaresiz Fazlî'yim, güzelliğinden ayrı düştüm; ahım ve iniltim soluk arkadaşım, keder mahremimdir; merhamet et, ben düşkün âşık hâlimi arz ettim. Ey güzellik tahtının üzerindeki sultanım Hasan.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi bentlik bir murabbadır. Her bendin ilk üç mısraı kendi arasında kafiyelidir; dördüncü mısra "İy melāḥat taḫt-gāhı üzre sulṭānum Ḥasan" nakaratı olarak her bentte tekrarlanır. İlk bentte bütün mısralar "Ḥasan" adıyla biter; "-ānum Ḥasan" bu bendin redifidir (ḫandānum, ḫırāmānum, cānum, sulṭānum). Öteki bentlerin kafiyeleri "-eni", "-el", "-ānesin", "-īr", "-īd" ve "-ā"dır. Vezin remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Mahlas son bentte geçer. Özkat'a göre Fazlî'nin yedi bentli üç murabbasından (14, 16 ve 22. musammatlar) ilki budur.
Özkat şiiri divanın on dördüncü musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 224a) bulunur. Özkat'ın tanıtımına göre mecmuanın bu kısmı 1149 (1736) yılında istinsah edilmiş ve sonradan cilde eklenmiştir; üzerinde "yarım kaldı" kaydı vardır.
Anlam ve Söz Sanatları
Özkat, Fazlî'nin devrinde ünlü olmuş güzeller için yazdığı övgü murabbaları arasında Hasan adlı bir güzel için yazılan bu şiiri de sayar. Şiir bir sevgili övgüsü ile bir ayrılık şikâyetini birleştirir. İlk bentte güzel, cihan gül bahçesinin gülen gülü ve dünya bahçesinin salınan servisi olarak anılır; üçüncü ve beşinci bentlerde benzersizliği vurgulanır. Üçüncü bentteki buluş dikkat çekicidir: güzele "ikinci Yusuf" demek imkânsızdır, çünkü o Yusuf'tan da üstündür. Fazlî aynı düşünceyi kasidelerinde "ikinci İskender" benzetmesiyle de kullanmıştır.
Dördüncü bentte bir cinas vardır: "cānānesin" (sevgilisin) ile "cānā nesin" (ey can, nesin) aynı seslerle kurulmuştur; bentteki "dānesin" (bir tanesin) kelimesi de bu ses örgüsüne katılır. Güzelin yanağındaki ben gibi "bir tane" olması, benin tekliği ile sevgilinin biricikliği arasında bir ilgi kurar. Altıncı bent, sevgilinin adından yola çıkan bir telmihtir: sevgilinin adı Hasan'dır; Hz. Hasan'ın kardeşi Hz. Hüseyin Kerbelâ'da şehit edilmiş, onu öldürtmekle anılan Yezid ise lanetle anılır olmuştur. Şair, sevgilinin ayrılık kılıcı onu Hüseyin gibi şehit etse bile ondan yüz çevirmeyeceğini, çevirirse Yezid olacağını söyler. Hasan, Hüseyin ve Yezid adları böylece bir tenasüp kurar. Özkat'ın deyimler listesinde "yüz döndürmek" bu bentten örneklenir. Son bentte âşık ah ve iniltiyi soluk arkadaşı, kederi mahremi olarak anar ve hâlini sevgiliye arz eder.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 241-242, musammat no. 14 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 224a); ayrıca s. 57-58 (murabbalar üzerine), s. 94 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






