Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Āh kim ġurbetde göñlüm oldı yārından cüdā
Bülbül-i gūyā gibi bāġ u bahārından cüdā
Bir dem olmaz dehr-i dūnuñ inkisārından cüdā
Kimse yā Rab olmasun yār u diyārından cüdā
Bir yaña dilber ġamı yaşumı gül-gūn eyledi
Bir yaña ġurbet belāsı baġrumı ḫūn eyledi
Bu iki miḥnet benüm ḥālüm diger-gūn eyledi
Kimse yā Rab olmasun yār u diyārından cüdā
Baḥt nā-hemvār u ṭāli‘ nā-müsā‘id ten ża‘īf
Yār bī-pervā vü dil bī-ṣabr u ben ġāyet naḥīf
Luṭfuña ḳaldı benüm aḥvālüm ancaḳ bā-laṭīf
Kimse yā Rab olmasun yār u diyārından cüdā
Bend-i yārān baḥr-i cānān ḳahr-ı dehr-i pīre-zen
Zecr-i ġurbet ṭa‘n-ı düşmen miḥnet-i ḥubb-ı vaṭan
Şeş cihātum aldı miḥnet ḳıldı ara yirde ben
Kimse yā Rab olmasun yār u diyārından cüdā
Araya fürḳat düşelden Fażliyā ol şāh ile
Çekdügüm miḥnetleri ben bilürüm Allāh ile
Ṣafḥa-i gerdūna bu mıṣrā‘ı yazdum āh ile
Kimse yā Rab olmasun yār u diyārından cüdā
Günümüz Türkçesiyle
1. Ah, gurbette gönlüm sevgilisinden ayrı düştü, tıpkı bahçesinden ve baharından ayrı düşen şakıyan bülbül gibi. Alçak dünyanın kırıcılığından bir an bile kurtulamıyor. Ya Rab, kimse sevgilisinden ve yurdundan ayrı düşmesin.
2. Bir yandan sevgilinin gamı gözyaşımı gül renginde etti, bir yandan gurbet belası bağrımı kana çevirdi; bu iki mihnet hâlimi bambaşka etti. Ya Rab, kimse sevgilisinden ve yurdundan ayrı düşmesin.
3. Baht uyumsuz, talih elverişsiz, beden zayıf; sevgili umursamaz, gönül sabırsız, ben ise pek cılızım. Ey Latif (lütfu bol olan Allah), hâlim artık yalnız senin lütfuna kaldı. Ya Rab, kimse sevgilisinden ve yurdundan ayrı düşmesin.
4. Dostlara bağlılık, sevgilinin denizi, kocakarı dünyanın kahrı, gurbetin eziyeti, düşmanın kınaması, vatan sevgisinin mihneti: mihnet altı yönümü kuşattı, beni ortada bıraktı. Ya Rab, kimse sevgilisinden ve yurdundan ayrı düşmesin. (İlk iki mısrada altı sıkıntı sayılır ve bunlar altı yöne benzetilir.)
5. Ey Fazlî, o şahla aramıza ayrılık düşeli çektiğim mihnetleri ben bilirim, bir de Allah bilir. Feleğin sayfasına ahla şu mısraı yazdım: Ya Rab, kimse sevgilisinden ve yurdundan ayrı düşmesin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş bentlik bir murabbadır. Her bent dört mısradan oluşur; ilk üç mısra kendi arasında kafiyelidir, dördüncü mısra ise "Kimse yā Rab olmasun yār u diyārından cüdā" nakaratı olarak her bentte tekrarlanır. İlk bentte nakarat da öteki mısralarla kafiyelidir ve "-ından cüdā" redifini paylaşır. Öteki bentlerde de redif kullanılmıştır: ikinci bentte "eyledi", beşinci bentte "ile". Üçüncü bendin kafiyesi "-īf", dördüncünün "-en"dir. Vezin remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Mahlas son bentte geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez.
Özkat şiiri divanın ikinci musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 220a) bulunur. Fazlî'nin yirmi sekiz murabbasının hepsi gibi bu şiir de nakaratlı (mütekerrir) bir murabbadır ve Özkat'ın belirttiği gibi murabbaların çoğunluğu gibi beş bentlidir.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin konusu iki ayrılığın üst üste binmesidir: sevgiliden ayrılık ve yurttan ayrılık. Nakarattaki "yār u diyār" (sevgili ve yurt) ikilisi bu iki derdi tek bir dua içinde toplar. İkinci bent bunu açıkça söyler: bir yandan sevgilinin gamı gözyaşını kanlı etmiş, bir yandan gurbet belası bağrı kana çevirmiştir; "bu iki mihnet" şairin hâlini değiştirmiştir. Birinci bentte gurbetteki gönül, bahçesinden ve baharından ayrı düşmüş bir bülbüle benzetilir; gül ile bülbül mazmunu burada vatan hasretinin imgesine dönüşür.
Üçüncü ve dördüncü bentlerde sayma (taksim) yoluyla bir sıkıntılar listesi çıkarılır. Üçüncü bentte baht, talih, beden, sevgili, gönül ve şairin kendisi birer kısa sıfatla anılır. Dördüncü bentte altı sıkıntı sayılır: dostlara bağlılık, sevgilinin denizi, kocakarı dünyanın kahrı, gurbetin eziyeti, düşmanın kınaması ve vatan sevgisinin mihneti. Üçüncü mısrada bu altı sıkıntının "şeş cihāt", yani altı yön olarak şairi her yandan kuşattığı söylenir; sayı ile imge arasında ustalıklı bir bağ kurulmuştur. Dünyanın "pīre-zen", yani kocakarı olarak anılması divan şiirinde sık görülen bir mazmundur. Son bentte şair nakarat mısraını feleğin sayfasına ahla yazdığını söyler; böylece tekrar eden mısra, şiirin içinde de bir yazı olarak yerini bulur. Dil sadedir; tamlamalar kısa, cümleler açıktır.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 231-232, musammat no. 2 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 220a); ayrıca s. 57-58 (murabbalar üzerine) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar




