Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Yāri ḳılduñ ẓulm-ile ben bendeden yād iy felek
İtmedüñ vaṣl ile bir dem ḫurrem ü şād iy felek
Olmadum bir laḥẓa bend-i ġamdan āzād iy felek
Hey ne ẓālimsin elüñden dād u feryād iy felek
Vaṣl-ı dilberden beni ‘ ālemde mehcūr eyledüñ
Yāri ġayra yār idüp ben ‘āşıḳı dūr eyledüñ
Aġlamaḳdan rūz u şeb çeşmümi bī-nūr eyledüñ
Hey ne ẓālimsin elüñden dād u feryād iy felek
İrgürüp birgün murāduma beni şād itmedüñ
Bir nefes ẕevḳ ü ṣafādan ḫāṭırum yād itmedüñ
Ẓulm idersin her zamān bir gün daḫı yād itmedün
Hey ne ẓālimsin elüñden dād u feryād iy felek
Hicr-i yār ile beni giryān u nālān eyledüñ
Ḳarşuma düşmenlerüm şādān u ḫandān eyledüñ
Baġrumı tīġ-ı ġam u hicrān ile ḳan eyledüñ
Hey ne ẓālimsin elüñden dād u feryād iy felek
Olmadum bir laḥẓa derd ü ġuṣṣa vü ġamdan beri
Görmedüm yanımda bir dem ol vefāsız dilberi
Ġālib itdüñ Fażlī’ye her vech ile düşmenleri
Hey ne ẓālimsin elüñden dād u feryād iy felek
Yāri benden ayırup düşmenlere yār eyledüñ
Derd-i reşk ile beni ‘ālemde bīmār eyledüñ
Künc-i ġamda kārumı feryād ile zār eyledün
Hey ne ẓālimsin elüñden dād u feryād iy felek
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey felek, zulmünle sevgiliyi ben kuluna yabancı ettin; beni vuslatla bir an bile şen ve mutlu etmedin; gam bağından bir an kurtulamadım. Hey ne zalimsin, ey felek, elinden imdat ve feryat.
2. Beni dünyada sevgilinin vuslatından mahrum ettin; sevgiliyi başkasına yâr edip âşık olan beni uzaklaştırdın; ağlamaktan gece gündüz gözümün nurunu söndürdün. Hey ne zalimsin, ey felek, elinden imdat ve feryat.
3. Bir gün olsun beni muradıma erdirip sevindirmedin; bir nefeslik zevk ve neşeyle gönlümü hatırlamadın; her zaman zulmedersin, bir gün de beni anmadın. Hey ne zalimsin, ey felek, elinden imdat ve feryat.
4. Sevgilinin ayrılığıyla beni ağlayan, inleyen biri ettin; düşmanlarımı karşımda sevinçli ve gülen ettin; bağrımı gam ve ayrılık kılıcıyla kana buladın. Hey ne zalimsin, ey felek, elinden imdat ve feryat.
5. Bir an bile dertten, tasadan ve gamdan uzak kalmadım; o vefasız sevgiliyi bir an olsun yanımda görmedim; düşmanları Fazlî'ye her bakımdan üstün kıldın. Hey ne zalimsin, ey felek, elinden imdat ve feryat.
6. Sevgiliyi benden ayırıp düşmanlarıma yâr ettin; kıskançlık derdiyle beni dünyada hasta ettin; gam köşesinde işimi feryat ve inilti ettin. Hey ne zalimsin, ey felek, elinden imdat ve feryat.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı bentlik bir murabbadır. Her bendin ilk üç mısraı kendi arasında kafiyelidir; dördüncü mısra "Hey ne ẓālimsin elüñden dād u feryād iy felek" nakaratı olarak her bentte tekrarlanır. İlk bentte nakarat öteki mısralarla birlikte "iy felek" redifini ve "-ād" kafiyesini paylaşır. Öteki bentlerin çoğunda fiil redifleri kullanılmıştır: ikinci, dördüncü ve altıncı bentlerde "eyledüñ", üçüncü bentte "itmedüñ". Böylece şiir baştan sona feleğe yöneltilmiş bir suçlamalar dizisine dönüşür. Vezin remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez.
Özkat şiiri divanın dördüncü musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 220b) bulunur. Özkat'a göre Fazlî murabbalarında mahlasını genellikle son bentte kullanır; altı bentlik bu dördüncü murabbada ise bu kuralı bozarak mahlasını sondan bir önceki, beşinci bentte kullanmıştır. Fazlî'nin altı bentli iki murabbasından biri budur.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir, divan şiirinin en yaygın temalarından biri olan felekten şikâyet üzerine kuruludur. Felek, yani talihi yöneten gök, âşığı sevgiliden ayıran, sevgiliyi rakiplere ve düşmanlara yâr eden, düşmanları sevindirip âşığı ağlatan bir zalim olarak anılır. Nakarattaki "dād u feryād" (imdat ve feryat) sözü bir mahkemede hak arayan birinin çığlığı gibidir; her bendin sonunda tekrarlanması şikâyetin dozunu artırır. Şiirde sevgili suçlanmaz; bütün kusur feleğe yüklenir. Bu, divan şiirinde sevgilinin zulmünün kaderin zulmüne bağlandığı bilinen bir tutumdur.
Fiil redifleri ("eyledüñ", "itmedüñ") her bende bir sayma ritmi verir: felek ne yapmış, ne yapmamıştır, mısra mısra sıralanır. Dördüncü bentte bir tezat kurulur: âşık "giryān u nālān" (ağlayan ve inleyen), düşmanlar ise "şādān u ḫandān" (sevinçli ve gülen) olmuştur. Altıncı bentte "yār" ile "bīmār" ve "zār" kelimeleri arasındaki ses benzerliği bendin kafiyesini kurar. Üçüncü bentte "yād" kelimesi iki mısrada da kafiye olarak kullanılmıştır; ilkinde "zevkten yoksun bırakmak", ikincisinde "anmak" anlamına yakındır. Dil sadedir ve konuşma dilinin ritmini taşır; Özkat'ın Fazlî'nin murabbaları için belirttiği sadelik bu şiirde de görülür.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 233-234, musammat no. 4 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 220b); ayrıca s. 57-58 (murabbalar üzerine) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






