Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilün

İçmemek rinde bu ḳaddümde ḳati emr-i ba‘īd
Sāḳiyā ṭoldura şol ḳan olacaġı içelüm
Zāhidüñ ‘ārif-iseñ eylemegil pendini gūş
Vir delü cāna ṣafā eyle ḫam-ı mey gibi cūş
Rūz-ı ‘īd irdi vü eyyām-ı bahār u dem-i nūş
Sāḳiyā ṭoldura şol ḳan olacaġı içelüm
Ḥıżr-vār oldı çemen ṣaḥnı ṣular āb-ı ḥayāt
Nūş idenler idi görmeye bu demde memāt
İrişince daḫı biz bu deme bir kez heyhāt
Sāḳiyā ṭoldura şol ḳan olacaġı içelüm
Ele cām aldı yine bezm-i felekde çü hilāl
‘Aksini yirde bahār eyledi peydā fi’l-ḥāl
Şevḳine ‘īd ü bahāruñ yine demdür ele al
Sāḳiyā ṭoldura şol ḳan olacaġı içelüm
Acıdup bāde gibi rūze bizüm cānımuzı
Cām gibi ḳurudup ṭurur idi ḳanımuzı
‘Īd irişdi sürelüm ‘ıyş ile devrānımuzı
Sāḳiyā ṭoldura şol ḳan olacaġı içelüm
Şi‘r-i Fażlī’yi ṣafā-y-ile idüp derd-zebān
‘İşreti kendümüze ‘ādet idelüm her an
Çünki ‘uşşāḳ ile bir araya geldi cānān
Sāḳiyā ṭoldura şol ḳan olacaġı içelüm

Günümüz Türkçesiyle

1. (Bendin baş tarafı nüshada eksiktir.) Rint için, bu boyumla (bu hâlimle) içmemek pek uzak bir iştir. Ey saki, doldura doldura şu kan olacak olanı (kızıl şarabı) içelim.

2. Arif isen zahidin öğüdünü kulağına alma; deli gönle safa ver, küpteki şarap gibi coş; bayram günü, bahar günleri ve içme zamanı geldi. Ey saki, doldura doldura şu kan olacak olanı içelim.

3. Çimen avlusu Hızır gibi yeşerdi, sular âb-ı hayat oldu; bu zamanda içenler ölüm görmeyecekti; heyhat, biz bu demlere bir kez daha erişinceye kadar (kim bilir ne olur). Ey saki, doldura doldura şu kan olacak olanı içelim.

4. Felek meclisinde yine hilal gibi eline kadeh aldı; bahar hemen onun yansımasını yeryüzünde ortaya çıkardı; bayramın ve baharın coşkusu için yine vakittir, (kadehi) ele al. Ey saki, doldura doldura şu kan olacak olanı içelim.

5. Oruç, şarap gibi canımızı acıtıp kadeh gibi kanımızı kurutup duruyordu; bayram geldi, ömrümüzü eğlenceyle sürelim. Ey saki, doldura doldura şu kan olacak olanı içelim.

6. Fazlî'nin şiirini safayla dilimizden düşürmeyip her an içkiyi kendimize âdet edelim; çünkü sevgili âşıklarla bir araya geldi. Ey saki, doldura doldura şu kan olacak olanı içelim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir altı bentlik bir murabbadır; ancak nüshada sayfa eksikliği yüzünden birinci bendin baş tarafı kaybolmuş, bu bentten yalnız son iki mısra kalmıştır. Her bendin ilk üç mısraı kendi arasında kafiyelidir; dördüncü mısra "Sāḳiyā ṭoldura şol ḳan olacaġı içelüm" nakaratı olarak her bentte tekrarlanır. Kafiyeler sırasıyla "-ūş" (gūş, cūş, nūş), "-āt" (ḥayāt, memāt, heyhāt), "-āl" (hilāl, fi'l-ḥāl, al), "-ānımuzı" (cānımuzı, ḳanımuzı, devrānımuzı) ve "-ān"dır (zebān, an, cānān). Vezin remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıdır. Mahlas son bentte geçer. Özkat'a göre Fazlî'nin altı bentli iki murabbasından biridir (4 ve 23. musammatlar).

Özkat şiiri divanın yirmi üçüncü musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 242a) bulunur; Özkat'ın tanıtımına göre bu bölümde rekabe kayıtları ve kafiyeler, bazı varakların eksik olduğunu gösterir. Son bendin dökümünde bir önceki şiire ait bir dipnot metne karışmıştı; bu yazıda şiir metni bu dipnot olmadan verilmiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir, oruç ayının bitişini ve bayramın baharla birlikte gelişini kutlayan bir şarap murabbasıdır. Beşinci bent bu zemini açıkça kurar: "rūze", yani oruç, canı şarap gibi acıtmış ve kadeh gibi kanı kurutmuştur; şimdi bayram gelmiştir. Özkat bu bentteki "ḳanımuzı ḳurudup" sözünü "kanı kurutmak" deyiminin örnekleri arasında sayar. Dördüncü bentte bayram hilali, felek meclisinde kadeh tutan bir sakiye benzetilir; hilalin kavisli biçimi ile kadeh arasında bir benzerlik kurulmuştur. Aynı bentteki "ele al" sözü de Özkat'ın deyimler listesinde "ele almak" deyiminin örneğidir.

Nakarattaki "ḳan olacaġı" sözü şarabı anar gibi görünür: kızıl rengiyle kana benzeyen içki, "kan olacak olan" diye anılır. Şiirin bütününde rint ile zahit karşıtlığı işlenir. İkinci bentte arif kişiye zahidin öğüdünü dinlememesi söylenir; "ḫam-ı mey gibi cūş" (küpteki şarap gibi coşmak) benzetmesi, mayalanan şarabın küpte kaynamasını gönlün coşkusuna bağlar. Üçüncü bent bahar tasvirine ayrılmıştır: çimen Hızır gibi yeşermiştir, sular âb-ı hayattır. Hızır'ın ölümsüzlük suyunu bulduğu ve yeşilliğin onunla anıldığı inanışı, "Ḥıżr", "āb-ı ḥayāt" ve "memāt" (ölüm) kelimeleriyle bir tenasüp kurar. Bendin son mısraındaki "heyhāt" ünlemi, bu demlere bir kez daha erişilip erişilmeyeceğinin bilinmezliğini anar ve içme çağrısına bir gerekçe verir.

Son bentte şair kendi şiirinin meclislerde dilden dile dolaşmasını ister. Mısradaki "derd-zebān" ifadesi neşirde bu biçimdedir; anlam bakımından "dilden düşürmemek" karşılığındaki kullanıma yakın görünür.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 249, musammat no. 23 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 242a); ayrıca s. 57-58 (murabbalar üzerine), s. 92 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar