Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Tekye-i iḥsānı kim bir ḫoş ziyāret-gāhdur
Yüz sürer dā’im mücerredler ulu der-gāhdur
Ḫvān-ı vaṣlı ḫāṣṣ u ‘āma ḥasbeten-lillāhdur
Ol saḫāvet menba‘ı kim adı Muṣlī Şāh’dur
Kim ki ḳalḳup bāb-ı cūdına anuñ idḫāl ider
Yalvarup naḳd-i murādın isteyüp dürler döker
Geydürür ol dem aña iḥsān idüp bir tāc-ı zer
Ol saḫāvet menba‘ı kim adı Muṣlī Şāh’dur
Ḳāmetin her kim ümīd-i vaṣl ile idüp kemān
Tīr-i āhuñ menzilini itse burc-ı āsmān
Tīr-i maḳṣūdın nişāna irgürür ol nev-cüvān
Ol saḫāvet menba‘ı kim adı Muṣlī Şāh’dur
Her gedā kim naḳd-i vaṣlın isteyüp efġān ider
Luṭf idüp ol dem aña bir gülce sīm iḥsān ider
Ol gedāyı ġarḳ idüp sīm ü zere şādān ider
Ol saḫāvet menba‘ı kim adı Muṣlī Şāh’dur
Geydürüp iḥrām-ı in‘āmını idüp iḥtirām
Virdi her nā-maḥreme vuṣlat ḥarīminde maḳām
Ben faḳīre bilmezem yā Rab niçün ḳıldı ḥarām
Ol saḫāvet menba‘ı kim adı Muṣlī Şāh’dur
Ḫāne-i vaṣlında her kim bir gece mihmān olur
Taḫt-ı ‘āc üstine çıḳup ‘āleme sulṭān olur
Yüz ḳoyup ol şāh öñinde ḫāk ile yeksān olur
Ol saḫāvet menba‘ı kim adı Muṣlī Şāh’dur
Naḳd-i vaṣlın ḫās u ‘āma beẕl idüp ol kām-rān
Pādişehdür arḳasında ḫoş geçer pīr ü cüvān
Fażliyā var iste bende yoḳ dimez virür hemān
Ol saḫāvet menba‘ı kim adı Muṣlī Şāh’dur
Günümüz Türkçesiyle
1. Onun iyilik tekkesi hoş bir ziyaret yeridir; dünyadan el etek çekmiş dervişlerin (mücerredlerin) her zaman yüz sürdüğü yüce bir dergâhtır; vuslat sofrası, Allah rızası için, havasa da avama da açıktır. O cömertlik kaynağı ki adı Muslî Şah'tır.
2. Her kim kalkıp onun cömertlik kapısına girer, yalvararak dilek parasını ister ve (gözyaşından) inciler dökerse, o, o an ona ihsanda bulunup başına altın bir taç giydirir. O cömertlik kaynağı ki adı Muslî Şah'tır.
3. Her kim vuslat ümidiyle boyunu yay gibi büker ve ahının okunun menzilini gök burcu yaparsa, o genç onun murat okunu hedefe ulaştırır. O cömertlik kaynağı ki adı Muslî Şah'tır.
4. Vuslat parasını isteyip inleyen her dilenciye o an lütfedip bir avuç gümüş bağışlar; o dilenciyi gümüşe ve altına boğup sevindirir. O cömertlik kaynağı ki adı Muslî Şah'tır.
5. İkram ihramını giydirip saygı gösterdi; her yabancıya vuslat hareminde yer verdi; ya Rab, bilmem, ben fakire onu niçin haram kıldı? O cömertlik kaynağı ki adı Muslî Şah'tır.
6. Her kim onun vuslat evinde bir gece misafir olursa, fildişi tahtın üstüne çıkıp dünyaya sultan olur; o şahın önünde yüz koyup toprakla bir olur. O cömertlik kaynağı ki adı Muslî Şah'tır.
7. O bahtiyar, vuslat parasını havasa da avama da bol bol dağıtır; arkası padişahtır (dayanağı güçlüdür), yaşlı da genç de onun yanında hoş vakit geçirir; ey Fazlî, var, iste; kuluna "yok" demez, hemen verir. O cömertlik kaynağı ki adı Muslî Şah'tır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi bentlik bir murabbadır. Her bendin ilk üç mısraı kendi arasında kafiyelidir; dördüncü mısra "Ol saḫāvet menba‘ı kim adı Muṣlī Şāh'dur" nakaratı olarak her bentte tekrarlanır. İlk bentte bütün mısralar "-āhdur" ile biter (ziyāret-gāhdur, der-gāhdur, lillāhdur, Şāh'dur). Öteki bentlerin kafiyeleri "-er" (ider, döker, zer), "-ān" (kemān, āsmān, nev-cüvān), "-ān ider" (efġān, iḥsān, şādān), "-ām" (iḥtirām, maḳām, ḥarām), "-ān olur" (mihmān, sulṭān, yeksān) ve "-ān"dır (kām-rān, cüvān, hemān). Vezin remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Mahlas son bentte geçer. Özkat'a göre Fazlî'nin yedi bentli üç murabbasından (14, 16 ve 22. musammatlar) biridir.
Özkat şiiri divanın yirmi ikinci musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 227b) bulunur. Özkat'ın dipnotuna göre nüshada nakarat mısraı birinci bentte açıkça yazılmış, altıncı bende kadar öteki bentlerde yalnız ilk kelimeleriyle gösterilmiş, son bentte yine açıkça yazılmıştır; son bentteki yazımda "menba‘ı" kelimesi "ma‘deni" biçiminde geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Özkat, Fazlî'nin devrin ünlü güzelleri için yazdığı murabbalar arasında Muslî Şâh adına iki şiir sayar: on sekizinci musammat ve bu şiir. On sekizinci murabbada güzel gümüş tenli bir sevgili olarak övülürken burada bir cömertlik kaynağı olarak anılır. Şiir, sevgilinin cömertliğini anlatmak için bir tekke ile bir sarayın dilini birleştirir. İlk bentte onun iyiliği bir "tekye", kapısı "dergâh", sofrası herkese açık bir "ḫvān"dır; dünyadan el etek çekmiş "mücerredler" bu kapıya yüz sürer. İkinci ve altıncı bentlerde ise aynı kişi, gelene altın taç giydiren ve konuğunu fildişi tahta çıkaran bir hükümdardır.
Üçüncü bentte okçuluk imgeleri kullanılır: âşığın yay gibi bükülen boyu (kemān), ahının oku (tīr), okun menzili ve hedefi (nişān) bir tenasüp kurar. Dördüncü bentte dilenciye "sīm" (gümüş) bağışlanır; divan şiirinde gümüş, sevgilinin beyaz tenini de çağrıştıran bir kelimedir. Beşinci bent hac kavramlarıyla örülür: "iḥrām", "ḥarīm" (harem, kutsal alan), "nā-maḥrem" (yabancı) ve "ḥarām" aynı kökten gelen kelimelerdir ve bir iştikak sanatı oluşturur. Bentin buluşu bir tezattır: o, her yabancıya vuslat hareminde yer vermiş, yalnız şaire bu yeri haram kılmıştır. Şiirin bütününe yayılan ironi de buradan doğar: herkese açık olan cömertlik kapısı, şikâyet eden âşığa kapalıdır. Altıncı bentteki "yüz ḳoyup" sözü Özkat'ın deyimler listesinde "(toprağa) yüz koymak" deyiminin örnekleri arasındadır.
Son bentte şair kendine seslenir ve "var iste" der; bu öğüt, beşinci bentteki şikâyetle yan yana okunduğunda hafif bir alay taşır. Yedinci bendin ikinci mısraı kapalıdır; "pādişehdür arḳasında" sözü, sevgilinin güçlü bir dayanağı olduğunu anlatıyor gibi görünür.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 247-248, musammat no. 22 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 227b); ayrıca s. 57-58 (murabbalar üzerine), s. 94 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






