Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Dün gice cem‘iyyet-i yārānı añdum aġladum
Anlaruñla sürdügüm devrānı añdum aġladum
Şem‘-veş yanup yaḳıldum anı añdum aġladum
Mācerā-yı ṣoḥbet-i cānānı añdum aġladum
Açılup gülşende güller ‘ıyş ider gördüm seḥer
Ḳarşusında şevḳ ile bülbüller eyler nāleler
İḫtiyārum ḳalmadı idince anlara naẓar
Mācerā-yı ṣoḥbet-i cānānı añdum aġladum
Dilber ile ‘ıyş ider gördüm bugün bir iki yār
Gūşe-i gül-zārda şevḳ ile itmişler ḳarār
Seyr idince reşk idüp ol şevḳ ü ẕevḳi zār u zār
Mācerā-yı ṣoḥbet-i cānānı añdum aġladum
Nāy gibi bezm-i firḳatde idüp her-dem fiġān
Ġuṣṣa vü ġamdan ṣürāḥi-veş derūnum ṭoldı ḳan
Cām gibi eşk-i ḫūnīnüm idüp gözden revān
Mācerā-yı ṣoḥbet-i cānānı añdum aġladum
Düşde gördüm olmuşam iy Fażlī māh ile ḳarīn
Bezm-gāh olmış baña bu ṭārem-i çerḫ-i berīn
Uyanup ol ḥasret ile eyleyüp zār u enīn
Mācerā-yı ṣoḥbet-i cānānı añdum aġladum
Günümüz Türkçesiyle
1. Dün gece dostlar topluluğunu andım, ağladım; onlarla sürdüğüm devranı andım, ağladım; mum gibi yanıp yakıldım, onu andım, ağladım; sevgiliyle sohbetimizin macerasını andım, ağladım.
2. Seher vakti gül bahçesinde güllerin açılıp eğlendiğini gördüm; karşılarında bülbüller coşkuyla inliyordu; onlara bakınca elimde irade kalmadı. Sevgiliyle sohbetimizin macerasını andım, ağladım.
3. Bugün bir iki dostun dilberle eğlendiğini gördüm; gül bahçesinin bir köşesine coşkuyla yerleşmişlerdi; o coşkuyu ve zevki seyredince kıskanıp inleye inleye sevgiliyle sohbetimizin macerasını andım, ağladım.
4. Ayrılık meclisinde ney gibi her an feryat edip keder ve gamdan sürahi gibi içim kanla doldu; kanlı gözyaşımı kadeh gibi gözden akıtarak sevgiliyle sohbetimizin macerasını andım, ağladım.
5. Ey Fazlî, düşümde aya yakın olmuşum; şu yüce felek kubbesi bana meclis yeri olmuş; uyanıp o hasretle inleyip sızlayarak sevgiliyle sohbetimizin macerasını andım, ağladım.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş bentlik bir murabbadır. Her bendin ilk üç mısraı kendi arasında kafiyelidir; dördüncü mısra "Mācerā-yı ṣoḥbet-i cānānı añdum aġladum" nakaratı olarak her bentte tekrarlanır. İlk bentte bütün mısralar "añdum aġladum" redifiyle biter; "yārānı, devrānı, anı, cānānı" kelimeleri kafiyeyi kurar. Öteki bentlerin kafiyeleri "-er/-ar" (seḥer, nāleler, naẓar), "-ār" (yār, ḳarār, zār), "-ān" (fiġān, ḳan, revān) ve "-īn"dir (ḳarīn, berīn, enīn). Vezin remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Mahlas son bentte geçer.
Özkat şiiri divanın yirmi dördüncü musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 242a) bulunur. Özkat'ın tanıtımına göre mecmuanın bu kısmı 1149 (1736) yılında istinsah edilmiş ve sonradan cilde eklenmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir bir hatırlama ve özlem şiiridir. Konuşan, geçmişteki meclislerin dağıldığı, sevgiliden ve dostlarından ayrı düştüğü bir anda yazıyormuş gibidir. Her bent onu ağlatan bir görüntüyü anlatır: ilk bentte dostlar topluluğu ve onlarla sürülen devran, ikinci bentte seherde açılan güller ve inleyen bülbüller, üçüncü bentte gül bahçesinin bir köşesinde dilberle eğlenen bir iki dost, dördüncü bentte ayrılık meclisi, son bentte de bir rüya. Nakarattaki "añdum aġladum" (andım, ağladım) sözü, art arda gelen iki fiille sade ve konuşma diline yakın bir söyleyiş kurar; ilk bentte dört kez tekrarlanması bu sadeliği belirginleştirir.
Üçüncü bent, başkalarının mutluluğu karşısında duyulan kıskançlığı açıkça söyler: âşık, dilberle eğlenen dostları seyredince "reşk" eder. İkinci bentteki gül ile bülbül tablosu da aynı duyguyu doğanın içinden verir; açılan gülün karşısında inleyen bülbül, âşığın kendi hâlini hatırlatır. Dördüncü bent bir meclis tablosudur: ney gibi feryat, sürahi gibi kanla dolan iç ve kadeh gibi kan akıtan göz. "Nāy", "ṣürāḥī" ve "cām" bir tenasüp oluşturur. Özkat'ın deyimler listesinde "içine (yüreğine) kan dolmak" deyimi bu bentten, "yanıp yakılmak" deyimi de ilk bentten örneklenir.
Son bent rüya ile uyanış arasındaki tezat üzerine kurulur. Âşık düşünde aya yakın olmuş, felek kubbesi ona meclis yeri olmuştur; ay, burada sevgilinin bilinen karşılığıdır. Uyanınca bu görüntü bir hasrete dönüşür ve şiir yine nakaratla, sohbetin anılıp ağlanmasıyla kapanır.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 250, musammat no. 24 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 242a); ayrıca s. 57-58 (murabbalar üzerine), s. 92-93 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






