Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Nice bir ben mübtelāya mübtelālıḳlar begüm
Sen şehe hercāyiliḳler bī-vefālıḳlar begüm
Baġrumı ḫūn itdi ḥasretler cüdālıḳlar begüm
Kāş ezelden olmayaydı āşinālıḳlar begüm
‘Işḳ ḥālin añlamazsın çünki ‘āşıḳ olmaduñ
Ḥikmet-i ‘ışḳ içre göñlüm gibi ḥāẕıḳ olmaduñ
Bī-vefā olduñ reh-i ‘ışḳ içre ṣādıḳ olmaduñ
Kāş ezelden olmayaydı āşinālıḳlar begüm
Ne cemālüñ görmege bir laḥẓa var ḳudret baña
Ne taḥammül itmege bir ẕerrece ḳudret baña
Ḥaḳ bu kim ‘ālemde ḥayf olmış durur ġāyet baña
Kāş ezelden olmayaydı āşinālıḳlar begüm
Ḳanlu yaşım çihre-i zerdümi gül-gūn eyledi
Miḥnet-i ‘ışḳuñ benüm ḥālüm diger-gūn eyledi
Ṭa‘n-ile düşmenlerüm ḫod baġrumı ḫūn eyledi
Kāş ezelden olmayaydı āşinālıḳlar begüm
Gūşe gūşe bilmezem kimler durur hem-demlerüñ
Ḳanġı nā-maḥremler oldı iy ‘aceb maḥremlerüñ
Nice çeksün Fażlī-i bī-çāre derd ü ġamlaruñ
Kāş ezelden olmayaydı āşinālıḳlar begüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Beyim, ben düşkün âşığa daha ne zamana dek bu dertler; sen şaha da hercailikler, vefasızlıklar; hasretler ve ayrılıklar bağrımı kan etti. Keşke ezelden bu tanışıklıklar olmasaydı, beyim.
2. Âşık olmadığın için aşkın hâlini anlamazsın; aşkın hikmetinde gönlüm kadar usta olmadın; vefasız oldun, aşk yolunda sadık olmadın. Keşke ezelden bu tanışıklıklar olmasaydı, beyim.
3. Ne güzelliğini bir an görmeye gücüm var, ne de bir zerre katlanmaya gücüm var; doğrusu dünyada bana çok yazık olmuş. Keşke ezelden bu tanışıklıklar olmasaydı, beyim.
4. Kanlı gözyaşım sarı yüzümü gül renginde etti; aşkının mihneti hâlimi bambaşka etti; düşmanlarım da kınamalarıyla bağrımı kan etti. Keşke ezelden bu tanışıklıklar olmasaydı, beyim.
5. Köşe bucak kimlerin senin sırdaşın olduğunu bilmiyorum; ey şaşılacak kişi, hangi yabancılar senin mahremin oldu; çaresiz Fazlî senin dertlerini ve gamlarını nasıl çeksin. Keşke ezelden bu tanışıklıklar olmasaydı, beyim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş bentlik bir murabbadır. Her bendin ilk üç mısraı kendi arasında kafiyelidir; dördüncü mısra "Kāş ezelden olmayaydı āşinālıḳlar begüm" nakaratı olarak her bentte tekrarlanır. İlk bentte bütün mısralar "-lıḳlar begüm" redifiyle biter. Öteki bentlerde de redifler vardır: ikinci bentte "olmaduñ", üçüncüde "baña", dördüncüde "eyledi"; beşinci bendin kafiyesi "-emlerüñ"dür. Vezin remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Mahlas son bentte geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez.
Özkat şiiri divanın altıncı musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 221b) bulunur. Özkat'ın tanıtımına göre mecmuanın bu kısmı 1149 (1736) yılında istinsah edilmiş ve sonradan cilde eklenmiştir; üzerinde "yarım kaldı" kaydı vardır ve bazı varakları eksiktir.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir, ezelde başlayan bir aşktan duyulan pişmanlığı dile getirir. Nakarattaki "ezel" sözü, divan şiirinde ruhların yaratılış anındaki ilk tanışmasını, yani âşığın sevgiliyle daha dünyaya gelmeden tanıştığı inancını hatırlatır. Şair bu tanışmanın hiç olmamasını diler; böylece aşkın kaderle verilmiş, kaçınılmaz bir yük olduğu fikri tersinden söylenmiş olur. Sevgiliye "begüm" (beyim) diye seslenilmesi, divan şiirinde sevgilinin çoğu kez erkek bir güzel olarak düşünüldüğünü gösterir.
İkinci bentte âşık ile sevgili karşılaştırılır: sevgili hiç âşık olmadığı için aşkın hâlini anlamaz, aşkın hikmetinde âşığın gönlü kadar usta değildir, aşk yolunda sadık da değildir. Üçüncü bentte "ḳudret" kelimesi iki mısrada da kafiye olarak kullanılır; âşığın ne sevgiliyi görmeye ne de ayrılığa katlanmaya gücü vardır. Dördüncü bent, Fazlî'nin ikinci murabbasındaki bir bentle neredeyse aynı kafiyeleri ve aynı kuruluşu taşır: orada da gözyaşı yüzü "gül-gūn", mihnet hâli "diger-gūn" etmiş, bağır "ḫūn" olmuştur. Şairin sevdiği bir söyleyişi farklı şiirlerde yeniden kullandığı anlaşılır. Kanlı gözyaşının sarı yüzü gül rengine çevirmesi, sarı ile kırmızı arasında bir renk tezadı kurar. Son bentte sevgilinin kimlerle sırdaş olduğu bilinmez; "nā-maḥrem" (yabancı) ile "maḥrem" (yakın) kelimeleri arasındaki tezat, kıskançlığı tek bir mısrada toplar. Dil sadedir; Özkat'ın Fazlî'nin murabbaları için belirttiği sadelik bu şiirde de görülür.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 235, musammat no. 6 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 221b); ayrıca s. 57-58 (murabbalar üzerine) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






