Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü Fā‘ilātü Mefā‘īlü Fā‘ilün
Kime beraber eyleyeyin ben gedā seni
Mīzān-ı ‘aḳla urmuşam iy pādişā seni
Yūsuf mis̱āl eyleyüp ehl-i bahā seni
Vezn eylemek degül zer ile serverā seni
Dünyayı bir yaña ḳosalar bir yaña seni
Baña seni gerek seni iy bī-vefā seni
Ben kim ḳapuñda bende-i dil-dāde kim ḳadīm
Her-dem elif mis̱āl ṣırāṭuñda müstaḳīm
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey padişah, ben dilenci seni kime denk tutayım? Seni akıl terazisine vurup tarttım; değer bilenler seni Yusuf gibi (pazara çıkarıp) değerlendirse, ey server, seni altınla tartmak olmaz. Dünyayı bir yana, seni bir yana koysalar, bana sen gereksin, sen, ey vefasız, sen.
2. (Bendin yalnız ilk iki mısraı kalmıştır.) Ben ki kapında eskiden beri gönül vermiş bir kulum; her an elif harfi gibi senin yolunda dosdoğruyum.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir, her bendi altı mısradan oluşan bir müseddestir; ancak eksik olarak elimize ulaşmıştır. Nüshada sayfa eksikliği yüzünden yalnız ilk bent ile ikinci bendin ilk iki mısraı kalmıştır. İlk bentte altı mısranın hepsi "seni" redifiyle biter ve "gedā, pādişā, bahā, serverā, yaña, bī-vefā" kelimeleri "-ā/-a" kafiyesini kurar. İkinci bendin kalan iki mısraı "-īm" kafiyesiyle (ḳadīm, müstaḳīm) yeni bir kafiyeye geçer; anlaşıldığına göre her bent kendi kafiyesiyle kurulmuştur. Vezin muzari bahrinin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır.
Özkat şiiri divanın otuz beşinci musammatı olarak yayımlar. Metin yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 241b) bulunur. Özkat'a göre aşk konusunu işleyen bu son müseddes eksik olduğu için onun hakkında bütünlüklü bir yorum yapılamaz.
Anlam ve Söz Sanatları
Kalan bent, sevgilinin değerini ölçme düşüncesi üzerine kurulur. Âşık kendini "gedā" (dilenci), sevgiliyi "pādişā" olarak anar ve onu kime denk tutacağını sorar. Ardından bir terazi imgesi gelir: âşık sevgiliyi akıl terazisine vurmuştur. Üçüncü ve dördüncü mısralar Yusuf kıssasına telmih yapar: Yusuf, Mısır'da satılırken değer biçilen güzeldir; ama sevgili, değer bilenler onu Yusuf gibi pazara çıkarsa bile altınla tartılamayacak kadar değerlidir. "Mīzān" (terazi), "vezn" (tartmak), "zer" (altın) ve "bahā" (değer, paha) kelimeleri bir tenasüp kurar. Beşinci mısrada terazi büyür: bir kefeye dünya, öbür kefeye sevgili konur.
Bendin son mısraı "Baña seni gerek seni iy bī-vefā seni", şiirin en çok dikkat çeken yeridir. Özkat bu ifadenin Yunus Emre'yi hatırlattığını söyler ve Yunus Emre'nin "‘Işkuñ aldı benden beni bana seni gerek seni / Ben yanaram düni güni bana seni gerek seni" matlalı ilahisiyle bu müseddes arasında büyük bir benzerlik görür. Özkat, Yunus Emre'yi Fazlî'nin etkilendiği şairlerin ilki olarak anar. Fazlî'de ilahinin Allah'a yönelen sözü bir sevgiliye çevrilmiş ve "iy bī-vefā" (ey vefasız) hitabıyla aşk şiirinin diline uydurulmuştur.
İkinci bentten kalan iki mısra, âşığın sadakatini anlatır. Âşık kapıda eskiden beri bekleyen bir kuldur ve "elif" harfi gibi dosdoğrudur. Elif, Arap alfabesinin dik ve düz çizgili ilk harfidir; divan şiirinde doğruluğun ve dik duruşun simgesidir. "Ṣırāṭ" ve "müstaḳīm" kelimeleri de Fatiha suresindeki "doğru yol" ifadesini hatırlatır.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 263, musammat no. 35 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 241b); ayrıca s. 58 (müseddesler üzerine), s. 96 (Yunus Emre etkisi) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- Mustafa Tatçı, Yunus Emre Dîvânı II: Tenkitli Metin, Ankara: Kültür Bakanlığı Yay., 1990, s. 383 (Özkat'ın aktarımıyla).
Çevrimiçi kaynaklar






