Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Fe‘ūlün
Çü Ṣun‘ullāh [E]mīr’üñ oġlı Maḥmūd
Cinān bāġına ḳıldı ‘azm-i dīdār
Vefātına didi tārīḫ Fażlī
Yirin nūr eylesün Allāh Cebbār (sene 955)
Günümüz Türkçesiyle
1. Emir Sun'ullah'ın oğlu Mahmud, Allah'ın cemalini görmek için cennet bahçesine yöneldiğinde,
2. Fazlî onun ölümüne şu tarihi söyledi: "Cebbâr olan Allah yerini nurla doldursun" (955). ("Cebbâr", Allah'ın "dilediğini yaptırmaya gücü yeten" anlamındaki adıdır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir iki beyitlik kısa bir tarih manzumesidir. İkinci beytin ikinci mısraı, "Yirin nūr eylesün Allāh Cebbār", ebced hesabıyla ölüm yılını verir; Mustafa Özkat'a göre tarih 955'tir (1548) ve divandaki bütün tarih mısraları gibi "târih-i tam" usulüyle, yani mısranın bütün harfleri sayılarak düzenlenmiştir. Vezin hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıdır; kafiye "-ār" sesidir: dīdār, Cebbār. Mahlas ikinci beyitte geçer.
Özkat manzumeyi divanın altıncı tarihi olarak, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmından (vr. 229a) yayımlar. Birinci beyitteki "[E]mīr" kelimesinde köşeli parantez içindeki harf, neşirde yapılmış bir tamamlamadır. Neşirde son beytin altında tarih mısraının Arap harfli yazımı da verilmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Manzume, ölümü bir yolculuk olarak anlatan sade bir tarihtir. Birinci beyitte Mahmud ölmüş denmez; "cinān bāġına ḳıldı ‘azm-i dīdār", yani Allah'ın cemalini görmek için cennet bahçesine yöneldi denir. "Dīdār" kelimesi, müminlerin cennette Allah'ı göreceği inancına işaret eder; ölüm böylece bir kavuşma olarak sunulur. Tarih mısraı, mezara nur dolması için yapılan geleneksel bir duadır: "Yirin nūr eylesün". Bu söz, aynı genç için yazılan yedinci tarihteki "Ḥaḳ ideli münevver" duasıyla aynı anlamı taşır.
Tarihî Bağlam
Özkat'a göre altıncı, yedinci ve sekizinci tarihler, Şehzade Mustafa'nın vezirlerinden Sun'ullah Beg'in Mahmud adlı oğlunun 955 (1548) yılındaki ölümü üzerine yazılmıştır. Yedinci tarih "Ḥaḳ ideli münevver budur Maḳām-ı Maḥmūd" mısraıyla biter; sekizinci tarih ise Farsçadır. Fazlî aynı genç için dokuz bentlik bir müseddes mersiye de yazmış, babası Sun'ullah Beg için de bir kaside söylemiştir; bu kasidede Sun'ullah'ın Mustafa Han'a vezir olduğu açıkça belirtilir. Özkat, Sun'ullah'ın hayatı hakkında bilgi bulamadığını yazar. 955 yılında Şehzade Mustafa Amasya sancakbeyiydi ve Fazlî onun divan kâtibiydi; bir olay için birden fazla tarih ve bir mersiye yazılmış olması, şairin vezirin ailesine yakınlığını gösterir. Mahmud'un nereye gömüldüğü kaynaklarda belirtilmez.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 281, tarih no. 6 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 229a); ayrıca s. 55-56 (Sun'ullah kasidesi) ve s. 59-60 (tarihler üzerine), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- Hasan Aksoy, "Kara Fazlî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 24, İstanbul 2001, s. 360-361, https://islamansiklopedisi.org.tr/kara-fazli.
Çevrimiçi kaynaklar
![Tarih 6 — Çü Ṣun‘ullāh [E]mīr’üñ oġlı Maḥmūd](https://amasya05.com/storage/posts/pk6Q9uJa9eseW6aTb6bB0FnQ.jpg)





