Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü Fā‘ilātün Mef‘ūlü Fā‘ilātün / Müstef‘ilün Fe‘ūlün Müstef‘ilün Fe‘ūlün

Ol mīr-i muḥterem kim Ṣun‘ullah oldı nāmı
Virmişdi Ḥaḳ aña bir Maḥmūd nām mevlūd
Dār-ı fenādan itdi Ḥaḳ emri ile rıḥlet
Olmaġa raḥmet ile dār-ı beḳāda su‘ūd
Seng-i mezārı üzre tārīḫ yazdı ḳudret
Ḥaḳ ideli münevver budur Maḳām-ı Maḥmūd (sene 955)

Günümüz Türkçesiyle

1. Adı Sun'ullah olan o saygın emire Allah, Mahmud adında bir evlat vermişti.

2. Mahmud, rahmetle kalıcı dünyaya yükselmek için Allah'ın emriyle bu fani dünyadan göçtü.

3. İlahî kudret onun mezar taşının üzerine şu tarihi yazdı: "Allah aydınlık etsin; burası Makām-ı Mahmûd'dur" (955). (Makām-ı Mahmûd, "övülmüş makam" demektir; Kur'an'da Peygamber'e vaat edilen yüce makamın adıdır. Burada aynı zamanda Mahmud'un yattığı yer anlamına gelir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir üç beyitlik kısa bir tarih manzumesidir. Kafiye "-ūd" sesidir: mevlūd, su‘ūd, Maḥmūd. Vezin muzari bahrinin "mef‘ūlü fā‘ilātün mef‘ūlü fā‘ilātün" kalıbıdır; Mustafa Özkat aynı mısraların "müstef‘ilün fe‘ūlün müstef‘ilün fe‘ūlün" diye de okunabileceğini gösterir. Son mısra, "Ḥaḳ ideli münevver budur Maḳām-ı Maḥmūd", ebced hesabıyla ölüm yılını verir; Özkat'a göre tarih 955'tir ve divandaki bütün tarih mısraları gibi "târih-i tam" usulüyle düzenlenmiştir. Şiirde mahlas yoktur.

Özkat manzumeyi divanın yedinci tarihi olarak, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmından (vr. 229b) yayımlar. Neşirde son beytin altında tarih mısraının Arap harfli yazımı da verilmiştir. Aynı ölüm için yazılmış öteki iki tarih de bu varaklardadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Manzumenin bütün hüneri son mısradaki "Maḳām-ı Maḥmūd" terkibindedir. Bu söz, Kur'an'ın İsrâ suresinde Peygamber'e vaat edilen "övülmüş makam"ın, yani şefaat makamının adıdır. Ölen gencin adı da Mahmud olduğu için terkip iki anlam taşır: hem Allah'ın rahmetine erenlere vaat edilen yüce makamı, hem de Mahmud'un yattığı mezarı anlatır. Bu, bir tevriyedir ve tarih mısraını aynı zamanda bir dua ve bir teselli cümlesine dönüştürür. Mısranın başındaki "Ḥaḳ ideli münevver" (Allah aydınlık etsin) sözü, mezarın nurla dolması için yapılan geleneksel duadır.

İkinci beyit "dār-ı fenā" (fani dünya) ile "dār-ı beḳā" (kalıcı dünya) arasında bir tezat kurar; "rıḥlet" (göç) ile "su‘ūd" (yükseliş) kelimeleri ölümü bir yolculuk ve yükseliş olarak anlatır. Üçüncü beyitte tarihi yazanın "ḳudret", yani ilahî kudret olduğu söylenir; şair böylece tarihi kaderin yazısı olarak sunan bir hüsn-i talil yapar. "Seng-i mezār" sözü, bu tarihin bir mezar taşına yazılmak üzere söylendiğini düşündürür.

Tarihî Bağlam

Özkat'a göre altıncı, yedinci ve sekizinci tarihler, Şehzade Mustafa'nın vezirlerinden Sun'ullah Beg'in Mahmud adlı oğlunun 955 (1548) yılındaki ölümü üzerine yazılmıştır. Altıncı tarih "Yirin nūr eylesün Allāh Cebbār" mısraıyla biter; sekizinci tarih Farsçadır ve Özkat'ın verdiği anlama göre o da mezar taşına yazılan bir tarihten söz eder. Fazlî aynı genç için dokuz bentlik bir müseddes mersiye de yazmış, babası Sun'ullah Beg için de bir kaside söylemiştir. Bu yıllarda Şehzade Mustafa Amasya sancakbeyiydi ve Fazlî onun divan kâtibiydi. Mahmud'un nereye gömüldüğü ve tarihin bir mezar taşına gerçekten yazılıp yazılmadığı kaynaklarda belirtilmez; bu çalışmada böyle bir kitabeye dair bir kayda rastlanmamıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar