Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün Mefā‘ilün Fe‘ilün

Buldı rif‘at sipihr-i ‘izzetde
Yine bir mihr-i müşterī fıṭnat
Oldı bir gevher-i girān-māye
Dürretü’t-tāc-ı devlet ü şevket
Ol seḫā’ ma‘deni kerem-kānı
Kim odur baḥr-i şefaḳat ü re’fet
Müstaḥiḳḳ-i sa‘ādet-i a‘ẓamī
Müsta‘idd-i celālet ü ‘aẓamet
Luṭf u cūd ile Ḥaydarī-meşreb
Ḥüsn ü ḫulḳ ile Aḥmedī-ḫaṣlet
Kim dürür dirseñ ol kerīmü’ş-şān
Ehl-i iḳbāl ü ṣāḥib-i devlet
Ḥażret-i muḥterem Sinān Beg kim
Odur iḳbāl ile felek-rütbet
Ṣol bölügüñ ‘ulūfecilerine
Kātib iken o ṣāḥib-i ḳudret
İrtifā‘ itdi iki üç pāye
İrişüp luṭf-ı ḥażret-i ‘izzet
Zümre-i evvele olup kātib
Ḳadr ile buldı rif‘at ol ḥażret
Didi tārīḫin işidüp Fażlī
Ebed olsun ziyāde zī-rif‘at (sene 954)

Günümüz Türkçesiyle

1. İzzet göğünde, zekâsı Müşteri yıldızı gibi parlak bir güneş yine yükseldi.

2. Devlet ve şevket tacının incisi olan değerli bir cevher ortaya çıktı.

3. O, cömertliğin madeni, keremin ocağıdır; şefkat ve merhamet denizidir.

4. En büyük saadete layık, yüceliğe ve azamete yatkındır.

5. Lütuf ve cömertlikte Hz. Ali meşrepli, güzellik ve huyda Peygamber huyludur.

6. O şanı yüce cömert kimdir dersen; ikbal ehli ve devlet sahibi,

7. Muhterem Hazret Sinan Bey'dir ki ikbaliyle gök rütbelidir.

8. O kudret sahibi, Sol bölüğün ulufecilerine kâtip iken

9. Allah'ın lütfu erişip iki üç derece yükseldi.

10. Zümre-i evvele kâtip olarak o hazret değeriyle yücelik buldu.

11. Fazlî bunu işitip tarihini söyledi: "Ebedî olsun, artsın; ne güzel yücelik" (954).

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir on bir beyitlik bir tarih manzumesidir ve Fazlî'nin tarihlerinin en uzunudur. Son mısra, "Ebed olsun ziyāde zī-rif‘at", ebced hesabıyla olayın yılını verir; Mustafa Özkat'a göre tarih 954'tür (1547) ve divandaki bütün tarih mısraları gibi "târih-i tam" usulüyle düzenlenmiştir. Vezin hafif bahrinin "fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır; kafiye "-et" sesidir: fıṭnat, şevket, re'fet, ‘aẓamet, ḫaṣlet, devlet ve sonraki beyitlerde aynı ses. Mahlas son beyitte geçer.

Özkat manzumeyi divanın beşinci tarihi olarak, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmından (vr. 229a) yayımlar. Dördüncü beyitteki "a‘ẓamī" kelimesinin nüshadaki yazımı neşirde ayrıca gösterilmiştir. Neşirde son beytin altında tarih mısraının Arap harfli yazımı da verilmiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Manzume, divan şiirinde tarihlerin sık kullandığı bir düzene uyar: önce memduh ad verilmeden övülür, sonra "Kimdür dirseñ", yani "kimdir dersen" sorusuyla adı açıklanır, ardından olay anlatılır ve tarih düşürülür. İlk beş beyitte Sinan Bey, izzet göğünde yükselen bir güneşe, devlet tacının incisine, cömertlik madenine ve şefkat denizine benzetilir. Birinci beyitteki "rif‘at buldı" (yükseldi) ile son mısradaki "zī-rif‘at" (ne güzel yücelik) arasında bir bağ kurulur; "rif‘at" kelimesi onuncu beyitte de tekrarlanır ve manzumenin konusu olan rütbe yükselişini vurgular. Beşinci beyitteki "Ḥaydarī-meşreb" ve "Aḥmedī-ḫaṣlet" sözleri, Fazlî'nin övgülerinde sık görülen Peygamber ve Hz. Ali benzetmeleridir.

Sekizinci, dokuzuncu ve onuncu beyitler, şiire alışılmadık ölçüde somut bir bürokrasi bilgisi taşır: Sinan Bey Sol bölüğün ulufecilerine kâtipken iki üç derece yükselmiş ve "Zümre-i evvel"e kâtip olmuştur. Ulufeci, ulufe denilen maaşı alan asker demektir.

Tarihî Bağlam

Özkat'a göre manzume, 954 (1547) yılında Sol bölüğün ulufecilerine kâtip olan Sinan Bey'in iki üç pâye yükselerek "Zümre-i evvel"e kâtip olarak atanması üzerine yazılmıştır. Sinan Bey hakkında Özkat başka bilgi vermez; bu çalışmada da başka bir kaynakta bu kişiye dair bir kayda rastlanmamıştır. Atamanın Şehzade Mustafa'nın sarayıyla ilgisi olup olmadığı manzumede belirtilmez. 954 yılında Fazlî, Mustafa'nın Amasya'daki divanında kâtipti; aynı yıl Rumeli tımarlarına defterdar olan Ahmed Çelebi için de bir tarih düşürmüştür. Bu iki tarih, şairin kalem ehli arasındaki atamaları yakından izlediğini gösterir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar