Şeyhzâde Abdî Efendi, Pîr İlyâs Türbesi yakınındaki Ya'kûb Paşa Zâviyesi'nin şeyhliği için ailesinin öbür koluyla on yıl kadar çekişti ve sonunda tekkeyi onlara bırakıp zâviyenin müderrisliğini aldı. XVII. yüzyılın ilk yarısında yaşamış bu âlim ve şair, zâviye şeyhi İzzeddîn Hasan Efendi'nin oğluydu. 1055'te (1645-46) öldü. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onun şiirlerinin bir tezkirede yazılı olduğunu, ama o tezkirenin yandığını söyler.

Amasya Tarihi'ndeki Maddesi

Hüsameddin'in onun için yazdığı madde, on ikinci ciltte Abdî Efendi-Şeyhzâde başlığını taşır:

Amasya'da Ya'kûb Paşa Zâviyesi şeyhi Abdurrahmân Çelebizâde Şeyh İzzeddîn Hasan Efendi'nin mahdûmudur. Fuzalâdan Müeyyedzâde Pîrî Ahmed, Harşeneli İbrâhim Efendi'den ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm ve Hüsâmeddîn Efendi'nin vefâtında Ya'kûb Paşa Zâviyesi şeyhi, vakfı mütevellîsi oldu. Hüsameddîn Efendi'nin evlâdıyla hayli münâza'adan sonra zâviye medrese i'tibârıyla müderrisliği uhdesine tevcîh edildi. Ba'dehû mükerreren azl ü nasb edilerek 1055'de vefât etdi. Âlim, şâir, edîb, natûk olduğu ve eş'ârı tezkirede yazılı idi. Hayfâ ki yandı.

Günümüz Türkçesiyle: Amasya'daki Ya'kûb Paşa Zâviyesi'nin şeyhi, Abdurrahmân Çelebi'nin oğlu Şeyh İzzeddîn Hasan Efendi'nin oğludur. Âlimlerden Müeyyedzâde Pîrî Ahmed Efendi ile Harşeneli İbrâhim Efendi'nin yanında öğrenimini tamamladı, ders-i âm oldu ve Hüsâmeddîn Efendi'nin ölümü üzerine Ya'kûb Paşa Zâviyesi'nin şeyhi ve vakfının mütevellisi oldu. Hüsâmeddîn Efendi'nin çocuklarıyla uzun bir anlaşmazlıktan sonra zâviye medrese sayılarak müderrisliği ona verildi. Daha sonra birkaç kez görevden alınıp yeniden atandı ve 1055'te öldü. Âlim, şair, edip ve güzel konuşan biri olduğu, şiirlerinin de tezkirede yazılı olduğu bilinir. Ne yazık ki o tezkire yandı.

Ya'kûb Paşa Zâviyesi ve Şeyhlik Çekişmesi

Hüsameddin birinci ciltte zâviyenin kendisini de anlatır. Ya'kûb Paşa, Pîr İlyâs'ın türbesi civarındaki bu yapıyı 815'te (1412) bir çilehâne, yani Halvetî tekkesi olarak yaptırmıştı. Vakfiyeye göre doğu yanındaki odaların kuzeyinde geniş bir şeyh odası, onun içinde de çilehâne bulunuyordu. Tekke 1031'e (1621-22) kadar tek şeyhle yönetildi. O tarihten sonra Ya'kûb Paşa Camii vaizi Şeyh Hüsâmeddîn Efendi ile "ulemâdan eş-Şeyh Abdî Efendi" arasında on yıl kadar süren bir şeyhlik anlaşmazlığı çıktı. Sorunu çözmek için şeyh odası tekke, çilehâne ise medrese sayıldı. Tekke şeyhliği Hüsâmeddîn Efendi'ye, Ya'kûb Paşa müderrisliği de Abdî Efendi'ye verildi. On ikinci ciltteki maddenin "münâza'a" dediği olay budur.

Hüsameddin'in aileye ilişkin öteki kayıtları bu tabloyu tamamlar, ama birbirini her noktada tutmaz. Dördüncü cilde göre zâviye şeyhi Hüsâmeddîn Efendi 1034 Şa'bânında (Mayıs 1625) ölmüş, şeyhlik ve tevliyet yeğeni İzzeddîn Hasan Efendi'ye, yani Abdî'nin babasına verilmiştir. Altıncı ciltteki Ahmed Efendi-Şeyhzâde maddesinde ise Çilehâne şeyhi Hüsameddîn Hüseyin Efendi'nin oğlu Ahmed'in amcası İzzeddîn Hasan Efendi'nin himayesinde yetiştiği, 1045'te amcasının ölümüyle Çilehâne şeyhi olduğu ve 1047'de çilehâne medrese sayılınca Gülâbî Paşa Tekkesi'ne geçtiği yazılıdır. Bu kayda göre Hüsâmeddîn ile İzzeddîn Hasan kardeştir ve Abdî ile Ahmed amca çocuklarıdır. Dördüncü cildin "yeğen" demesi bu akrabalıkla uyuşmaz. Tarihlerin ve unvanların hepsini bir sıraya koymak mümkün olmasa da, ailenin iki kolunun zâviyenin şeyhliğini ve tevliyetini paylaşamadığı ve meselenin tekke ile medresenin ayrılmasıyla çözüldüğü açıktır.

Abdî Efendi'nin ölümünden sonra yerini kardeşi aldı. Yedinci ciltteki Bahâeddîn Mehmed Efendi-Şeyhzâde maddesine göre İzzeddîn Hasan Efendi'nin bu oğlu "Abdî Efendi'den sonra" Ya'kûb Paşa vakfının mütevellisi ve caminin vaizi, ardından Çilehâne şeyhi oldu, 1056'da (1646-47) tekkeyi medreseye çevirerek müderris oldu ve 1073 dolayında öldü.

Hocaları ve Çevresi

Abdî Efendi'nin iki hocası, XVII. yüzyıl başında Amasya'nın tanınmış âlimlerindendi. Müeyyedzâde Pîrî Ahmed Çelebi (ö. 1017) şehirde yıllarca ders vermiş bir kadı ve şairdi. Harşeneli İbrâhim Efendi de Hüsameddin'in dördüncü ciltte o yılların meşhur âlimleri arasında saydığı adlardandır.

Şiir çevresindeki yerini gösteren bir kayıt da sekizinci ciltte, hattat ve şair Tecellî Ahmed Çelebi'nin maddesindedir. Hüsameddin, 1081'de ölen Tecellî'nin "şu'arâdan Şeyhzâde Abdî, Kâdızâde Abdullah, Remzî Efendiler"in sohbetlerinden faydalandığını yazar. Bu not, Abdî Efendi'nin sohbetinden şiire heveslenen genç kâtiplerin de yararlandığını gösterir.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in "tezkire" dediği eser, büyük ihtimalle 1000-1081 yılları arasındaki Amasya şairlerini toplayan müderris Abdî Efendi'nin kayıp tezkiresidir. Maddede yazarın adı verilmez, ama tezkirenin yazarına ait madde on ikinci ciltte hemen arkadan gelir ve Hüsameddin onun için de aynı "hayfâ ki yandı" sözünü kullanır. Şeyhzâde Abdî, tezkireci Abdî'nin adaşıdır ve iki kişi aynı yıllarda Amasya'da yaşamıştır. Abdî Efendi'nin tezkiresinden Hüsameddin'in aktarmalarıyla kurtulan şiirler arasında Şeyhzâde Abdî'ye ait bir parça yoktur.

Kronoloji

815 (1412): Ya'kûb Paşa, Pîr İlyâs Türbesi civarındaki çilehâneyi yaptırır.

1031 (1621-22): Zâviyenin tek şeyhle yönetildiği dönem sona erer, on yıl sürecek şeyhlik anlaşmazlığı başlar.

1034 (1625): Zâviye şeyhi Hüsâmeddîn Efendi ölür, şeyhlik İzzeddîn Hasan Efendi'ye verilir.

1045 (1635-36): Babası İzzeddîn Hasan Efendi ölür.

1055 (1645-46): Abdî Efendi ölür.

1056 (1646-47): Kardeşi Bahâeddîn Mehmed Efendi tekkeyi medreseye çevirir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar