III. Murad, 1574'ten 1595'e kadar Osmanlı tahtında bulunmuş padişahtır ve "Murâdî" mahlasıyla Türkçe, Arapça ve Farsça şiirler yazmıştır. Amasya ile bağı tek bir kayda dayanır ve tartışmalıdır. Hüseyin Hüsameddin Yasar Amasya Tarihi'nde, babası II. Selim'in 974 (1566) yılında tahta çıkmasından sonra Şehzade Murad'ın Amasya valiliğine gönderildiğini, burada bir buçuk yıl kadar kalıp 976 (1568) yılında Manisa'ya nakledildiğini yazar. TDV İslâm Ansiklopedisi ise şehzadenin sancaklarını Akşehir ve Saruhan olarak verir ve onun 1562'den tahta çıktığı 1574'e kadar on iki yıl aralıksız Manisa'da bulunduğunu söyler; bu anlatımda Amasya geçmez. Bu sayfada Hüsameddin'in verdiği bilgi özgün metniyle verilmiş, öteki kaynaklarla çeliştiği noktalar ayrı bir bölümde gösterilmiştir. Kaydın doğrulanamadığı göz önünde tutularak III. Murad burada Amasya'da yetişmiş bir şair olarak değil, Amasya ile bağı ileri sürülmüş ve tartışmalı bir şair olarak ele alınmıştır. Şehzadeler devrinde Amasya'nın edebî çevresi için Amasya Divan Şairleri ve Edebî Muhiti yazısına bakılabilir.
Hüsameddin'in Kaydı
Hüsameddin, Amasya Tarihi'nin Amasya sancakbeylerini ve valilerini yıl yıl sıraladığı üçüncü cildinde, Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümünü anlattıktan sonra şunları yazar:
Şehzâdesi Sultân Murâd'ı ilk def'a Amasya vâlîliğine gönderdi. Sultân Murâd Hân-ı Sâlis İkinci Sultân Selîm'in şehzâdesidir. 974 senesi evâ'ilinde pederinin cülûsundan sonra Amasya vâlîsi olup geldi. Ümerâdan Ferruh Bey lalası, Amasyalı Yularkısdızâde Ahmed Paşa makâm-ı vezâretinde kâ'im oldu. Kayseriyyeli Zeynü'l-İbâd Efendi de müftü olup geldi. Sultân Murâd, 953 senesi cumadelûlâsının beşinde doğdu. Yirmi bir yaşında Amasya vâlîsi oldu. Ancak Sivas ve Amasya havâlîsinde şekâvet hâdiseleri şehzâdeyi bî-huzûr ediyor, âdetâ bunaltıyordu. Bu sebebden Amasya'da ancak bir buçuk yıl kadar oturabildi. 976 senesi rebî'ulâhirinde Manîsâ'ya nakl edildi.
Günümüz Türkçesiyle: II. Selim, şehzadesi Sultan Murad'ı ilk kez Amasya valiliğine gönderdi. Sultan III. Murad, II. Sultan Selim'in şehzadesidir. 974 yılının başlarında, babasının tahta çıkışından sonra Amasya valisi olarak geldi. Beylerden Ferruh Bey lalası oldu, Amasyalı Yularkısdızâde Ahmed Paşa vezirlik makamında bulundu. Kayserili Zeynü'l-İbâd Efendi de müftü olarak geldi. Sultan Murad 953 yılı Cemaziyelevvelinin beşinde doğdu ve yirmi bir yaşında Amasya valisi oldu. Ancak Sivas ve Amasya çevresindeki eşkıyalık olayları şehzadeyi huzursuz ediyor, âdeta bunaltıyordu. Bu yüzden Amasya'da ancak bir buçuk yıl kadar oturabildi ve 976 yılı Rebiülahirinde Manisa'ya nakledildi.
Hüsameddin bu bilgiye bir dipnotta kaynak da gösterir: şehzadenin Amasya valiliğinin, Müneccimbaşı'nın Câmi‘u'd-düvel'inde beylerbeyi Mehmed Paşa'nın hayatı anlatılırken kaydedildiğini ve ahkâm defterinde yazılı olduğunu söyler. Hangi ahkâm defteri olduğunu ve hükmün tarihini vermez.
Hayatı
TDV maddesine göre Murad, 5 Cemaziyelevvel 953'te (4 Temmuz 1546) babası Şehzade Selim'in Saruhan sancakbeyi olarak Manisa'da bulunduğu sırada Bozdağ yaylasında doğdu. Annesi Venedik asıllı Nurbânû Sultan'dır. İlk eğitimini Manisa sarayında aldı, küçük yaşta Aydın sancakbeyliğine tayin edildi. Babası 966'da (1558) Karaman eyaletine geçince kendisine Akşehir sancağı verildi; babası ile amcası Şehzade Bayezid arasındaki taht kavgası sırasında Konya Kalesi'nin muhafazasında bulundu. Receb 969'da (Mart 1562) Saruhan sancakbeyliğine gönderildi ve padişah oluncaya kadar burada kaldı. Lalaları önce Ferruh Bey, sonra Câfer Bey oldu. Oğlu Mehmed (III. Mehmed) 973'te (1566) Manisa'da doğdu; öteki çocukları Mahmud, Ayşe ve Fatma da burada dünyaya geldi. Hocası Hoca Sâdeddin Efendi'nin etkisi altında yetişti.
II. Selim'in ölümü üzerine Manisa'dan yola çıkan Murad, 8 Ramazan 982'de (22 Aralık 1574) İstanbul'da tahta çıktı. Saltanatı, Safevîlere karşı uzun doğu seferleriyle ve son yıllarında Avusturya'ya karşı açılan savaşla geçti. Kaynaklar onun kitap okumayı, özellikle tarih okumayı sevdiğini, âlimlerle bir arada bulunmaktan hoşlandığını, hat sanatıyla da uğraştığını yazar; Halvetî şeyhi Şücâ‘a bağlanmış, rüyalarını ona yorumlatmıştır. Saltanatının son yıllarında saraydan pek çıkmadığı için çağının yazarlarınca eleştirilmiştir. 6 Cemaziyelevvel 1003'te (17 Ocak 1595) öldü ve Ayasofya hazîresine gömüldü. Manisa'daki Muradiye Külliyesi onun en önemli yapısıdır.
Amasya ile Bağı: Kaynakların Durumu ve Tartışma
III. Murad'ın Amasya'da bulunduğunu söyleyen tek kaynak Hüsameddin'dir ve bu kayıt bugün elde bulunan kaynaklarla birkaç noktada çelişir. En önemli çelişki tarih sırasıyla ilgilidir. TDV maddesi, Murad'ın Receb 969'da (Mart 1562) Saruhan'a gönderildiğini ve "on iki yıl süren bu vazifesi" sırasında orada kaldığını açıkça söyler; Hüsameddin ise onu 974-976 (1566-1568) arasında Amasya'da gösterir ve ancak 976'da Manisa'ya nakledildiğini yazar. Bu iki anlatım aynı anda doğru olamaz.
Hüsameddin'in metnindeki başka bir ayrıntı da çelişkiyi derinleştirir. Tarihçi II. Selim'i "Manisa'dan gelen" diye anar; oysa TDV'ye göre Selim, kardeşi Bayezid ile mücadeleden sonra Kütahya valisi olmuştu; Manisa'da 1562'den beri bulunan ise oğlu Murad'dı. Kaydın bu kısmında baba ile oğulun sancaklarının karıştırılmış olması mümkündür. Hüsameddin'in Murad'ın lalası olarak andığı Ferruh Bey'in, TDV'de de Murad'ın Saruhan'daki lalası olarak geçmesi, tarihçinin şehzadenin maiyeti hakkında gerçek bir bilgiye sahip olduğunu, ama bu bilgiyi yanlış bir sancağa bağlamış olabileceğini düşündürür. Bu son değerlendirme bizimdir.
Hüsameddin'in dayandığı iki kaynaktan Câmi‘u'd-düvel pasajı ve ahkâm defteri bu çalışmada görülememiştir; dipnotta defterin numarası ve hükmün tarihi verilmediği için kaydın kendi belgesiyle karşılaştırılması mümkün değildir. Tarihçinin aynı ciltte, 979'da Amasya sancakbeyi olan ve kim olduğunu bilemediği bir "Murad Bey"den söz etmesi de dikkat çekicidir; ahkâm defterlerinde "Murad" adı geçen bir kaydın şehzadeye yorulmuş olma ihtimali vardır, ama bu da kaynakla doğrulanamayan bir ihtimaldir. Şunu da belirtmek gerekir: Hüsameddin'in verdiği doğum tarihi (5 Cemaziyelevvel 953) TDV ile birebir uyuşur ve yirmi bir yaş hesabı kendi içinde tutarlıdır; tarihçinin şehzade hakkında doğru bilgileri olduğu açıktır.
Bütün bunlar göz önüne alındığında, III. Murad'ın şehzadeliğinde Amasya valiliği yaptığı bilgisi bugünkü kaynaklarla doğrulanamamaktadır ve büyük ölçüde şüphelidir. TDV'nin verdiği kesintisiz Saruhan valiliği, Osmanlı hanedan tarihinin genel anlatısıyla da uyuşur. Buna karşılık Hüsameddin'in verdiği bilginin tamamen dayanaksız olduğu da kesin söylenemez, çünkü tarihçi bir arşiv belgesine atıf yapmaktadır. Sorunun çözümü, Hüsameddin'in andığı ahkâm defterindeki hükmün ve Câmi‘u'd-düvel'deki ilgili pasajın bulunmasına bağlıdır.
Şiiri
III. Murad "Murâdî" mahlasıyla şiir yazmıştır. TDV maddesine göre şiirleri çoğunlukla dinî ve tasavvufî konuludur ve bazı mecmualarda ve tezkirelerde, örneğin Ahdî'nin Gülşen-i Şu‘arâ'sında yer alır. Kimi zaman kapalı bir anlatıma bürünen Arapça ve Farsça gazelleri, çağının şair ve âlimleri tarafından, padişahın isteğini yerine getirmek ve ondan ihsan almak için şerh edilmiştir. Hâşimî, Bâkî, Subhî, Hoca Sâdeddin ve Zekeriyyâ Efendi gibi isimlerin yazdığı bu şerhleri bir araya getiren bir mecmua Türk ve İslâm Eserleri Müzesi Kütüphanesi'ndedir (nr. 1901); Atâî'nin III. Murad'ın tasavvufa dair müstakil bir eseri olarak andığı Fütûhât-ı Siyâm'ın da muhtemelen aynı eser olduğu belirtilir. Çeşitli kütüphanelerde ona ait müstakil divan nüshaları bulunmaktadır.
Divanından seçmeleri ilk olarak Ahmet Kırkkılıç Sultan Üçüncü Murad: Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'ndan Seçmeler (İstanbul 1988) adlı kitabında yayımlamış, aynı araştırmacı daha sonra divanın tenkitli metnini Murâdî Divanı (İnceleme-Tenkitli Metin) adıyla hazırlamıştır (İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2012). Şiirlerinden en çok anılanı, tarihçi Selânikî'nin kaydettiği bir gazeldir: padişah bu gazelde, istediği gibi güvenilir ve muktedir bir devlet adamı bulamadığından yakınır; gazel "Gönlümün istediği bana bir âdem olsa" mısraıyla başlar ve mahlas beytinde aynı dileği tekrarlar. TDV bu şiiri, padişahın devlet işleri karşısındaki tavrını yansıtan bir belge olarak anar. III. Murad şiirin yanında hatla da ilgilenmiş, sülüs, nesih ve ta‘lik yazılarda iyi yetişmiştir; Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi'nde "Murâdî" imzalı bir celî ta‘lik levhası bulunmaktadır.
Murâdî'nin şiirleri arasında Amasya ile ilgili ya da Amasya'da yazıldığı bilinen bir şiir tespit edilememiştir. Bu nedenle bu kategoride ayrı şiir yazısı açılmamıştır; padişahın Amasya bağı doğrulanmadığı için divanının tamamı da burada yayımlanmamıştır. Şiirlerini okumak isteyenler yukarıda anılan Kırkkılıç neşirlerine başvurabilir.
Kronoloji
953 (1546): 5 Cemaziyelevvel'de (4 Temmuz) Manisa yakınlarında Bozdağ yaylasında doğar.
966 (1558): TDV'ye göre Akşehir sancakbeyi olur.
969 (1562): Receb'de (Mart) Saruhan sancakbeyliğine gönderilir; TDV'ye göre tahta çıkıncaya kadar burada kalır.
974 (1566): Hüsameddin'e göre babasının tahta çıkışından sonra Amasya valisi olur. TDV'de bu bilgi yoktur.
976 (1568): Hüsameddin'e göre Rebiülahir'de Amasya'dan Manisa'ya nakledilir.
982 (1574): 8 Ramazan'da (22 Aralık) İstanbul'da tahta çıkar.
1003 (1595): 6 Cemaziyelevvel'de (17 Ocak) ölür; Ayasofya hazîresine gömülür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 3, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, s. 512-513 (e-kitap s. 513-514; özgün sayfa 323-325, 598. dipnot). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page513.html
- Ahmet Kırkkılıç, Sultan Üçüncü Murad: Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'ndan Seçmeler, İstanbul 1988 (TDV maddesindeki künyeyle).
- Sultan Üçüncü Murad, Murâdî Divanı (İnceleme-Tenkitli Metin), haz. H. Ahmet Kırkkılıç, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları 56, 2012 (kütüphane katalog kaydına göre).
Akademik çalışmalar
- Bekir Kütükoğlu, "Murad III", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/murad-iii
Kitaplar
- Selânikî Mustafa Efendi, Târih-i Selânikî, haz. Mehmet İpşirli, s. 428 (TDV maddesindeki atıfla).
Çevrimiçi kaynaklar
