Pîrî Mehmed Paşa, Yavuz Sultan Selim'in ve Kanuni Sultan Süleyman'ın ilk yıllarının sadrazamıdır; şiirlerinde Remzî mahlasını, zaman zaman da kendi adını kullanmıştır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi'nde onun 873 dolaylarında Amasya'nın Temennâ Mahallesi'nde doğduğunu yazar ve Yavuz'un "devlet adamları içinde ancak üç kişi bulabildim" sözündeki üç kişinin de Amasyalı olduğunu özellikle not eder. XVI. yüzyıl tezkireleri ise onu Konyalı ya da Karamanlı sayar. Paşanın bir divançesi olduğu söylenir, ama bugüne ulaşmamıştır; tezkirelerin ve Hüsameddin'in aktardığı birkaç gazel parçası, bir matla ve bir beyit, Remzî'nin şiirinden kalan her şeydir. Hüsameddin'in paşa için yazdığı iki madde de sitede yayımlanmıştır: Pîri Mehmed Paşa-Cemâlîzâde ile Remzî Mehmed Pîrî Paşa-Cemâlîzâde.
Hüsameddin'in Kaydı
Hüsameddin, yedinci cildin "pe" harfi bölümünde paşaya on beş sayfa ayırır. Tercemenin başı aileyi Konya'dan Amasya'ya getirir:
Pîri Mehmed Paşa-Cemâlîzâde Amasyalıdır. Kuyûd-i vakfiye idâresinde müseccel olan vakfiyelerinde mestûr olduğu üzere ulemâdan Muhyiddîn Mehmed bin Ahmed bin Mahmûd bin Cemâleddîn Mehmed Aksarâyî mahdûmudur. Pederi Konya'da 871'de vefât eden Mevlânâ Nûreddîn Hamza-i Karâmânî'nin tilmîz ve dâmâdıdır. Bilâd-ı Karâmâniyye'nin Fâtîh Sultân Mehmed tarafından zabt ü istilâsı üzerine Aksaray ve Konya halkından bir kısm-ı mühimmi tehcîre tâbi' tutulmuşdu. Sadr-ı a'zam Mahmûd Paşa, bu halkı tehcîr etdiği esnâda 871'de peder ve vâlidesi Âyşe Hâtun Konya'dan kaldırılıp Amasya'ya gönderilmiş ve Temennâ Mahallesi'ne yerleştirilmiş idi. Pîri Mehmed Paşa, Amasya'nın Temennâ Mahallesi'nde takrîben 873 senesi hudûdunda doğdu.
Günümüz Türkçesiyle: Pîrî Mehmed Paşa Cemâlîzâde Amasyalıdır. Vakıflar idaresinde kayıtlı vakfiyelerinde yazıldığı üzere, âlimlerden Muhyiddin Mehmed bin Ahmed bin Mahmud bin Cemâleddin Mehmed Aksarâyî'nin oğludur. Babası, Konya'da 871'de ölen Mevlânâ Nûreddin Hamza-i Karamânî'nin öğrencisi ve damadıdır. Karaman ülkesi Fatih Sultan Mehmed tarafından alınınca Aksaray ve Konya halkının önemli bir kısmı sürgüne tabi tutulmuştu. Sadrazam Mahmud Paşa bu halkı sürgün ederken, 871'de paşanın babası ve annesi Âişe Hatun da Konya'dan kaldırılıp Amasya'ya gönderilmiş, Temennâ Mahallesi'ne yerleştirilmişti. Pîrî Mehmed Paşa, Amasya'nın Temennâ Mahallesi'nde aşağı yukarı 873 yılı dolaylarında doğdu.
Maddenin sonlarına doğru Hüsameddin, paşa hakkındaki hükmünü uzun bir sıfat dizisiyle verir ve şairliğini bu dizinin içine yerleştirir:
Pîrî Mehmed Paşa, pek fâzıl, muhakkik, âkil, mehîb, kâmil, müdebbir, müstakîm, afîf, bütün kavânîn ve nizâmât-ı devlete vâkıf, nizâmü'l-mülk ü saltanât, kavvâm-ı dîn ü devlet, şâir, edîb, Felâtun-meşreb bir racul-i siyâsî idi.
Yani paşa çok bilgili, araştırıcı, akıllı, heybetli, olgun, tedbirli, dürüst, iffetli, devletin bütün kanun ve düzenlerini bilen, mülkün ve saltanatın düzenini sağlayan, dinin ve devletin direği, şair, edip, Eflatun yaratılışlı bir siyaset adamıydı. Hüsameddin, terceme için resmî belgelerden, şer'iyye sicillerinden ve paşanın imzasını taşıyan evraktan yararlandığını, öteki terceme yazarlarının ise duyduklarını yazdıklarını söyler. Onuncu ciltte Remzî mahlası altında paşa yeniden anılır; orada "Karaman'dan gelip Amasya'da yerleşen" Muhyiddin Mehmed Çelebi'nin oğlu olduğu tekrarlanır ve okur yedinci cilde gönderilir.
Hayatı
Hüsameddin'in anlatısında Pîrî Mehmed, Amasya'da Karamânîzâde Seyyideddin Ahmed, Şerefeddin İdris Çelebi ve Cemâlîzâde Kıvâmeddin Kâsım Efendi'den okumuş, ünlü hattat Abdullah Efendi'den yazı öğrenmiştir. 894'te Amasya mahkemesinin kâtibidir; 896'da şehirde çıkan ve Hüsameddin'in "sünnet düğünü fitnesi" dediği olayda kâtiplikten azledilince İstanbul'a gitmiş, orada Molla Kestel, Hacı Hasanzâde ve Amasyalı Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin yanında tahsilini tamamlayıp müderris olmuştur. II. Bayezid'in yakınlarından Amasyalı Seydî Ömer Çelebi'nin damadıdır; kayınpederi 901'de gözden düşünce kendisi de Silivri kadılığıyla İstanbul'dan uzaklaştırılmıştır. Ardından Siroz ve Galata kadılıkları, Fatih vakıflarının mütevelliliği, Anadolu ve Rumeli defterdarlıkları gelir. Hüsameddin'e göre Fatih vakıflarının 909'daki yıllık hesabı görülürken gösterdiği dürüstlük ve hesap bilgisi onu defterdarlığa taşımıştır.
Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkışıyla başdefterdar olan Pîrî Mehmed, İran seferinin hazırlığı için Amasya'ya gönderilmiş, Çaldıran'dan sonra vezir olmuştur. Yusuf Küçükdağ'ın TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesi, Çaldıran'da hemen savaşa girilmesi yönündeki görüşünün kabul gördüğünü ve vezirliğe 25 Şâban 920'de (15 Ekim 1514) getirildiğini yazar. Hüsameddin ise vezirliğin 920 yılının 23 Şevval'inde Amasya'da verildiğini söyler. Ordu o kış Amasya'da kalmıştı ve 921 Muharrem'inde yeniçeriler paşanın evini burada yağmaladı. Mısır seferi sırasında İstanbul muhafızlığı yapan paşa, 924 başında Yavuz'un sadrazamı oldu ve Selim'in ölümünden sonra Kanuni'nin ilk üç yılında da bu makamda kaldı; Belgrad ve Rodos seferlerine katıldı. 929'da (1523) azledilerek Silivri'deki çiftliğine çekildi.
Ölümü bir rivayetle anılır. Hüsameddin, sadrazam İbrahim Paşa'nın, Pîrî Paşa'nın yeniden göreve çağrılmasından korktuğunu ve Edirne kadısı olan oğlu Muhyiddin Mehmed'i kandırarak babasını zehirlettiğini anlatır; paşanın ölürken oğluna beddua ettiğini, oğlunun da bir yıl sonra sarhoşken mangalın üstüne devrilip yandığını ekler. TDV maddesi bu zehirleme hikâyesini "rivayet edilir" diye kaydeder. Paşa 939 (1532) sonbaharında Silivri'de öldü ve orada yaptırdığı caminin hazîresine gömüldü. Mecdî'nin aktardığına göre Mevlânâ Nazmî'nin söylediği "Pîrî Paşa'nın mekânın adn ede Hayy Vedûd" mısraı ebcedle 939'u verir.
Hüsameddin'e göre paşanın Amasya'daki eseri, doğduğu Temennâ Mahallesi'ndeki mescit ve mektepti. Damatlarından biri Amasyalı Müeyyedzâde Abdullah Abdî Efendi'dir.
Doğum Yeri ve Soyu Üzerine
Paşanın memleketi kaynaklarda üç türlü geçer. Sehî Bey'in Heşt Bihişt'i onu "Konevî", yani Konyalı sayar; neşrin gösterdiği bazı nüshalarda "Karamanîdür, Konya şehrindendür" denir. Latîfî "Karamânî Pîrî Paşa" der. Küçükdağ'ın TDV maddesi de muhtemelen 867'de (1463) Konya'da doğduğunu yazar, medrese tahsiline ise babasının Halvetî şeyhi olarak bulunduğu Amasya'da başladığını belirtir. Hüsameddin bunlara karşı vakfiyelere dayanarak ailenin 871'de Konya'dan Amasya'ya sürüldüğünü ve paşanın Amasya'da doğduğunu ileri sürer. İki anlatı, ailenin Karaman kökenli olduğu ve paşanın gençliğini Amasya'da geçirdiği konusunda birleşir; ayrıldıkları nokta doğumun sürgünden önce mi sonra mı olduğudur. Doğum yılı için verilen 867 ile 873 arasındaki fark da buradan gelir. Hangisinin doğru olduğu eldeki kaynaklarla çözülemez.
Baba konusunda da ayrılık vardır. TDV maddesi babayı Halvetiyye'nin Cemâliyye kolunun kurucusu Cemâl-i Halvetî, yani Çelebi Halife olarak tanıtır. Hüsameddin ise babanın adını vakfiyelerden Muhyiddin Mehmed bin Ahmed diye verir ve Çelebi Halife'yi sekizinci ciltte, nesebi başka biçimde sıralanan ayrı bir madde olarak yazar. Paşanın Hz. Ebubekir soyundan geldiği iddiasını Hüsameddin kabul etmez; Cemâleddin Aksarâyî'nin torunlarından olduğunu vakfiyelerin açıkça gösterdiğini, Ebubekir'e uzanan nesebin ise ispatlanmadığını yazar. Beyânî ve Kınalızâde bu nesebi Dâvûd-ı Kayserî üzerinden Hz. Ebubekir'e bağlar.
Şiiri
Tezkireciler paşanın şairliğini devlet adamlığının yanında anar. Sehî onu "hoş-tab', nâzük-dil, fâzıl" bir kişi olarak tanıtır ve şiirinin tarzını çok latif bulur; Latîfî, bilgisinin ve temiz yaratılışının şiire de uzandığını, mahlas yerinde bazen kendi adını, bazen Remzî'yi kullandığını söyler. Beyânî ve Kınalızâde, "pür-iştihâr", yani çok ünlü dedikleri bir gazelini verir. Mecdî'nin Şakâyık tercümesinde paşanın mahlası Remzî olarak kaydedilir ve aynı gazelden iki beyit aktarılır. Küçükdağ, kaynaklarda şiirlerini bir divançede topladığının söylendiğini, ama böyle bir eserin günümüze ulaşmadığını belirtir.
Elde dört parça var; her birine bu kategoride ayrı bir sayfa ayrıldı. Bunların en tanınmışı, redifi "yürür" olan "Şeb-i zülfinde kalanlar zulemât ile yürür" gazelidir; Beyânî beş, Sehî üç, Kınalızâde üç beytini verir, nüshalardan birinde mahlas beyti "Pîriyâ" diye başlar. Latîfî'nin aktardığı "Mümkin olmaz kim nigâruñ hatt-ı mergûbın görem" ile başlayan iki beyit, "Günlesem günden n'ola ey şem'-i bezm-ârâ seni" matlaı ve sevgiliyle bir söz atışması gibi kurulmuş "Didüm görmedüm ey dilber gözüñ gibi güzel gözler" beyti öteki parçalardır. Hüsameddin, Latîfî'nin bu maddeyi alıntılarken iki beyitlik parçayı ve matlaı aktarır, son beyti almaz.
Paşanın himayesi de edebiyat tarihine geçmiştir. TDV maddesi, Tâcîzâde Câfer Çelebi, Kalkandelenli Sücûdî ve Celâlzâde Mustafa Çelebi'yi onun koruduğu kişiler arasında sayar. Kınalızâde'nin bir başka maddede paşanın defterdarken şairlere ihsanda bulunduğunu anması da bu çevreyi gösterir.
Kronoloji
871 (1466-67): Hüsameddin'e göre ailesi Konya'dan Amasya'ya sürülür.
867 ya da 873 dolayı: Doğumu (TDV: Konya, muhtemelen 867; Hüsameddin: Amasya, 873 dolayı).
896 (1491): Amasya mahkemesindeki kâtipliğinden ayrılır.
918 (1512): Yavuz Sultan Selim'in cülusuyla başdefterdar olur.
920 (1514): Çaldıran seferinden sonra vezir olur.
924 (1518): Sadrazam olur.
929 (1523): Sadrazamlıktan azledilir, Silivri'ye çekilir.
939 (1532): Silivri'de ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 635-649 (e-kitap s. 455-460). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page455.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 128-129 (e-kitap s. 230). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page230.html
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 243-245. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
- Beyânî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 78. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55835,beyani-tezkiresipdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 393-395. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
Akademik çalışmalar
- Yusuf Küçükdağ, "Pîrî Mehmed Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 34, İstanbul 2007, s. 280-281. https://islamansiklopedisi.org.tr/piri-mehmed-pasa
Resmî kaynaklar
- Sehî Beg, Heşt Bihişt, haz. Halûk İpekten, Günay Kut, Mustafa İsen, Hüseyin Ayan, Turgut Karabey, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 32-33. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56165,hest-bihistpdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar




