XVIII. yüzyılın ilk yarısında Sa'dî Efendi'nin hayatı iki Mevlevî yapısı arasında geçti: yirmi dört yıl kadar şehirdeki Amasya Mevlevîhânesi'nde Mesnevî okuttu, şehrin batısındaki Şeyh Cû'î Mevlevîhânesi'nde ise posta oturdu. "Hâcızâde" lakabını, "Hacı Dede" diye tanınan Mevlevî şeyhi babası Ebû Saîd Ahmed Dede'den alır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu Mevlevî ariflerinden bir şair olarak anar ve Arap ile Fars edebiyatını bildiğini ekler. 1129'da (1716-17) ağabeyinin yerine tekkenin şeyhi ve mütevellisi olmuş, 22 Şevval 1153'te (Ocak 1741) ölmüştür. Söylediği şiirlerden hiçbiri elde değildir.
Amasya Tarihi'ndeki Maddesi
Hüsameddin'in onuncu cildinde kayıt "Sa'dî Efendi-Hâcızâde, eş-Şeyh, el-Hâc" başlığını taşır; başlıktaki "el-Hâc" onun hacca gittiğini gösterir:
Amasyalıdır. Mevlevî-hâne meşâyihinden "Hacı Dede" demekle meşhûr eş-Şeyh Ebû Sa'îd Ahmed Dede Efendi'nin mahdûmudur. Pederi 1114'de irtihâl etdikte tahsîl esnâsında olduğundan büyük birâderi Sa'îd İbrâhim Dede Şeyh Cû'î tekkesi şeyhi ve mütevellîsi olmuşdu. İkmâl-i tahsîl ve tekmîl-i sülûk edib 1129'da birâderinin ref'iyle mezbûr tekke şeyhi ve mütevellîsi olup yirmi dört yıl kadar Amasya mevlevî-hânesinde mesnevî-hân ve Şeyh Cû'î'de icrâ-yı meşîhatle be-nâm olduğu hâlde 1153 senesi şevvâlinin yirmi ikisinde dâr-ı na'îme rihlet etdi. Urefâ-yı Mevleviyye'den şâir, edebiyât-ı Arabiyye ve Farsiyye'ye âşinâ idi. Oğulları Mehmed, Ahmed, Osmân Dedelerdir. Nâyî Osmân Dede mütevellî ve mesnevî-hân olup 1189'da vefâtıyla mahdûmu Mustafa Dede mütevellî ve mesnevî-hân oldu. Bu da 1234'de vefâtıyla Osmân Efendi ve bunun da 1274'de vefâtıyla mahdûmu Ömer Çelebi yalnız mütevellî ve Kemer-başı Bafralı Mustafa Efendi de mesnevî-hân oldu.
Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Mevlevîhâne şeyhlerinden "Hacı Dede" diye tanınan Şeyh Ebû Saîd Ahmed Dede Efendi'nin oğludur. Babası 1114'te ölünce kendisi henüz öğrenim gördüğü için ağabeyi Saîd İbrâhim Dede Şeyh Cû'î Tekkesi'nin şeyhi ve mütevellisi olmuştu. Öğrenimini ve tarikat yolunu tamamladıktan sonra 1129'da ağabeyinin görevden alınmasıyla bu tekkenin şeyhi ve mütevellisi oldu. Yirmi dört yıl kadar Amasya Mevlevîhânesi'nde Mesnevî okuttu, Şeyh Cû'î'de de şeyhlik ederek ün kazandı ve 1153 yılı şevval ayının yirmi ikinci günü öldü. Mevlevî ariflerinden bir şairdi, Arap ve Fars edebiyatını bilirdi. Oğulları Mehmed, Ahmed ve Osman Dede'dir. Neyzen Osman Dede hem mütevelli hem mesnevîhan oldu; 1189'da ölünce oğlu Mustafa Dede mütevelli ve mesnevîhan oldu. Onun 1234'te ölümüyle görev Osman Efendi'ye geçti; Osman Efendi 1274'te ölünce oğlu Ömer Çelebi yalnız mütevelli oldu, mesnevîhanlığa ise Kemerbaşılı Bafralı Mustafa Efendi getirildi.
Babası ve Ağabeyi
Ebû Saîd Ahmed Dede, Amasya Mevlevîhânesi dervişlerinden Mehmed'in oğluydu. Şeyh Hasan Kutsî Dede'nin hizmetinde yetişip zâkirbaşı olmuş, "Ebû Saîd" künyesini de ondan almıştı. 1095'te (1683-84) Şeyh Cû'î Mevlevîhânesi'nin şeyhi ve mesnevîhanı, bir yıl sonra buna ek olarak şehirdeki Mevlevîhâne'nin şeyhi olmuş; 1099'da şehirdeki şeyhlik elinden alınmış, köydeki tekkede ise 1114 başlarındaki ölümüne kadar kalmıştı. Hüsameddin onu da Arap ve Acem edebiyatına vâkıf bir zat olarak anar; oğlu Sa'dî Efendi'ye verdiği sıfat, babanın sıfatının neredeyse aynısıdır.
Babası öldüğünde Sa'dî Efendi'nin henüz öğrenimde olması, onun 1680'lerin sonlarında ya da 1690'larda doğmuş olabileceğini düşündürür; doğum tarihi kayıtlı değildir. Post, ağabeyi Saîd İbrâhim Dede'ye geçti. Hüsameddin, babanın maddesinde İbrâhim Dede'nin Amasya Mevlevîhânesi'nin de şeyhi olduğunu, oğullarının Lütfullah, Ahmed Gavsî ve Mehmed olduğunu ve bu kola "Hacıoğulları" ya da "Hacı Dedezâdeler" dendiğini yazar. 1129'da İbrâhim Dede'nin Şeyh Cû'î'deki görevi "ref'" edilerek, yani elinden alınarak küçük kardeşine verildi. Bu değişikliğin nedeni kaydedilmemiştir.
Şeyh Cû'î Tekkesi'nde
Sa'dî Efendi'nin şeyhi olduğu tekke, Amasya'nın batısında, Şeyh Cû'î Bağları'nın kuzeybatısında, bugünkü Yuvacık köyünün altındaki gölün yakınındaydı. Mevlevî şeyhi Cû'î Mehmed Çelebi onu 817'de (1414-15) yaptırmış ve vakfiyesinde şeyhlik ile mesnevîhanlığı soyuna bağlamıştı. Kurucunun kendi yaptırdığı türbe, bugün Şeyh Cui Baba Türbesi adıyla köy camisinin yanında durur. Hüsameddin, Hacı Dede ailesinin üyelerine ayrılmış bazı maddelerde bu evin Şeyh Cû'î soyundan geldiğinin rivayet edildiğini kaydeder; tekkenin uzun süre bu ailenin elinde kalması bu rivayetle uyumludur.
Köydeki tekkede hem şeyh hem vakfın mütevellisiydi; şehirdeki Mevlevîhâne'de ise Mesnevî okutan hocaydı ve bu ikili görev yirmi dört yıl sürdü. Hüsameddin'in birinci cildindeki tekke listesi, onun ölümünden bir yıl sonra, 1154'te (1741-42) Şeyh Cû'î'nin şeyhliğine ve mesnevîhanlığına İsmâil Dede'nin getirildiğini yazar; bu kayıt Sa'dî Efendi'nin görevini ölümüne kadar sürdürdüğüyle uyumludur.
Soyu
Maddenin son kısmı, Sa'dî Efendi'den sonra mütevelliliğin ve mesnevîhanlığın bir yüzyılı aşkın süre onun oğullarının soyunda kaldığını gösterir. Neyzen Osman Dede'nin 1189'da (1775-76) ölümüyle görev oğlu Mustafa Dede'ye, onun 1234'te (1818-19) ölümüyle Osman Efendi'ye geçmiş, Osman Efendi'nin 1274'te (1857-58) ölümünden sonra ise iki görev ayrılmıştır. Oğlu Ömer Çelebi yalnız vakfın mütevellisi olmuş, Mesnevî okutmak ise Kemerbaşılı Bafralı Mustafa Efendi'ye geçmiştir. Ağabeyinin soyu da Mevlevîlikten kopmamıştır: Sâbit Mehmed Dede, İbrâhim Dede'nin oğlu Ahmed Gavsî Dede'nin torunudur ve o da şair olarak anılır.
Şiiri
"Urefâ-yı Mevleviyye'den şâir" sözüne bakılırsa Sa'dî Efendi, Mevlevî çevresinde tasavvufi şiir söyleyen biri olarak tanınıyordu; yine de şiirlerine ulaşılamamıştır. Madde mahlas anmaz, beyit aktarmaz, bir mecmuaya da işaret etmez. Sa'dî adının mahlas olarak da kullanılmış olabileceği akla gelir; kaynak bu konuda bir şey söylemediği için bu bir tahminden öteye geçmez.
Kronoloji
1095 (1683-84): Babası Ebû Saîd Ahmed Dede, Şeyh Cû'î Mevlevîhânesi'nin şeyhi olur.
1114 (1702): Babası ölür; ağabeyi Saîd İbrâhim Dede şeyh ve mütevelli olur.
1129 (1716-17): Ağabeyinin görevden alınmasıyla Şeyh Cû'î Tekkesi'nin şeyhi ve mütevellisi olur.
22 Şevval 1153 (Ocak 1741): Ölür.
1154 (1741-42): Şeyh Cû'î'nin şeyhliğine ve mesnevîhanlığına İsmâil Dede getirilir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 257-258 (Sa'dî Efendi-Hâcızâde, eş-Şeyh, el-Hâc maddesi; e-kitap s. 268). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page268.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 313-314 (Ebû Sa'îd Ahmed Dede Efendi-Hacı Dede maddesi; e-kitap s. 104). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page104.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 233-234 (Şeyh Cû'î Tekkesi; e-kitap s. 152). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page152.html
Çevrimiçi kaynaklar
