Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün
Be-dergâh-ı tu üftâdem bezârî
Tu hâşâ red konî mahrûm dârî
Günümüz Türkçesiyle
1. İnleyerek (perişan bir hâlde) senin dergâhına düştüm; hâşâ ki sen (beni) geri çevirip mahrum bırakasın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Altıncı Farsça müfred "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Neşirde varak imi yoktur; beyit, [96a] imli beşinci müfredin ardından gelir. Beyit musarra'dır: "bezârî" ile "dârî" kafiyelidir ve iki kelime de "-ârî" sesiyle biter. Birinci mısraın sonundaki "bezârî" kelimesi "be-zârî" diye ayrılarak okunur: "be" (ile) edatı ve "zârî" (inleme, ağlayış). Böylece kafiye, "zârî" ile "dârî" (tutarsın) arasında kurulmuş olur.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit, bir önceki müfredin kapı imgesini sürdürür. Birinci mısrada kul ya da âşık, dergâha "düşmüştür": "üftâdem" hem yere düşmeyi, hem de birinin kapısına düşüp sığınmayı anlatır. "Be-zârî" (inleyerek) bu düşüşün hâlini belirler. Kılıç beyti "Perişan bir şekilde senin dergâhına düştüm. Hâşâ ki, beni (kapından) mahrum edesin" diye karşılar; biz "zârî" kelimesinin "inleme, ağlayış" anlamını öne çıkardık. İkinci mısraın "hâşâ" ile başlaması dikkat çekicidir. "Hâşâ", bir şeyin olmasından Allah'a sığınmayı anlatan bir sözdür: "öyle bir şey olmasın, olamaz". Kul, reddedilme ihtimalini bile ağza alırken bunu "hâşâ" ile karşılar ve böylece reddin kendisini düşünülemez bir şey hâline getirir. "Red konî" (geri çevirirsin) ile "mahrûm dârî" (mahrum tutarsın) iki aşamalı bir korkuyu dile getirir: önce kapıdan geri çevrilmek, sonra lütuftan büsbütün yoksun kalmak. Beyitte "dergâh", "üftâde" ve "mahrûm" kelimeleri bir kapı ve sığınma tenasübü kurar.
Tarihî Bağlam
Aynı söyleyiş Şâhî'nin ikinci Farsça nazmında da vardır: "Tu hâşâ ki rânî merâ der-cahîm" (hâşâ ki sen beni cehenneme süresin). İki beyitte de "Tu hâşâ" ile başlayan bir mısra, Allah'ın kulunu reddetmesini düşünülemez bir şey olarak sunar. Üçüncü mesnevide de "Revâ mı pâdişâhum hazretünden / Ki mahrûm ola Şâhî himmetünden" beytiyle aynı "mahrum kalma" korkusu dile gelir. Bu ortaklıklar bizim tespitimizdir; Kılıç bu metinleri birbirine bağlamaz. Beytin yazılış zamanına dair bilgi yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 165, Farsça müfred no. 6 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225), dipnot 234 (beytin Türkçe anlamı); ayrıca s. 164 (Farsça nazm no. 2, dipnot 225), s. 153 (mesnevi no. 3), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar





