Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün
Cemâlündür serîr-i hüsne server
Gulâmundur meh ü hûrşîd ü hâver
Cemâlün gülsitânı tâze olsun
Hudâdan dilerüm tâ rûz-ı mahşer
N’ola kılsa idün ey âfitâbum
Benüm bir gice gam-hânem münevver
Gice gündüz visâlündür murâdum
Hudâdan dilerüm ide müyesser
Hayâlün bir nefes hâlî degüldür
Gönülden gözden ey rûh-ı musavver
Şehâ tebdîl-i sûretle ‘acebdür
Yüzün görmekçün olmazsam kalender
Niçün hoş geçmeye sâyende Şâhî
Du’â-gûyunken ey serv-i semen-ber
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzellik tahtının hükümdarı senin cemalindir; ay da güneş de doğudan doğan ışık da senin kölendir.
2. Cemalinin gül bahçesi kıyamet gününe dek taze kalsın diye Tanrı'ya dua ederim.
3. Ey güneşim, bir gece gelip benim gam evimi aydınlatsan ne olur.
4. Gece gündüz muradım sana kavuşmaktır; bunu kolaylaştırması için Tanrı'ya dua ederim.
5. Ey vücut bulmuş ruh, hayalin bir an bile gönlümden ve gözümden eksik olmaz.
6. Ey şah, yüzünü görebilmek için kılık değiştirip bir kalender (gezgin derviş) olmazsam şaşılır.
7. Ey yasemin göğüslü servi, Şâhî sana dua edip dururken senin gölgende niçin hoş vakit geçirmesin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yedi beyitlik gazel hezec bahrinin "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır; Kılıç'ın dökümüne göre divanda bu kalıbı kullanan yirmi gazel vardır. Nüshada 13b varağındadır. Redif yoktur, kafiye "-er" sesidir: server, hâver, mahşer, münevver, müyesser, musavver, kalender, semen-ber. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığı kesin olarak bilinmez.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir saltanat sahnesi kurar. Güzellik bir taht (serîr) olarak düşünülür, sevgilinin cemali bu tahtın başıdır; ay, güneş ve doğudan doğan ışık ona kul olmuştur. Server, serîr ve gulâm kelimeleri arasında bir tenasüp vardır. Üçüncü beyitte sevgiliye "âfitâbum" (güneşim) diye seslenilir ve onun bir gece gelip gam evini aydınlatması istenir; güneşin gece gelmesi istendiği için beyitte gece ile güneş arasında hoş bir karşıtlık vardır. Beşinci beyitteki "rûh-ı musavver", ruhun biçime bürünmüş hâli demektir. Sevgili hem ruh kadar latif hem de gözle görülecek kadar somuttur; bu yüzden hayali hem gönülden hem gözden ayrılmaz.
Altıncı beyit gazelin en dikkat çekici yeridir. "Tebdîl-i sûret" kılık değiştirmektir; şair, sevgilinin yüzünü görebilmek için bir kalender, yani dünya bağlarından el çekmiş gezgin bir derviş kılığına girmeye hazırdır. Hükümdar ve şehzadelerin halk arasına kılık değiştirerek karışması bilinen bir davranış olduğu için bu beyit bir şehzadenin ağzında ayrı bir renk kazanır; bu değerlendirme bizim okumamızdır.
Gazelde iki kez tekrarlanan "Hudâdan dilerüm" sözü ve son beyitteki "du'â-gûy" (duacı) kelimesi şiire bir dua havası verir. İkinci beyitte sevgilinin güzelliğinin "tâ rûz-ı mahşer", yani kıyamete dek taze kalması dilenir, son beyitte şairin onun "sâye"sinde, gölgesinde hoş geçinmesinden söz edilir. Kılıç, divanın ikinci gazelini Kanuni'ye ithaf edilmiş bir şiir sayar ve orada padişahın gölgesinin haşre dek eksik olmaması için dua edildiğini belirtir. Bu gazelde de aynı dua ve gölge dili ile "şehâ" hitabı bulunduğu için şiirin aynı muhataba yönelmiş olabileceği düşünülebilir; bu bizim okumamızdır ve kaynakta böyle bir bağlantı kurulmaz.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 62-63, gazel no. 33 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 13b); ayrıca s. 29 (vezinler), s. 36 (ikinci gazelin Kanuni'ye ithafı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






