Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Fürkat ile lâle-veş bagrumı pür-hûn eyleme
Hasret-i dâg-ı gamunla beni mahzûn eyleme
Cânum al tek râzî oldum beni magbûn eyleme
Nev-cevânsın dostum kan ile kânûn eyleme
Ey yüzi gül saçı sünbül mâh-ı tâbânum benüm
Çeşmi nergis hâli fülfül zülfi reyhânum benüm
Mey yirine kanum içme zulm idüp hânum benüm
Nev-cevânsın dostum kan ile kânûn eyleme
‘Akl-ı küllî Leylî-i zülfünde Mecnûn eyledün
Cânı meftûn-ı dil-âvîzünle meftûn eyledün
Hûblar içre cefâ resmini kânûn eyledün
Nev-cevânsın dostum kan ile kânûn eyleme
Tîg-i cevrünle delindi âh sîneyle yürek
Ol sebebdendür k’olupdur göklere âhum direk
Tutmaz isen tutma bu pendi hele benden dimek
Nev-cevânsın dostum kan ile kânûn eyleme
Âh kim irdi göge feryâd ile âhum benüm
Korkarum kim yakısardur ‘âlemi vâhum benüm
Alma âhum rahm kıl yazukdur ey şâhum benüm
Nev-cevânsın dostum kan ile kânûn eyleme
Vuslatun kadrini bilmez yüregi kan olmayan
Kimse bilmez hâlümi derdünle giryân olmayan
Rahm kılmaz dostum kalbinde îmân olmayan
Nev-cevânsın dostum kan ile kânûn eyleme
Şâhî-i dil-hasteni ey dil-rübâ şâd eylegil
Derd ü mihnet gussasından anı âzâd eylegil
Dil-rübalar içre sen de bir eyü ad eylegil
Nev-cevânsın dostum kan ile kânûn eyleme

Günümüz Türkçesiyle

1. Ayrılıkla bağrımı lale gibi kan dolu etme; gam dağının hasretiyle beni mahzun etme. Yeter ki canımı al, razıyım; beni aldatıp zarara sokma. Dostum, gençsin; kan dökmeyi kanun edinme.

2. Ey yüzü gül, saçı sünbül, parlak ayım benim; gözü nergis, beni karabiber, zülfü reyhanım benim; ey hükümdarım, zulmedip şarap yerine kanımı içme. Dostum, gençsin; kan dökmeyi kanun edinme.

3. Küllî aklı zülfünün Leylâ'sında Mecnun ettin; canı, gönül çeken güzelliğine tutkun ederek büyüledin; güzeller arasında cefa âdetini kanun edindin. Dostum, gençsin; kan dökmeyi kanun edinme.

4. Ah, zulmünün kılıcıyla göğüs de yürek de delindi; ahımın göklere direk olması bu sebeptendir. Bu öğüdü tutmazsan tutma, ama benden söylemesi: Dostum, gençsin; kan dökmeyi kanun edinme.

5. Ah, feryatla ahım göğe erişti; korkarım ki iniltim dünyayı yakacak. Ahımı alma, merhamet et; günahtır, ey şahım benim. Dostum, gençsin; kan dökmeyi kanun edinme.

6. Yüreği kan olmayan kavuşmanın kıymetini bilmez; derdinle ağlamayan hâlimi bilmez; dostum, kalbinde iman olmayan merhamet etmez. Dostum, gençsin; kan dökmeyi kanun edinme.

7. Ey gönül alan, gönlü hasta Şâhî'ni sevindir; onu dert ve sıkıntı kederinden kurtar. Gönül alanlar arasında sen de iyi bir ad bırak. Dostum, gençsin; kan dökmeyi kanun edinme.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi bentlik, nakaratlı bir murabbadır ve remel bahrinin "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. İlk bentte dört mısra "eyleme" redifiyle biter ve "-ûn" sesiyle kafiyelenir: pür-hûn, mahzûn, magbûn, kânûn. Öteki bentlerde "-ânum benüm", "-ûn eyledün", "-ek" (yürek, direk, dimek), "-âhum benüm", "olmayan" redifiyle "-ân" ve "-âd eylegil" kafiyeleri kullanılır. Nakarat "Nev-cevânsın dostum kan ile kânûn eyleme" mısraıdır. Mahlas son bentte geçer (vr. 77b-78a).

Anlam ve Söz Sanatları

Nakarat "kan" ile "kânûn" kelimelerinin ses benzerliğine dayanır: genç sevgiliye kan dökmeyi bir kural, bir âdet hâline getirmemesi öğütlenir. Üçüncü bentteki "cefâ resmini kânûn eyledün" sözü, nakarattaki uyarının gerekçesidir: sevgili güzeller arasında cefayı zaten kural edinmiştir. İkinci bent sevgilinin güzelliğini gül, sünbül, nergis, fülfül (karabiber) ve reyhan ile anlatır; bu bitki ve baharat adları bir tenasüp kurar. Dördüncü bentte ahın göklere direk olması mübalağalı bir tasvirdir ve "pend" (öğüt) kelimesi şiirin nasihat tonunu açıkça söyler. Altıncı bendin üç mısraı "olmayan" redifiyle birer genel hüküm gibi kurulur. Beşinci bentteki "âh almak" deyimi, haksızlığa uğrayanın ahının, yani bedduasının zalimi bulacağı inancına dayanır. Son bentte sevgiliden gönül alanlar arasında "iyi bir ad" bırakması istenir; öğüt böylece şiirin sonunda da sürer.

Tarihî Bağlam

Kılıç, Şâhî'nin kimi zaman padişahına nasihat veren bir şair görünümünde olduğunu söyler ve bu murabbaın beşinci ve yedinci bentlerini örnek verir. Beşinci bentte muhatap "ey şâhum benüm" diye anılır ve âşığın ahını almaması istenir. Kılıç'ın aktarımında nakarat "Nev-cevânsın dostum kan ile kanım eyleme" biçimindedir; metinde ise "kânûn" kelimesi vardır. Nakarattaki "nev-cevân" (genç) sıfatı, Bayezid'in yetişkin bir şehzade olduğu yıllarda babası için kullanılmaya pek uygun düşmez. Bu yüzden şiirin genç bir sevgiliye yazılmış olması da mümkündür; bu çekince bizim okumamızdır.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 142-143, murabba no. 17 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 77b, 78a); ayrıca s. 36 (padişaha nasihat eden şiirler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar